|
Tweet |
Vera Kültür Sanat iş birliğiyle hayata geçirilen proje;
Emel Sayın’ın, yaklaşık altmış yıla yayılan sanat yaşamından yola çıkarak;
müzik, sinema, portre, İstanbul ve kolektif hafıza kavramlarını,
çağdaş sanatın farklı disiplinleri üzerinden bir araya getiriyor.
25 sanatçının katılımıyla gerçekleşen proje;
yalnızca Emel Sayın’ın sanat yaşamına odaklanan bir portre çalışması olmanın ötesine geçiyor.
Emel Sayın’ın sesi,
sinemadaki karakterleri ve
filmlerinde görünür olan İstanbul üzerinden;
bir dönemin kültürel hafızasına ulaşmayı amaçlayan proje,
izleyiciyi; geçmişten bugüne uzanan, görsel ve duyusal bir yolculuğa davet ediyor.
Projenin temel sorularından biri,
“Bir sanatçının hafızasından hareket ederek;
bir şehrin hafızasına ulaşabilir miyiz?” sorusu olarak öne çıkıyor.
Hicran, Hasret, Feryat ve Yalancı Yarim gibi
Emel Sayın’ın sinema çalışmalarında izleyiciyle buluşan
sokaklar, konaklar, köşkler, vapurlar ve gündelik yaşam görüntüleri;
serginin, geçmiş ile bugün arasında kurduğu hafıza köprüsünün
temel unsurlarını oluşturuyor.
Bu yaklaşımda İstanbul,
yalnızca geçmişe ait bir görüntü olarak değil;
kendi hafızası ve karakteri olan yaşayan bir anlatı olarak ele alınıyor.
Proje, izleyiciyi;
bir şarkıdan filme,
filmden sokağa,
sokaktan İstanbul’a ve
İstanbul’dan kendi kişisel hafızasına uzanan bir yolculuğa çıkarıyor.
Projenin “Mavi Miras” katmanında ise;
İstanbul’un boğazı, denizi ve gökyüzü ile
geleneksel Türk sanatlarının, özellikle çini estetiğinde öne çıkan mavi-beyaz birlikteliği;
geçmiş ile bugün arasında, görsel bir bağa dönüştürülüyor.
Mavi rengin taşıdığı kültürel ve duygusal hafıza;
çağdaş sanatçıların, farklı teknik ve yorumlarıyla yeniden ele alınırken;
İstanbul’un değişen yüzü ile geçmişten günümüze taşınan estetik değerler,
aynı anlatı içerisinde buluşturuluyor.
“Mihrabım Diyen Mavi Miras & Eski İstanbul”,
küratöryel yaklaşımı açısından, farklı ve duyusal bir deneyim de sunuyor.
Projede;
ilk kez bir sergide koku unsurunun kullanılması hedeflenerek,
izleyicinin yalnızca gördüğü eserlerle değil;
eski İstanbul’u çağrıştıran kokusal atmosferle de geçmişin izlerine ulaşması amaçlanıyor.
Böylece, İstanbul’un yalnızca görsel hafızası değil;
duyusal hafızası da serginin anlatısına dahil ediliyor.
Projenin dikkat çeken bir diğer yönü ise;
pazar sanatçılarının üretimlerinin, küratöryel yapı içerisinde değerlendirilerek;
diğer sanatçıların eserleriyle, aynı anlatı içerisinde izleyiciyle buluşturulması oldu.
Ayrıca, bu yıl ilk kez;
Bazaart sanatçılarından bir seçkiye de projede yer verildi.
Farklı üretim biçimlerinin ve sanat anlayışlarının,
aynı hafıza ekseninde buluşturulması;
projenin kapsayıcı ve çok katmanlı yapısını güçlendirdi.
Eserlerin, mekân içerisindeki yerleşimi de
projenin; sinematografik yapısını destekleyecek şekilde kurgulandı
İzleyicinin, sergi alanında ilerledikçe; farklı hafıza katmanlarıyla karşılaşması amaçlandı.
Bu yönüyle proje,
yalnızca eserlerin bir araya getirildiği bir sergi anlayışının ötesine geçerek;
izleyicinin içerisinde ilerlediği bir hafıza anlatısına dönüştü.
Caner Kemahlıoğlu’nun küratöryel yaklaşımıyla şekillenen proje;
Emel Sayın’ın sanat yaşamından hareketle, bir dönemin İstanbul’una bakarken;
kaybolmaya yüz tutan kent hafızasını,
çağdaş sanatın diliyle; yeniden görünür kılmayı amaçlıyor.
25 sanatçı aynı hafıza anlatısında buluştu
Projede;
Ahmet Apaydın, Ahmet Kurt, Aksa Han, Buse Akdoğan, Deniz Serkan Özcan,
Ebru Yolver, Edanur Arslantay, Ergül Tekin, Fadime Türkeş, Fadime Yıldırım,
Gizem Tokay, Günsu Saraçoğlu, İynes Eyüp, İrem Haksever Başaran,
M. Bekir Akçagöz, Muhammed Hızır Yüksel, Melih Can, Metin Aykanat, Metin Söylemez,
Nurhan Yıldırım, Okan Karakaya, Rabia Ataş Çetinkaya,
Serdar Alp Erçin ve Zeynep Çelik; farklı bakış açıları, teknikleri ve sanat pratikleriyle,
projenin çok katmanlı anlatısına katkı sundu.
“Mihrabım Diyen Mavi Miras & Eski İstanbul”,
Emel Sayın’ın sanat yaşamını, bugünün gözleriyle yeniden yorumlarken;
İstanbul’un geçmişten bugüne taşıdığı kültürel belleği,
çağdaş sanatın olanaklarıyla; yeniden düşünmeye davet ediyor.
Proje;
geçmişin görüntülerini bugünün sanat diliyle yeniden kurarak,
İstanbul’un hafızasını; izleyicinin kişisel hafızasıyla buluşturan,
özgün bir küratöryel deneyim olarak; öne çıkıyor.
.jpg)
https://verakultursanat.com.tr/