|
Tweet |
Modern misafir beklentilerindeki dönüşüm;
otellerin, spor ve wellness alanlarına yaklaşımını da yeniden şekillendiriyor.
Konuklar artık,
yalnızca; yüksek hizmet standardı ya da estetik mekânlar aramıyor,
seyahatleri boyunca; kendi sağlıklı yaşam rutinlerini sürdürebilecekleri,
kişisel alışkanlıklarına uyum sağlayan ve
kendilerini iyi hissettiren ortamlar, talep ediyor.
Bu yeni dönemde lüks;
gösterişle değil, deneyim ve yaşam kalitesiyle tanımlanıyor.
Oteller için farklılaşma, standart çözümler yerine;
net tanımlanmış misafir profillerine göre tasarlanan,
bütünsel yaklaşımlarla, mümkün oluyor.
Tasarım, teknoloji ve hizmet kültürünün entegre edildiği bu modelde;
wellness alanları, artık; arka planda kalan teknik bölümler değil,
markanın kimliğini yansıtan ve
deneyimin merkezinde konumlanan, yaşam alanlarına dönüşüyor.
Türkiye’de 20 yıldır;
otel ve rezidans yatırımlarında çözüm ortağı olarak konumlanan Technogym,
yeni dönemde; lüksü, fiziksel bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp;
sürdürülebilir bir yaşam deneyimi olarak, ele alıyor.
1983’te İtalya’da bir garajda başlayan Technogym hikâyesi,
bugün; dünya genelinde 100’den fazla ülkede faaliyet gösteren
bir teknoloji ve wellness şirketine evrildi.
40 yılı aşkın süredir iyi yaşam kültürünü şekillendiren marka,
Türkiye’deki 20. yılını geride bırakırken;
turizm ve gayrimenkul sektöründe değişen lüks anlayışına, dikkat çekiyor.
Technogym Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Vittorio Zagaia’ya göre;
sektörde rekabet, artık yalnızca konfor üzerinden yürümüyor.
Zagaia,
“Bugün gerçek lüks;
sağlıklı ve kaliteli bir yaşamı,
dünyanın neresinde olursa olsun; sürdürebilme özgürlüğüdür” diyor.
Zagaia’ya göre;
turizm sektöründe kalıcı rekabet avantajı,
misafirin yaşam kalitesine gerçek katkı sağlayabilen markalarla; mümkün olacak.