romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort istanbul escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort hava durumu betturkey beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...



'Kurumların yapay zeka sistemlerine sınırsız yetki vermemesi gerekiyor. Kritik karar mekanizmalarında insan denetimi mutlaka korunmalı'


facebook-paylas
Güncelleme: 22-06-2026 18:09:32 Tarih: 22-06-2026 16:52

'Kurumların yapay zeka sistemlerine sınırsız yetki vermemesi gerekiyor. Kritik karar mekanizmalarında insan denetimi mutlaka korunmalı'

 

Yapay zeka alanında son dönemde yaşanan güvenlik ve erişim tartışmaları;

devletlerin, bu teknolojilere bakışını değiştirmeye başladı.

 

ABD hükümetinin Claude Mythos 5'e yönelik erişim kısıtlamaları,

yapay zekanın artık milli güvenlik perspektifiyle değerlendirildiğinin

en güncel örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

 

Bu süreçte;
Doğanay Siber Emniyet Teknolojileri tarafından geliştirilen

KA'OS (Kognitif Artırımlı Ofansif Sistem),

yapay zeka destekli siber güvenlik operasyonlarında kullanılmak üzere geliştirilen,

yeni nesil bir platform olarak; öne çıkıyor.

 

Zafiyet keşfi, güvenlik araştırmaları, kontrollü PoC üretimi ve

otonom siber güvenlik operasyonları gibi alanlarda;
Mythos sınıfı sistemlerle benzer, kanıtlanmış teknik yeteneklere sahip olan KA'OS;

kurumların, siber ortamda gerçekten dayanıklı olup olmadıkları ile ilgili olarak;
denetlenebilir ve kontrollü bir alternatif olarak, öne çıkıyor.

 

Doğanay Siber Emniyet Teknolojileri CEO'su Hamza Aytaç Doğanay,

yapay zeka destekli siber güvenlik alanında,

yeni bir dönemin başladığını belirterek; şu değerlendirmede bulundu:

 

"Yapay zeka, artık yalnızca analiz yapan bir yardımcı değil;
kurumların siber dayanıklılığını artıran,

aktif bir güvenlik bileşeni haline geldi.

 

Saldıran yapay zeka olunca,

savunanın da yapay zeka olması kaçınılmazdı.

 

Siber savaş ortamında AI vs. AI dönemi tam bir kaos şeklinde başladı.

Biz de bu dönüşümü,

yerli ve öz kaynaklarımızla geliştirdiğimiz teknolojilerle

desteklemek amacıyla; KA'OS’u geliştirdik." dedi.

 

Doğanay;
KA'OS'un, bir büyük dil modeli geliştirme projesi olmadığını belirterek,
"KA'OS;

farklı yapay zeka modellerini,

ileri seviye güvenlik araçlarını,

siber güvenlik uzmanlarının tecrübelerini ve

kurumsal bilgi kaynaklarını, belirli görevler için bir araya getiren;
bir ajan ve orkestrasyon platformudur.

 

Değer önerimiz, yeni bir model geliştirmek değil;
yapay zekayı, kurumların çoğu zaman farkında olmadığı

siber güvenlik risklerini ortaya çıkarmak ve

bunları güvenli, denetlenebilir şekilde yönetmek için kullanmaktır" dedi.

 

KA'OS'un;

yalnızca bilinen zafiyetleri raporlayan bir sistem olmadığını vurgulayan Doğanay,

"Yetkilendirilmiş sistemlerde çalışmak kaydıyla;

henüz keşfedilmemiş 'zero-day' zafiyetlerini, tespit edebiliyor,

kontrollü PoC üretebiliyor ve

farklı güvenlik araçlarını orkestre ederek;
kurumların saldırı yüzeyini analiz edebiliyor.

 

Bu analizler, web sistemleriyle sınırlı kalmıyor;

mobil uygulamalardan yazılımlara,

kripto varlıklardan çevrimiçi platformlara ve donanımlara kadar;
geniş bir dijital ekosistemi kapsıyor"
ifadelerini kullandı.

 

Mythos örneğinde görüldüğü gibi
belirli yetenek seviyesine ulaşan teknolojilerin,

her zaman sınırsız erişime açılmadığını belirten Doğanay,

"KA'OS'un sahip olduğu kabiliyetler nedeniyle;
kontrollü erişim yaklaşımını benimsiyoruz.

 

İlk aşamada,
kritik altyapılar, savunma sanayii projeleri ve

yüksek güvenlik gerektiren kurumlarla çalışıyoruz.

Bu yaklaşımı, ticari değil;
stratejik bir güvenlik gerekliliği olarak görüyoruz.

Kurumlarımızın,

yapay zeka tarafından istismar edilebilecek açıklarını öğrenme ve

bunlara karşı hazırlıklı olma zamanı geldi" dedi.

 

Tamamı Türkiye'de geliştirilen KA'OS'un;
eğitim korpusunun, sadece bir kısmının;
1 milyon 700 binden fazla güvenlik dokümanından ve

17.000’den fazla GitHub deposu elemanından oluştuğunu ifade eden Doğanay;

sistemin, yalnızca mevcut bilgileri kullanmakla kalmadığını;
operasyon esnasında öğrenebilen ve

kendi kodlarını geliştirebilen bir mimariye sahip olduğunu kaydetti.

 

KA'OS'un;
web, mobil, bulut, ağ, kaynak kodu, yapay zeka sistemleri ve

Web3 altyapıları üzerinde; güvenlik testleri gerçekleştirebildiğini aktaran Doğanay,

"Siber tehditlerin;
her geçen gün, daha karmaşık ve

yapay zeka destekli hale geldiği bir dönemde;
kurumların, insan kaynağıyla yetişemeyeceği belli olan alanlarda;
yapay zeka destekli otonom sistemler, kritik önem taşıyor"
ifadelerini kullandı.

 

Doğanay;
platformun temel hedefinin, saldırı gerçekleştirmek değil;
kurumların, siber dayanıklılığını artırmak olduğunu vurgulayarak; şöyle devam etti:

 

"KA'OS'u geliştirirken amacımız;
kurumların farkında olmadıkları ve

belki de sadece yapay zekalar tarafından tespit edilebilecek zafiyetlerini,

kötü niyetli aktörlerden önce, tespit edebilmelerini sağlamak oldu.

 

Yapay zeka destekli bu yapı sayesinde;
güvenlik ekipleri daha hızlı hareket edebiliyor,

riskleri önceliklendirebiliyor ve

düzeltme süreçlerini hızlandırabiliyor."

 

Öz kaynaklarla geliştirilen KA'OS;
yapay zeka destekli otonom ve

ofansif siber emniyet orkestrasyonunu "KA'OS as a Service" modeliyle;
kurumların kullanımına sunuyor.

 

Sistem;
OWASP Juice Shop ortamında gerçekleştirilen testlerde,

yüzde 100 otonom başarı oranına ulaştı.

 

Bunun yanında;
otonom siber güvenlik ajanlarının, gerçek web zafiyetlerini tespit etme ve

istismar etme kabiliyetlerini ölçmek amacıyla kullanılan

XBOW Validation Benchmark setinde yer alan

104 senaryonun tamamını başarıyla tamamlayarak; 104/104 tam başarı elde etti.

 

Doğanay;
bu sonuçların, KA'OS'un;
yalnızca klasik zafiyet tarama yaklaşımının ötesine geçtiğini gösterdiğini belirterek;
"Yapay zeka destekli siber güvenlik sistemleri,

artık yalnızca açıkları listeleyen araçlar değil;
güvenlik uzmanları gibi düşünebilen ve hareket edebilen

operasyonel yapılara dönüşüyor.

KA'OS da bu yeni nesil yaklaşımın bir örneğini, temsil ediyor" dedi.

 

Doğanay;
KA'OS'un, teknik yeteneklerinin yanında;
önemli operasyonel avantajlar da sunduğunu belirterek,

"Bugün birçok yapay zeka sistemi,

token bazlı ücretlendirme modeliyle çalışıyor.

KA'OS'un en önemli avantajlarından biri;
token bağımlılığı olmadan çalışabilmesi.

 

Bu durum;
özellikle yoğun kullanım senaryolarında,

kurumlara; ciddi maliyet avantajı sağlıyor.

 

Ayrıca;
birçok operasyonu,

internet bağlantısına ihtiyaç duymadan gerçekleştirebilmesi;
veri güvenliği ve operasyonel süreklilik açısından,

önemli bir avantaj oluşturuyor" ifadelerini kullandı.

 

Yapay zeka teknolojilerinin;
sunduğu imkanların yanında,

yeni nesil riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çeken Doğanay;

kurumların, bu sistemleri kullanırken;
güvenlik ve denetim mekanizmalarını, ihmal etmemesi gerektiğini vurguladı.

 

Doğanay;

kurumlara, şu kritik önerilerde bulundu:

 

"Kontrolsüz güç, güç değildir.

Artık devletler;
yapay zekayı, yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil;
aynı zamanda, bir milli güvenlik meselesi olarak görüyor. 

 

Hassas verilerin hangi sistemlerde işlendiği bilinmeli ve

yapay zeka modelleri, düzenli olarak; güvenlik testlerinden geçirilmelidir.

 

Kurumlara önerimiz,

yapay zeka çözümlerini kullanırken; veri güvenliğini önceliklendirmeleri,

kritik süreçlerde insan onay mekanizmalarını devre dışı bırakmamaları,

hassas bilgileri kontrolsüz platformlarla paylaşmamaları ve

ihtiyaçlarına uygun, denetlenebilir yerel çözümleri tercih etmeleridir.

 

Önümüzdeki dönemde en önemli soru;
hangi yapay zekanın kullanıldığı değil,

kullanılan yapay zekanın;
ne kadar kontrol edilebildiği, 
denetlenebildiği ve

mevcut sistemlerle ne kadar uyumlu çalıştığı, olacaktır."







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER TEKNOLOJİ Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA