24.11.2017,21:52
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Bir ülke nasıl batırılır?
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
Bu sorunun cevabını yazmadan önce, sizle bir hayli bilinen bir kitabın girişindeki yazıyı paylaşmak istiyorum.

O yazıyı okursanız bu yazının maksadını ve içeriğini daha kolay aklınızda tutarsınız. O kitabın adı ‘Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları’  Yazarını da söyleyeyim: John Perkins. Merak edenler kolayca ulaşırlar. 

John Perkins kitabının girişinde söyle diyor:

Kendi otomobilini üretemeyen ülkeye borç verip otobanlar yaptırırız. Sonra onlara arabalarımızı satarız. Sonra bankalarını satın alırız. O bankalardan halka ucuz krediler verip daha çok araba almalarını sağlarız. Böylece verdiğimiz o krediyi arabamızı satarak geri alırız, hem de faiziyle. O ülkeye dünya bankası ya da kardeş kurumlardan kredi ayarlarız. Ayarlanan kredi "ASLA" o ülkenin hazinesine gitmez. O ülkede ‘proje‘ yapan bizim şirketlerimizin kasasına girer. Enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar, dev havaalanları yapılır. Aslında insanların işine yaramayan bir yığın beton. Bizim şirketlerimiz kazanır o ülkedeki birileri de nemalandırılır. Toplum bu düzenekten hiçbir şey kazanmaz. Ama ülke büyük bir borcun altına sokulmuş olur. Bu o kadar büyük bir borçtur ki ödenmesi imkânsızdır. Plan böyle işler. Sonunda ekonomik danışmanlar/tetikçiler olarak gider onlara deriz ki; "Bize büyük borcunuz var ödeyemiyorsunuz. O zaman petrolünüzü satın, doğal gazınızı bize verin, askeri üslerimize yer gösterin, askerlerinizi birliklerimize destek olmaları için savaştığımız bölgelere gönderin, Birleşmiş Millletler de bizim için oy verin! Elektrik su kanalizasyon sistemlerinizi özelleştirin! Onları Amerikan şirketlerine ya da diğer çok uluslu şirketlere satın..." Sosyal hizmetleri, teknik sistemleri, eğitim kurumlarını, sağlık kurumlarını hatta adli sistemleri ele geçiririz. Bu, ikili, üçlü, dörtlü bir darbeler serisidir."

 

Diyeceksiniz ki: Bu yazının içeriğiyle yukarıdaki sorunun cevabını vermiş olmuyorsunuz ki… Sen sorunun cevabını yaz, John Perkins’in sözleriyle yukarıdaki sorunun cevabını vermiş olmuyorsun. Aslında John Perkins olayı birçok cephesiyle anlatmış. Sonuçta neler olacağını da… Ama ben size bu işin uygulamasını, pratiğini matematik modelle anlatmaya çalışacağım. Üniversitede öğrendiklerimi de sizlerle paylaşacağım.

 

Bir ülkenin batırılmasının uygulaması, pratiği nasıl olur?

Bir ülkenin batırılması, eşittir, kalkınıyorum zannıyla borçlandırılmasıdır.

Kalkınma ne demektir? Bir ülkenin kalkınması o ülkede yaşayan insanların var olan durumlarının daha rahat, daha huzurlu ve daha varlıklı hale gelmesi demektir. Borcu varsa azalması, alacaklarının artması, yaşam sahalarının daha cazip çekici hale gelmesi demektir. Aynı zamanda okur, yazar, düşünür, fikir üretir insanlarının çoğalması demektir. Eğitim düzeyinin yükselmesi demektir.

 

Ben işin ekonomik yönünü anlatayım. Kalkınmak demek daha zengin olmak demektir. Varlıklarının daha çok borçlarının daha az olması demektir. Bunun için ülkeler yatırım yaparlar. Yeni işletmeler, alt yapılar yaparlar.

Zenginlik, refah yaratan bir işletmenin ve alt yapının yapılabilmesi için birçok koşulu vardır. Bu koşulların odağında ekonomiklik gelir.

 

Bir yatırımın yapılabilmesi için birinci koşul ekonomik olup olmadığının tespit edilmesidir. Ekonomiklik ölçütleri çeşitli şekillerde tarif edilmiştir. Burada sizlerle akademik ölçütlerden ikisini yazacağım. Sonra bu ölçütü Bakkal Hüseyin Amca’nın aklıyla ifade etmeye çalışacağım.

 

Birincisi Kalder Ölçütü’dür.

Bu ölçüt, şöyle ifade edilmiştir: Bir değişiklikten yarar göreceklerin bu yarara biçtikleri değer, zarar görenlerin bu zarara biçtikleri değerden fazla ise bu değişiklik yapılabilir. Bu değişiklik gelişmedir, refah yolunda ilerlemek demektir.

Burada değişiklikten murad edilen yatırım yapmaktır, mevcut ekonomik yapıyı değiştirmektir. Örneğin, bir simitçi tezgâhı ve satış alanının ruhsatını almaktır. Yasal olarak korkusuzca simit satabilmenin koşullarını sağlamaktır. Veya bir muhallebi dükkânı almak veya açmaktır ve çalışma ruhsatını almaktır. Veya bir köprü yapmaktır, bir hava alanı yapmaktır. Barajlı, barajsız HES yapmaktır. Kanal Yapmaktır. Yani refah yaratacak bir yatırım yapmaktır. Bütün bunlar var olan durumu değiştirmek anlamına gelir. Bütün bunların hepsinde, büyüklüğüne, küçüklüğüne sahibine bakmada aynı ölçüt geçerlidir. 

 

Eğer yaptığınız yatırımdan fayda görenlerin, gördükleri faydaya biçtikleri değer, o yapıya yapılan harcamalar ve o yapı yüzünden kaybolanların toplamından fazla oluyorsa o yatırımı yapabilirsiniz. Fazla olmuyorsa o yatırım size refah değil zarar getirir. Zararın büyüklüğünü varlıklarınızla karşılayamıyorsanız iflas edersiniz. İflas, denetimi senin elinde olmayan bir ödeme macerasına düşmek demektir. Kişilik kaybına bile yol açar. Böyle bir yatırımı, değişikliği devlet yapıyorsa statüsünün sarsılmasına kadar yol açıldı demektir. Kalkınma yerine gerilemek demektir.

 

İkinci ölçüt Pareto Ölçütü’dür. Bu ölçütte hiç kimse zarar görmemektedir. Değişiklikten fayda görenlerin bu faydaya biçtikleri değerin, o değişiklik için yapılan harcama ve sebep olduğu kayıpların toplamından fazla olması gerekir.

 

Bunlar akademik çevrelerin kullandığı ölçütler. Ben size daha kolayca anlayacağınız bir ölçütü anlatayım. Mazlum Çoruh Ölçütü diyebilirsiniz. Bu ölçüt aslında bir bakkal dükkânını 20 yıl çalıştırmış, çoluk çocuğunun nafakasını temin etmiş bu arada etrafından saygı görmüş bakkal Hüseyin Amcanın yaşayarak öğrendiği ölçüttür.

 

Mazlum Çoruh Ölçütü, özetle şöyle söyler: Bir işletmeye verilecek değer veya bir yatırıma yapılacak harcamaların değeri, o işletmenin bir yıllık geliriyle doğrudan ilişkilidir. Yıllık gelirin belli bir katından fazla olamaz.

Açalım biraz: Bir işletmeye, bir yatırıma yapılan harcamaların yıllık gideri ile meydana getirdiği kayıpların bir yıla düşen bölümünün toplamı; o işletmenin, yatırımın, bir yıllık gelirinden az olmalıdır. Eşit olursa siz hiçbir zaman zenginleşemezsiniz, refaha kavuşamazsınız. Eğer yıllık gelirinden fazla olursa da siz batmaya başlamışsınız demektir.

 

Çok söz usandırmıştır. Örnekle ve rakamlarla açıklayalım.

Diyelim ki bir işletmeye veya bir yatırıma harcayacağımız parayı, yanı göreceğimiz zararın değerini, öğrenmek istiyoruz. Önce bu işletmenin bir yıllık gelirini çok dikkatli bir şekilde tespit etmeniz gerekir. Yıllık gelirini güvenilir bir şekilde tespit edemez iseniz o işletmeye vereceğiniz değeri veya harcayacağınız paranın sınırını tayin edemezsiniz. Diyelim ki o işletmeye vereceğiniz değer veya yatırıma harcayacağınız para ‘A’ olsun. Bu işletmenin yıllık güvenilir net geliri de ‘B’ ise NxA=B veya küçük olursa bu işletmeye değer biçebilirsiniz veya yatırım yapabilirsiniz.

(N)’ye biz katsayı diyelim. İşin önemli kısmından biri, bu katsayının varlığını ve miktarını bilmektir. Diğeri  ise yıllık net güvenilir geliri tespit etmektir.

Bu katsayıyı(N) en önemli iki etken belirler:

1.Bu işletmenin ömrü ne kadar veya yatırımı kaç senede geri almak istiyorsunuz.

Örnek olarak 20 sene diyelim. Bu rakam her işletmeye ve yerine ve de yatırımcının hayaline göre değişir. Bu takdirde yıllık gelirin %5ini kenara ayırmamız gerekir. Bu bir.

2.Yapacağınız harcamaların yıllık kullanma maliyetini bulmanız gerekir.

Bu ikinci maddeyi biraz açalım: Eğer siz bu işletmeye ‘A’ kadar para veriyor ve bu parayı bankanızda faize yatırdığınız paranızı bozup veriyorsanız onun yıllık kullanma maliyeti, bankanın bir yılda size verdiği faiz ve onun üstüne konan finans giderlerinin toplamından oluşur.

Diyelim ki bankanız sizin paranıza reel olarak yüzde 6(%6) faiz veriyor. Bu paranın kullanma maliyeti %7-7,5 civarında olur. Neden arttığını sormayınız ‘finansal masraflar’ deyin yeter. Demek ki kendi paramızı kullanıyorsak yıllık para kullanma maliyetimiz %7-7,5 olur.

 

Başkasından veya başka yerden borç alarak bu işletmeye para verecekseniz veya yatırımı yapacaksanız bu sefer yıllık para kullanma maliyetiniz aldığınız paraya vereceğiniz faiz ve finansal giderlerin toplamı olacaktır. Ve tabiatıyla biraz öncekinden fazla olacaktır. Diyelim ki parayı %10 reel faizle buldunuz. Bu takdirde bu paranın yıllık kullanma maliyeti %11-11,5 civarında olacaktır.

 

Bu durumda katsayı(N) ne olur?

Para kendimizin ise            N=(0,05+0,07)= 0,12

Dışarıdan borç alıyorsak    N=(0,05+0,11)=0,16

 

Şimdi yıllık net güvenilir geliri 100 birim olan bu işletmeye verilecek parayı veya yatırımın parasal değerini bulalım.

Kendi paramızı kullanıyorsak:  A= 100/0,12 = 833 birim.

Borç alıyorsak                       A= 100/0,16 =  625 birim.

 

Burada bu birim sözüne kafanız takılmasın. Eğer yıllık güvenilir net gelir 100 000 Tl veya USD ise vereceğiniz para, kendi paranızdan ise 833 000 Tl’yi veya USD’yi; borç alıyorsanız 625 000 Tl veya USD yi geçmemesi gerekir.

 

Geçerse ne olur?

1.      Siz asla yatırdığınız parayı geri alamazsınız… Yani zenginleşemezsiniz.

2.      Pek muhtemeldir iflas edeceksiniz demektir. Yani yaşamınızı sürdürmek için varlığınızdan vereceksiniz. Ekonomik tetikçinin avı oldunuz demektir.

 

Muhtemeli şundandır: Eğer zenginleşmek istemiyor yerinde saymaya razı iseniz, ve de, yıllık geliriniz, harcadığınız paranızın veya borç aldığınız paranın faizini karşılıyorsa siz hayatınızın boyunca faize çalışacaksınız demektir. Asla ve asla zenginleşmeyeceksiniz. Ömrünüzün sonuna kadar borç almışsanız borç verene, tefecilere, bankacılara çalışacaksınız. Uluslar arası köle ticaretinin metaı haline geleceksiniz. Yok, kendi paranızı kullanmışsanız, paranızın faiziyle avunacaksınız, bu işletmenin hayrını görmeyeceksiniz demektir. Varlığınız artmayacak, kendi paranızın hizmetkârı olacaksınız.

 

Ekonomik tetikçiler nerede derseniz. Onu da söyleyelim. Eğer her hangi bir duruma getirilip ödediğiniz para, harcadığınız para o sınırı aşmış ise onlar, tefecilerin, bankacıların borç verenlerin arkasından, görevlerini yapmış olmanın keyfiyle, sizi seyrediyorlardır. Onların görevi, sizi ekonomik tuzağa düşürmekti. Bu operasyonun etkinliğini ölçmek için sizi izlemektedirler. Çünkü durumunuza göre sizi başka görevlere, işlere zorlayacaklardır. Çünkü artık siz bir av, ekonomik kölesiniz.

 

John Perkis diyor ki: ‘Eğer biz ekonomik tetikçiler, muhatabımızı böyle yatırımlara ikna edemezsek devreye ‘çakallar’ girer. Yanlış anlamayın bu çakallar belgesellerdeki leş yiyenler değildir. Karlos tipi çakallardır. Onların yöntemi daha vahşi ve radikaldir.

 

Ekonomik tetikçilerin çalışma arkadaşları, her ülkede büyük yatırımları yapan kurum ve kuruluşların planlamacıları, projecileri ve ekonomisini yönetmekle görevli olanlardır.

Büyük yatırımlarda stratejik sonuçlara da ulaşırlar. Ülkemizde karayollarımızı, barajlarımızı, kanallarımızı, boğazı geçen hatlarımızı, havaalanlarımızı, büyük köprülerimizi yapan denetleyen kuruluşlar, ekonomik tetikçilerin faaliyet alanlarıdır.

 

Yazıdan muhtemelen sıkıldınız. Eğer E-Derginin yöneticisi izin verirse size birkaç tane ekonomik tetikçilik uygulamasından bahsetmek istiyorum.

Okuyanları, sabırlarından dolayı kutluyorum.

 

Yurttaş Mazlum Çoruh- İnş. Müh. Naci Özen

İletişim:

mazlumcoruh@gmail.com

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay