21.11.2017,00:11
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Atatürk Barajı kendini 5 kere ödedi.- 4
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
Bu sözün gerçekle uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur. Peşinen söyleyelim.

Önceki  yazılarımda, DSİ 15. Bölge müdürünün bu beyanatının doğrulukla nekadar akraba olabileceğini anlatmaya çalıştım.  O yazılarımı şöyle özetliyebiliz.

 

Bayındırlık eseri olma açısından: Bu barajlı santralın ömrünün 35 sene olması halinde yıllık net getirisi yani borç ödeme imkânı 450 milyon USD olduğunu böyle bir tesisin ülkeye refah yaratabilmesi için 3,5 milyar dolar toplam maliyeti geçmemesi gerektiğini; geçmesi halinde devamlı artan bir borç batağına düşüleceğini; yaşanan durumun da bunu gösterdiğini; bu barajlı santralın, gerçekte minimum 40-45 milyar dolara, muhtemelen 60-80 milyar dorara mal olduğunu; harcanan bu pranın yıllık faizinin en az 4 ile 8 milyar dolar olacağını; yönetenlerin kalkınma edebeiyatlarına rağmen ülkenin devamlı artan bir borçla karşı karşıya olduğunu anlatmaya çalıştım.

 

Böyle bir ekonomik yıkımın hangi çapta mühendislik sefaletiyle işlendiğini anlatmak için de:

  1. Bu barajın seçilen yerinin asla doğru olmadığını, olamayacağını;
  2. Bu barajla elde edilen aktif hacmin seçilen tesisi debisi nedeniyle asla kullanılamayacağını;
  3. Aktif hacim/ Bürüt hacim oranının %80 nin çok altında, %22 cıvarında olduğunu bunun utanç verici neticeler doğuracağının açık olduğunu;
  4. Bu santralın olduğu yerde nehrin akışının düzenlenmesi için, burada ve daha yukarı kotlarda yapılacak su bekletme yapıları toplam aktif hacimlerinin 6,5 milyar metreküpü geçmemesi gerektiğini;  yıllık ortalama debili bir santrallın bulunması halinde asla dolup boşalamayacağını, görev yapmayacağını, yaşanan durumun da bunu gösterdiğini;
  5. Buna rağmen, Atatürk barajı ve daha yukarıdaki 20 küsür barajdan sadece üçünün aktif hacimleri toplamının, 31,5 milyar metreküp olduğunu; bunun ihanetle açıklanamayacağını;
  6. Halen bu santralda yılda ortalama 7,2 milyar KWH enerji üretildiğini, bu halin, 4 türbinin dahi tam kapasiteyle çalışmadığını gösterdiğini; 4 türbinin tam kapasiteyle çalışması halinde, 10,5 milyar KWH enerji üretilmesi gerektiğini;  barajda  bekletecek 1 metreküp suyun olmadığını, rasatlarda görülen ~ 5,5 milyar metreküp suyun 4 türbinin tam kapasiteyle çelıştırmayarak bekletildiğini;
  7. Bu santrala 800 metreküp/saniyelik 4 türbinin dahi tam kapasiteyle çalışamazken 1600 metreküp/saniyelik 8 türbin konulduğunu, 4 türbinin asla çalışamayacağını;
  8. Jeneratörlerin imalatında, kasıtlı olarak elektromotor kuvvet kanunlarının hiçe sayıldığını, bu sebeple inanılmaz büyüklükte elektromekanik makinalar üretildiğini; böylelikle, rekabet ortamının dışına çıkılarak tekelci piyasaya mahküm edildiğini; İşinin ehli ve vicdan sahibi üreticilerin bu kapasite ve güçte makinaları çok daha küçük yaptığını;  

 

Sayamadığım, bilemediğim daha bir çok mühendislik,sefaletleri işlenerek yukarıda özetlemeye çalıştığım, ülke ekonomik yıkıma, diz çöktürmeye götürülmüştü.

 

Bu ve ihtiyaç olursa devam eden yazımda sayın müdürün, “Harran ovasından yılda 2,5 milyar dolar gelir elde ederek bu barajın mütemmim cüzü sulama tesislerinin parasını çıkarıp çıkarmadığını; daha da önemlisi sulama için Atatürk barajına ihtiyaç olup olmadığını, sulama yapılması halinde akla yani fennine uygun su ihtiyacını bunun sağlayacak imkânları, devamında da sulama için yapılan tesislerde işlenen mühendislik sefaletini(alçaklığını) anlatmaya çalışacağım.

 

Bu yazıya başlamadan, yanımda çalışmış, sonra memleketine dönmüş, tarımla uğraşan zekasına  ve ciddiyetine güvendiğim Kahramanmaraşlı Ahmet T.’yi( Olur a, sayın müdürün akıl ve ahlak durumunu açığa çıkaran beyanat verdi diye, tüccardan kurtarıp Toprak Mahsulleri Ofisine satacağı buğdayın başına bir iş gelebilir; o sebeple soyadını yazmıyorum.) aradım. Türkiye ortalamasının üstünde gelirinin olacağını zannettiğim 300 dönüm tarlası olan birine sorayım ondan alacağım bilgilere göre akıl yürüteyim dedim.

 

Sorduğum soru şu: Ahmet verimli bir ovada sulu tarımla dönümden kaç kilo buğday alırız?

Cevap: iyi yerde, 1000- 1100 kg. benimki  gibi yerde 700 kg.

 

Bu kadar buğdayı, kaça satarsınız?

Cevap tüccar 53 kuruş veriyor; tüccarın alımları bittikten sonra TMO 57 kuruş veriyor.

 

Bir soru daha sordum:

Dönüm başına daha çok geliri olan bitki hangisidir ve ne kadar fark eder?

Cevap: Dönüm başına en çok 100 Tl artık geliri olabilir.

Ahmet! Dedim. Sulu olmayan tarım yapsam yıllık buğday verimi kaç kg.’a düşer?

Cevap:  450-500 kg. buğday alınır. Sulu tarımda gübre gideri artar dedi.

 

Sayın Aydın,

Şimdi hesabı beraber yapalım. Diyelim ki sulu tarımla senede dönümünden 1000 kg buğday aldık. Sulama yapmasaydık ne kadar alıyorduk? 450 kg. Sulama ne kadar buğday artırdık 550 kg.  Bu işle uğraşanlar 700 kg verimin üstüne pek çıkılamıyacağını söylemekteler.

 

Şöyle bir kabul yapalım: bu kadar buğdayın hepsi arazi tarıma açıldıktan sonra üretilmiş olsun. Daha önce üretim sıfırdı; sulamaya açılınca bu kadar artış oldu. Türkiye ortamasının üstünde bir rakamdır unutmayınız.

 

Bu farkın ne kadarı tohumluk? ne kadarı işçilik? Ne kadarı toprak sahibinin payı? Ne kadarı ilaç v.s. payı? Gelin bunları biz tahmin edelim:  Önce işçilik payı çifçi yarıcı ise işçilik, yakıt  bunun yarısı kadar olacaktır. Kaldı 300 kg. bundan 15 kg. tohumluğu çıkaralım. İlaç payını çıkaralım, nadasa bırakılacak onu da düşmeyelim.

 

Sulamaya açıldıktan sonra artan gelir kabaca ne kadar olur? (300 kg.x 55 kuruş=) 165 tl. bundan tohumluk ve ilaç parası düşersek kalan yaklaşık 150 tl. dönüm başına artan rakam en fazlasıyla bu olması gerektir. Bunun epeyce altında olduğu muhakkak.

 

Şimdi bu hesaba bazı yorumlar yapalım: Türkiyede hiçbir yerde dönümden 1000 kg. buğday alamaz; 700 kg.’ı geçen yeri bulamazsınız. Türkiye ortalaması 400-450 kg. dır. Gübreyi veresiye alırsanız tüccar aylık %5 faiz alır. TMO ya verirseniz 2-3 ay paranızı beklersiniz. Biz bunları bir kenara bırakalım; hesabımıza devam edelim. Unutmayınız; sulamaya açılmış tarlada gübre daha çok kullanılır.

 

Diyelim ki: sulamaya açtığım için dönüm başına 150 TL artık gelirim olsun. Şimdi, Harran ovasınıda elde edebileceğimiz artık değeri hesaplayalım ki sulama için yaptığımız masrafları karşılayalım ve de yatırdığımız parayı geri alalım da kâra geçelim, zenginleşelim(!).

 

Sayın müdürün ifadesine göre  875 bin hektar alan sulamaya açılacak ve yılda 2,5 milyar dolar gelirimiz olacak. Bakalım; öyle mi?

 

874 000  hektar 8 milyon 740 bin dönüm eder. Bunu 150 ile çarparsak  1 milyar 311 milyon  TL eder. Bunu bugünkü kura bölersek 770 milyon USD eder. Sulama sebebiyle artan gelirimiz bu kadar artacak.

 

Peki sulama yapmak için haccadıklarımız ne kadar? O paralar için yıllık ne kadar faiz ödüyoruz ki kalan parayla yatırdıklarımızı geri alalım. Şimdi gelin Harran ovasını sulamak için harcadığımız para ve bu paralar için ödediğimiz faizleri hesaplamaya çalışalım.

 

Bu hesapları bugünkü değerler üzerinden yapacağız rakamlar sizi yanıltmasın. Malüm Dolar da yıldan yıla değer kaybediyor; ürünü de bugünkü fiattan satıyoruz ya.

 

İki adet 26 km boyunda tünelimiz var : Bu konuları iyi bilen ve halen bil fiil çalışan Jeoloji Profesörü İlyas Yılmazer’den aldığım bilgilere göre  10 metre çapında 25 km boyunda tünelin kaplamalı maliyeti  1,650 milyar USD. Bizim tünellerimiz 8,5 metre çapında ve 26 şar km. mukayese ile bizim iki tünel için müteahhide ödenecek keş, yani nakit, paranın 2, 6 milyar olduğunu görürüz. Bu paranın %35 i kadar, keşif, plan, proje, denetim ve müşavirlik hizmetlerini koyalım. Eder  3,5 milyar USD. 

 

Bu tünellerin inşası, hatırladığım kadarıyla, 15 yıl kadar sürdü. Bu müddet zarfında, her yıl ödenmiş olan yaklaşık 235 milyon USD  için ödenen faizi de ı %10 dan ödediğimizi var vsayalım- ki Türkiye benim izlediğim beş yıl müddetince % 11 den kullanıyordu- 15 yıllık bu paranın faizi de, kendisini geçer ama, o kadar olsun. Etti mi 7 milyar USD.  385 km ana kanal, muhtemeldir onun iki misli sekonder kanallar, bir okadar da tersiyer kanalları sayalım. Onlar içinde 1,5 milyar USD harcadık faiz ödedik diyelim. Etti mi bu ovanın sulamaya açıldığı tarihte sulama harcamasının toplamı 8,5 milyar USD.

 

Kayıplar hariç tabii, Mesela ana kanal inşası için kaybolan  kamu arazisi 20 km.karedir. Gerisini siz düşünün.

 

Sayın Aydın, bu paranın yıllık faizi ne kadar dır biliyor musunuz?  Ülkemizin kullandığı paranın yıllık maliyeti benim izlediğim 5 yılda ortalama %11 di. Biz %10 sayalım. Sadece harcanan paranın faizi 850 milyon USD eder. Bizler, Sultanhamamdaki hammal, eminönündeki işportacı, dağdaki çobanlarımız ve de en yüksek makamlarda oturanlarımız bu faizi ödedik ve ödüyoruz.

 

Diyelim ki  bu ovanın sulamaya açılan kısmı hemen ilk yılda yukarıdaki geliri sağladı. Ki öyle değil. Henüz 207 000 hektarı sulamaya açılmış. Daha altıyüzbin hektarı açılacak.  Yıllık artan gelir bütün iyimserliklere nazaran 770 milyon gelirle 850 milyonu ödeyeceksiniz artan parayla, yatırılan parayı geri alacaksınız. Buna inanan varsa bu yazıyı boşuna okumuştur.

 

Sulamayla sağladığımız büyük kazanç(!) böyle. Sulamaya açıldıktan sonra tuzlanmanın getirdiği çoraklaşma, verim düşüşünü şimdilik unutalım. Boş zamanınız varsa bu beyanatı veren müdürü sıfatlandırın.

 

Şimdi diyeceksiniz ki sulama yapılmamalı mıydı? Haşa!..Elbette yapılmalıydı. Peki nasıl?. Onu da gelecek yazıda anlatacağım. O yazıyı mutlaka okuyun ki: bu ülkenin görülmemiş kalkınma(!) hikâyeleriyle başına neden çuval geçirilebildiğini, neden her yıl 60-70 milyar USD faiz ödediğini öğrenebilesiniz.

 

İlgilenenlere selamlarımı sorumluluk duyanlara saygılarımı sunarım.

 

DEVAM EDECEK…

 

Yurttaş Mazlum Çoruh - İnş. Müh. Naci Özen

mazlumcoruh@gmail.com

 

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay