Bugun...


Çiğdem GÜVEN

facebook-paylas
Yapay zekâ çağında insan: Kadroyu değil, kapasiteyi büyütmek
Tarih: 19-10-2026 13:39:00 Güncelleme: 23-10-2026 08:51:00


 

 

Yıllarca, bankacılıkta ve finans yönetiminde çalıştım.

Bir şubede; genç bir yetkilinin,

kredi muhakemesini nasıl kazandığını, çok iyi bilirim:

yüzlerce dosyayı satır satır okuyarak,

yanlış kararların bedelini görerek,

deneyimli bir yöneticinin yanında, sessizce izleyerek.

 

O dosyaları; bugün, yapay zekâ saniyeler içinde okuyabiliyor.

Bu bir verimlilik mucizesi.

Ama; beni düşündüren soru, şu:

Muhakemesini o dosyalarla kazanacak olan yarının yöneticileri,

artık; nerede yetişecek?

 

Yapay zekâ ve istihdam tartışmasında,

en çok “Hangi işler yok olacak?” sorusunu duyuyorum.

Oysa; yönetim kurulu masalarında, sorulması gereken soru bence başka:

Yapay zekânın açtığı alanı, neyle dolduracağız?

 

Veriler de bize, bir çöküşten çok; bir yeniden dağılım anlatıyor.

Dünya Ekonomik Forumu;

2030'a kadar, yerinden edilecek 92 milyon işe karşılık;
170 milyon yeni iş doğacağını öngörüyor.

Benim için asıl çarpıcı olan ise; başka bir bulgu:

Mevcut becerilerin yaklaşık yüzde 39'u, bu süreçte geçerliliğini yitirecek.

Yani; önce kaybettiğimiz şey, işler değil; işin içindeki yetkinlik olacak.

 

Finans yöneticiliği yaptığım yıllarda, bir şeyi çok net öğrendim:

Personel gideri, tek satırdır ve bir çeyrekte gelir tablosuna yansır.

Giden deneyimin,

kaybolan kurumsal hafızanın,

zayıflayan müşteri güveninin bedeli ise; hiçbir satırda görünmez.

O bedel, yıllar sonra;
rekabet gücünde,

kriz anlarında, “Bunu bilen kimse kalmadı mı?” sorusunda ortaya çıkar.

Bugün, yapay zekâyı yalnızca kadro küçültme aracı olarak gören kurumlar,

tam olarak; bu görünmez bedeli biriktiriyor.

 

Yapay zekâ, meslekleri değil; mesleklerin içindeki görevleri devralıyor.

Bu yüzden, doğru soru;

“Bu pozisyonu, kaldıralım mı?” değil,

“Bu rolü, yapay zekâyla birlikte nasıl yeniden kurgulayalım?” olmalı.

Bir rolü silmek, bir imzaya bakar.

Yeniden tasarlamak ise; vizyon, sabır ve liderlik ister.

 

Koçluk yaptığım üst düzey yöneticilerle, bu konuyu konuştuğumda,

en sık karşılaştığım duygu; kaygı oluyor.

“Değerim azalacak mı?” sorusu, unvanı ne olursa olsun; pek çok profesyonelin zihninde.

Benim cevabım hep aynı:

Algoritma; seçenek üretebilir, olasılık hesaplayabilir, öneride bulunabilir.

Ama; kararın sorumluluğunu taşıyamaz.

Belirsizlik altında; cesaret göstermek, etik bir çizgide durmak, güven inşa etmek ve

sonucun arkasında durmak; hâlâ, insana aittir.

Yapay zekâ çağında değer kazanacak olan, makineyle yarışan değil;

onu yönlendiren, çıktısını sorgulayan ve kararı sahiplenen insandır.

 

İstihdamın geleceğini, teknoloji tek başına belirlemeyecek.

Belirleyici olan, teknolojiyi yöneten insanların vizyonu olacak.

Yapay zekâyı, bir maliyet makası olarak görenler;
kısa vadede kazanıp, uzun vadede kaybedecek.

Onu, insan kapasitesini büyüten bir kaldıraç olarak konumlandıranlar ise;
yeni dönemin gerçek kazananları olacak.

 

O hâlde;
her yönetim kuruluna, her CEO’ya ve aslında; her yöneticiye şu soruyu bırakmak istiyorum:

Yapay zekâyla kazandığınız zamanı, kime ve neye yatırıyorsunuz?

 

Bu sorunun cevabı,

yalnızca şirketinizin değil;
birlikte yürüdüğünüz insanların da geleceğini belirleyecek.

 

 

 

cigdemguven@cigdemguven.info

 

 



Bu yazı 594 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI