Fakat bir de olgunluk diye bir şey var. Zirveye geri sayım başladığından beri ortaya konulan tavır ne yazık ki bu işlere alışık olmadığımızı iliklerimize kadar gösteriyor. Dünyanın her yerinde benzer toplantılar oluyor.
Siz hiç bu toplantıların ‘mucize’ diye anlatıldığını, iki gün öncesine kadar mesela NATO’yu yerden yere vuranların Türkiye’ye önem atfettiğini anlatan methiyelerini dinlediniz mi? İşin medya tarafı yerlerde sürünüyor.
Toplantının ilk gününde ülkede sanki başka hiçbir gelişme olmuyor ve tüm kader buna bağlıymış gibi davrananların, iki gün öncesinde uzaktan ayar verdiğini düşünürseniz, bunun aslında ülkenin fotoğrafını da ortaya koyan çok net bir tablo olduğunu anlarsınız.
Ülkenin başkentinin resmen tatile girmesi, her yerin kapanması, hayatın felç olması, düzenlemelerin ülke insanı için değil, misafirler için yapılması zaten yeterince dramatik bir görüntü.
NATO’yu onaylamak ya da karşı çıkmakla ilgili bir durum değil bu. 90’lı yıllardaki Habitat organizasyonunda da benzer şeyleri yaşamadık mı? Hatta daha önce gerçekleşen uluslararası bir toplantı daha vardı.
O yıllarda youtube ülkemizde yasaklıydı. Sadece o bölgede yasağın kaldırılmış olduğunu anımsayanlar vardır. Yani biz her dönemde zarfı gösterip mazrufla ilgilenmeyen bir fotoğraf sergiliyoruz.
Uluslararası bir toplantıda kimin bize nasıl davrandığı ile ilgileniyoruz da, arada geçen konuşmalar umurumuzda bile olmuyor. Yani bizim temsilcimiz bir ülke temsilcisinin omuzuna elini koyuyorsa gururlanıp, söylediklerinde istemediğimiz şeyleri yaparsa önemsemiyoruz.
Sadece bu toplantı özelinde konuşmuyorum. Her meseleyi öylesine abartılı yaşıyor, dün söylediklerimizi bugün farklı konuşuyor, sonrasında da istediğimiz olmayınca herkesin arkasında verip veriştiriyoruz ya da olmamış şeyleri olmuş gibi anlatıyoruz ki bu bence sorunlu bir davranış biçimi.
Büyük ülke olmak, tek gündemli olmamayı gerektirir. Ne yazık ki bunu ya beceremiyoruz ya da kamuoyu bilinçli bir biçimde tek gündeme kilitleniyor ve devamında hiçbir şey olmuyormuş gibi davranılıyor.
Yine medyaya gelecek olursak… Ülkede NATO dışında doğru düzgün hiçbir şey konuşulmadı. Yine ekonomide yaşananlar yok sayıldı, ama buradan kimsenin bilmediği anlaşmalar üzerinden methiyeler yazıldı. Üstelik daha toplantı başlamadan.
Mesele sadece NATO toplantısı değil. Çok basit bir soru sorayım, her konuda yaşadığımızı anımsayın. Merkez Bankası eski Başkanı Gaye Erkan, ülkeye sermaye gelmediği konuşulunca sümeninin altında trilyonlarca dolarlık yatırım talebi olduğunu ve bizim beklettiğimizi söylemişti. Hatırlayacaksınız. Şimdi soralım: Nerede o sümen altı yatırımlar. Alın bunu NATO toplantısı dahil, her konuya uyarlayın.