Enerji savaşlarının yaşandığı dünyada, veri merkezleri, elektrifikasyon, yapay zekâ ve teknoloji gelişimine bağlı olarak biliyoruz ki önümüzdeki süreçte bugünden daha fazla enerjiye ihtiyaç duyulacak.
Mesele sadece bir konfor konusu değil. Enerji bağımsızlığının milli güvenlik meselesi olmasından döviz ihtiyacına, üretimin sürdürülebilmesinden teknolojiye ulaşıma kadar yeni ekonominin tüm bileşenleri kapsıyor.
Bu arada ülkemizde de sürekli bu mesele fiyatlar üzerinden gündeme geliyor. Her fırsatta dış ticaret açığındaki etkisinden bahsediliyor. Peki o zaman burada bir önceliklendirme yapmamız gerekmiyor mu?
Geçtiğimiz Cuma günü radyoda yaptığım programa telefonla bağlanan JESDER Başkanı Ufuk Şentürk, doğru kurgulanmak şartıyla ülkedeki ısınma ihtiyacının yüzde 70’inin jeotermal ile sağlanabileceğini söyledi.
Bu bence bu kadar enerji ithalatçısı olup, döviz ihtiyacını yukarı yönlü tetikleyen ve gelişmelere göre maliyeti artan bir ülkenin en azından durup, ‘nasıl olacak’ diye sorması gereken bir husus.
Bu alanın şöyle bir özelliği de var. Kaynağın kendisinden yatırımcısına kadar herkes yerli. Yani burada yapacağımız hamle, tamamen katma değeri içeride bırakacak cinsten. Fakat jeotermal aranması ve rafinajı pahalı bir operasyon.
Ufuk Şentürk, MTA’nın yaptığı çalışmada tespit edilen rezervlerin dahi hedefe ulaşmaya yeteceğini, yeni bulunacak sahaların da yüksek potansiyelle ihtimal dahilinde olduğunu belirtiyor.
Lakin bu kadar önemli ve yüksek bir harcamanın reel sektörden beklenmesi akla uygun değil. Çünkü bu finansmana erişim çok zor. O zaman ne yapacağız? Savunma sanayiindeki modeli, bu alana uygulayacağız ve hedef tutarsa ısınmanın yüzde 70’ini buradan sağlayabilirsek, geri kalanı da yenilenebilir enerjinin diğer başlıklarından temin edip, ihtiyaç duyacağımız fosil miktarını minimuma indirebileceğiz.
Bu hem karbon emisyonlarının yeni ticaret engelleri olarak öne çıktığı bir dünyada bizi rahatlatacak, hem enerji üretemediğimiz yerde ısıyı tarım ve benzeri alanlarda kullanıp, maliyet yönetimini sağlayacak, hem de madensel çıktılarıyla ekstra zenginlik yaratacaktır.
İş burada da bitmiyor. Enerjide arz güvenliğini sağlarken, bir yandan da içten tedarik ettiğimiz ağırlık ihtiyacımız nedeniyle, diğer alımlarda masaya güçlü oturmamızı temin edecek, döviz ihtiyacının şiddetini azaltırken, kaynak verimliliği sağlayacak.
JESDER Başkanı oldukça iddialı ve raporlara dayanarak konuşuyor. Diyelim ki bunu gerçekçi bulmadınız. İtiraz edenin de raporlarla ortaya çıkması gerekiyor. Ama kesin olan bir şey var ki, ülkenin ısınma ihtiyacının yüzde 70’ini karşılayacağına dair bir iddia en azından kamuoyunda daha çok yer bulmayı hak ediyor.