Hatta embedded TV kanallarında yarım dolar 4 TL ibarelerini bile gördük. Sonrasında risk büyüdü, para çarçur olup gitti, sonra ‘Lütfi Elvan – Naci Ağbal’ ikilisiyle toparlanmaya çalışılan, ama görevden alınıp, bizi Nebati gerçeğiyle başbaşa bıraktıkları bir süreç hepimizin hatırında…
Yine hatta, Bakan Albayrak’ın kendisine kur ile ilgili risk sorulduğunda Ahmet Hakan’a ‘dolarla mı maaş alıyorsun’ diyerek yorum yaptığı, zaten yükselen bir kurda dolarla maaş alanın sorun yaşamayacağının mantık olarak konuşulmadığı dönemlerdi. İşin garip cilvesine bakın ki, bugüne geldiğimizde gerçekten dolarla maaş alanın bu soru karşısında endişesinin anlaşılabilir bir hal aldığı noktaya geldik. Dolar şu an 48 TL kıyısında…
Bununla birlikte aşırı değerli bir TL ile bir tarafta rekabetçiliğini kaybeden, öte tarafta gerçekliğiyle yüzleşmeyen, turizmde minik bir karşılaştırma yapsanız yüzde 100 pahalı kaldığımız noktaya geldiğimiz bir aşamadayız.
Mehmet Şimşek’in KKM’dan çıktığımızla övünüp, yerine sabit kur yüksek faizle benzer bir riski ülkenin önüne koyduğu bu alanda, hepsinden düşündürücü olan, olası bir düzeltmenin de gerçeklikten uzak bu durum içinde hasarının büyük olacağı ihtimali.
Yani dolar / TL’yi sadece enflasyon kadar değerine getirseniz bile, üretiminin yüzde 70’inin üzerindeki girdisini dövizle alan bir reel sektör, aşırı borçlu bir ülke fotoğrafı içerisinde şimdi işin içinden nasıl çıkacağımızı düşünürken, bir de bu riskli durumu 62,4 milyar dolara vuran carry trade parası ve faturasını tam bilemediğimiz swap anlaşmalarıyla finanse eder hale geldik.
Arada KKM’ye ödediğimiz 60 milyar dolarlık faturanın dışında TL’de gözüken, ama aslında dolarize olan 130 milyar doları aşkın bir mevduatın bize nasıl hasarlar bırakacağını bırakın tartışmayı, masaya yatırıp sorgulamıyoruz bile…
Peki tüm bu hamleleri yaptık, yanlışlarla faturalar durumu geçiştirdik de, sorunu ortadan kaldırdık mı? Bunun için benceleri bir kenara bırakıp resmi rakamlara bakalım. Türkiye’nin uluslararası yatırım pozisyonu açığı 402 milyar dolar.
2026 yılının ikinci çeyreği itibariyle brüt dış borcumuz 539 milyar dolar. Bunun 198 milyar doları kamuya, devamı özel sektöre ait ve borcun detaylarına baktığımızda yüzde 49’u dolar cinsinden…Yüzde 28,7’i de avro…
Şimdi yıllar içinde rakamları alt üst ettiğinizde, değerler birbirine girdiğinde, enflasyon rakamını öngörülebilir olmaktan çıkarttığınızda sonuç ne? Düzeltmeyi yapsan dert, yapmasan dert. Çıkan çıkabilirseniz işin içinden…