Bugun...


Çetin ÜNSALAN

facebook-paylas
Asıl tehlike Çin mi?
Tarih: 29-09-2026 22:53:00 Güncelleme: 29-09-2026 22:53:00


Türkiye’de ihracatçının çok zor günler geçirdiğini biliyoruz. Bunu söylemekten imtina ediyorlar, dertleri bir şekilde anlatmaya çalışıyorlar; ama özel sohbetlerde de, sektörel toplantılarda da ne yaşadıkları gün gibi ortada gözüküyor.

 

Elbette mesele sadece ihracat ile ilgili değil. Daha temelde TL maliyetlerinin önlenemez yükselişini, tüketici enflasyonu yansıtmadan hokus pokus yok edilen yüzde 100’lük ÜFE”nin getirdiği sermaye erimesi, mevcut enflasyon oranı kadar iç piyasadaki ürünlere satın alma gücü çöktüğü için yansıtılamayan maliyetler işi içinden çıkılmaz bir noktaya sürüklüyor.

 

Üreticinin bir de ihracat yaptığını düşünürseniz, ki belli bir oranda yapması gerekir, orada da kimsenin inanmadığı enflasyon kadar bile değer kaybetmeyen TL gerçeği ve yıllardır çalıştıkları insanlar karşısında her şeye rağmen müşteriyi yitirmemek için yok olan rekabet kabiliyeti…

 

Güvenilir Ürün Zirvesi’nde konuşan İHBİR Başkanı Kazım Taycı’nın şu ifadesi çok çarpıcıydı. “Enflasyonu ihraç etmekte zorlanıyoruz.” Ne demek istiyor? Daha önce 10 dolara sattıkları mal, artan TL maliyetlerine karşılık, aşırı değeri kur nedeniyle esasen mesela 11 dolara satılmak zorunda. Bunu müşterisine sunduğunda ise elbette ret cevabı yiyor ve anlatamıyor.

 

İşte bu aradaki enflasyon farkının sermaye erimesi sonucuyla karşımıza çıkan, rekabeti bir kenara bıraktım, eriyen firmaları gizli iflasa sürükleyen yapıyı ortada çıkarıyor ve telafisi de git gide finanse edilemez hale geliyor.

 

Sorunlar bu kadar net ve ortadayken, DEİK Başkanı Nail Olpak bir değerlendirmesinde ihracat için asıl tehlikenin Çin olduğu uyarısını yaptı. Elbette Çin’in sunduğu fiyatla mücadele edilemez. Dünyadaki hiçbir sektörde kimse rekabet edemiyor.

 

Bunu sadece Çin ile de sınırlamamak lazım. Hindistan dahil Asya ve doğu ülkelerinin hiçbiriyle mücadele edemezsiniz. Kurunuz değerinde diyelim. Hemen akıllara o geliyor ya öyle bile bakış açısı sakat.

 

Çünkü dünyanın adet bazında en büyük yatırımını yapmış üreticileriyle, butik üretim tarzınızı görmeden rekabete giriştiyseniz işin içinden çıkamazsınız. Zaten temelde fiyat rekabetini halen konuşuyor olmak başlı başına bir çarpıklık.

 

Türkiye’nin planlanan bir dış ticaret politikasına, önceliklerini belirlemeye, rasyolarını düzgün ve gerçek verilere oturtmaya, fiyat tutturmak yerine değer yaratmaya odaklanması gereken bir reel sektör gerçeği var.

 

Üstelik bunu bugünün teknolojik avantajlarını kullanarak, doğru yatırımları ve kurguları oluşturarak, eskisinden çok daha az maliyetle ve hızlı yapabiliriz. Ama hiçbir veriniz gerçek değilse, TL maliyetleriniz yok sayılıyorsa, kurdan köşe sıkıştırılmışsanız ve zaten ekosisteminiz de dağınık ve üretimi desteklemiyorsa, siz de halen fiyatla rekabeti konuşuyorsanız, sorunlarımız zannettiğinizden daha farklı ve ağır demektir.

 

cetinunsalan@yahoo.com                   



Bu yazı 92 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI