|
Tweet |
31 Ocak 2026 tarihinde, Resmi Gazete’de yayımlanan;
"Kenevir Yetiştiriciliği ve Kontrolüne Dair Yönetmelik",
Türkiye’nin; küresel ticaret sahnesindeki rekabet gücünü, yeniden tanımlıyor.
Doç. Dr. Şenay Balbay;
tıbbi kenevirden farklı olan endüstriyel kenevir için hayata geçirilen yeni düzenlemeyi,
sadece bir tarım politikası olarak değil;
Avrupa Yeşil Mutabakatı,
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve
Dijital Ürün Pasaportu standartlarına uyum sürecinde,
stratejik bir sanayi hamlesi olarak değerlendirdi.
Endüstriyel alanda kullanılan kenevir bitkisi,
tek bir üretim döngüsü sırasında;
atmosferden hektar başına yaklaşık 10 ton CO2 emmektedir.
Yani; bir hektarlık alanda, ormanlara kıyasla;
dört kata kadar daha fazla karbon emme kapasitesine sahip olduğunu vurgulayan
Doç. Dr. Şenay Balbay, şu değerlendirmelerde bulundu:
''Negatif emisyon gücü sayesinde;
üretim süreçlerinde, kenevir esaslı ham madde kullanan ihracatçılarımız;
çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşırken,
küresel pazarda; büyük avantaj elde edecektir.
Dahası, bilimsel çalışmalara göre;
inşaat sektörünün kompozit yapı malzemeleri,
biyokompozitler, polimerik kompozitler, kağıt için yüksek kalite performansı sağlarken;
bu ürünlerin düşük çevresel etkileri nedeniyle,
dijital ürün pasaportunda; rakiplerine karşı, kayda değer avantaj sağlayacaklardır.”
Avrupa Birliği’ne yapılan ihracatta,
karbon maliyetlerinin; bir bariyer haline geldiği bu dönemde,
kenevirin; finansal bir araç olduğunu belirten Balbay,
kenevir üretiminin ETS ve SKDM üzerindeki etkisine dikkat çekti:
"Özellikle;
demir çelik, tekstil, polimer ve çimento gibi sektörlerde doğacak
karbon vergisi yükümlülükleri,
kenevir tarımı ile elde edilen karbon kredileri sayesinde; dengelenebilir.
21 stratejik ilimizde gerçekleştirilecek kontrollü üretim,
küresel markaların aradığı düşük karbonlu ham madde garantisini sunacaktır."
(Amasya, Antalya, Bartın, Batman, Burdur, Çorum, İzmir,
Karabük, Kastamonu, Kayseri, Kütahya, Malatya, Ordu, Rize,
Samsun, Sinop, Sivas, Tokat, Uşak, Yozgat ve Zonguldak)
Yönetmeliğin getirdiği sıkı denetim ve kayıt sistemlerinin,
AB’nin zorunlu tuttuğu;
Dijital Ürün Pasaportu (DPP) ile
tam uyum sağladığını ifade eden Doç. Dr. Şenay Balbay,
açıklamasına şöyle devam etti:
"Tarım Bakanlığı’nın sorumluluğundaki;
Çiftçi Kayıt Sistemi,
Gübre Takip Sistemi,
zirai ilaçlar için E-Reçete,
Üretici Kayıt Defteri Takip Sistemi ve
laboratuvar analiz zorunlulukları,
tohumdan son ürüne kadar; tam şeffaflık sağlamaktadır.
Bu altyapı;
ürünün, çevresel etkisini ve teknik spesifikasyonlarını
dijital bir kimlikle tescil ederek; ihracat süreçlerini hızlandıracaktır."
Doç. Dr. Şenay Balbay,
bu stratejik dönüşümün başarıya ulaşması için şu eylem planını önerdi:
1. Yaşam Döngüsü Analizi:
Kenevir tabanlı ürünlerin, çevresel etkileri; bilimsel yöntemlerle raporlanmalıdır.
2. Dijital Entegrasyon:
Kayıt sistemleri; Avrupa Birliği Dijital Ürün Pasaportu formatlarıyla, entegre edilmelidir.
3. Karbon Finansmanı:
Karbon kazanımlarının, uluslararası piyasalarda işlem görmesi için
sertifikasyon süreçleri hızlandırılmalıdır.
4. Sürdürülebilirlik Raporu:
Yatırımcılara yönelik azaltılan çevresel etki maliyetlerinin, finansal karşılığı; açıklanmalıdır.
Türkiye, bu yeni yönetmelik sayesinde;
endüstriyel keneviri, stratejik bir sanayi girdisi olarak konumlandırarak;
yeşil ve dijital dönüşüm koridorunda, oyun kurucu bir rol üstlenmektedir.