|
Tweet |
Metsims Sürdürülebilirlik Müdürü Orhan Atacan’a göre;
sürdürülebilirlik iletişimi, artık yalnızca operasyonel bir destek alanı değil;
şirketlerin itibarını, güvenilirliğini ve paydaş ilişkilerini doğrudan etkileyen,
stratejik bir itibar yönetimi konusu.
Atacan;
enerji verimliliği, atık azaltımı, geri dönüşüm ve
sürdürülebilir tedarik zinciri gibi alanlarda atılan adımların;
ancak doğru, anlaşılır ve veriye dayalı bir iletişim diliyle
beklenen etkiyi yaratabileceğini vurguluyor.
“Sürdürülebilirlik iletişiminde, temel soru şudur:
Ne yaptık ve bunu nasıl anlatıyoruz?
Enerji verimliliği veya su tasarrufu gibi çalışmalar,
sadece operasyonel başarı değil;
çevresel etkisi azaltılmış bir değer önerisi olarak sunulmalı.
Geri dönüştürülmüş malzeme kullanımı ise;
döngüsel ekonominin somut göstergesidir.”
Son dönemde artan “yeşil badana” riskine de dikkat çeken Atacan;
şirketlerin iletişim dilinde, veri temelli yaklaşımın kritik olduğunu belirtiyor.
Avrupa Birliği’nin verilerine göre;
çevresel iddiaların %53’ü, belirsiz veya yanıltıcı bulunurken;
%40’ı, herhangi bir kanıta dayanmıyor.
Bu tabloya dikkat çeken Atacan;
şirketlerin, sürdürülebilirlik iddialarını;
güçlü kanıtlarla desteklemesi gerektiğinin altını çiziyor.