|
Tweet |
Sektörün 2025 yılı ihracat performansını değerlendiren
Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (ADMİB)
Başkanı Fuat Tosyalı, yılın ilk aylarında yaşanan düşüşün,
geçici ve takvim kaynaklı olduğuna dikkat çekti.
Yılın ilk aylarının;
çelik ve metal sektöründe,
siparişlerin geleneksel olarak, daha zayıf seyrettiği bir dönem olduğunu belirten Tosyalı;
tüm sektörler için bu durumun geçerli olduğunu,
Türkiye’nin toplam ihracatında da bu nedenle düşüş yaşandığını kaydetti.
Akdeniz bölgesi ihracatına değinen Fuat Tosyalı,
“ADMİB verilerinde görülen düşüşleri, geçici olarak değerlendiriyoruz.
Özellikle; Kuzey Afrika ve Orta Doğu pazarlarında siparişler,
yılın ikinci yarısından itibaren; hızlanmaya başlayacaktır.
Fas ve Mısır gibi pazarlarda yaşanan güçlü artışlar, bunun ilk sinyallerini veriyor.”
ifadelerini kullandı.
Yılın geri kalanına ilişkin beklentilerini de paylaşan Tosyalı,
“2026’nın ikinci yarısına, daha iyimser bakıyoruz.
Avrupa’da;
altyapı yatırımları, enerji dönüşümü ve sanayi üretimi
yeniden ivme kazanıyor.
Bu da çelik ve demir–demir dışı metaller talebini, yukarı çekecektir.
Türk demir-çelik sektörü olarak;
bu talebi karşılayacak kapasiteye ve ürün çeşitliliğine sahibiz.” açıklamasını yaptı.
Avrupa Birliği’nin;
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kapsamındaki,
bazı hatalı uygulamaları düzeltmesi gerektiğine işaret eden Fuat Tosyalı,
“SKDM hesaplamasında, ülke olarak;
gerçek veri kullanma oranımız demir çelikte %82.
Hatta; 1000 ton üzerindeki ihracatlardaki gerçek değer kullanma oranımız %90’ın üzerinde.
Bu oranlar da gösteriyor ki;
biz Türkiye olarak, SKDM’ye hazırız.
Ancak;
son yayınlanan dokümanda,
Türkiye EAF üretimi ağırlıklı bir ülke olmasına rağmen;
ülke default değeri, BOF bazlı alınmış.
Ülkemizin gerçeğiyle uyuşmayan bu durum,
SKDM uygulamasındaki teraziyi sorgulatıyor.
Bunun düzeltilmesi gerekiyor.
Diğer taraftan;
yerli emisyon ticaret sistemi, henüz olmayan ülkeler ve
olan ülkeler arasındaki rekabet dengesizliğini de düzenlemek gerekiyor.
Örneğin;
yerli ETS’si olmayan ülkeler için AB ticari kotalarında,
emisyonu düşük üreticilere kota avantajı sunularak;
sektörel dönüşüm desteklenebilir.
AB içi üreticilere dönüşüm destekleri sağlanıyor.
Bununla ilgili de bir regülasyon yayınlandı ancak;
bunların, SKDM kapsamındaki üçüncü ülke üreticilerine yansıtılmaması da
küresel ölçekte rekabet eşitsizliği yaratıyor.
Bununla birlikte, son olarak;
Hindistan ile yapılan Serbest Ticaret Anlaşması’nda görüldüğü gibi
bu tür anlaşmalar, sanayimizi zora sokuyor.
AB, bu anlaşmayla;
Hindistan'ın yeşil dönüşümü için fon ve teknoloji transferi sağlayacak.
Hintli ihracatçılar için karbon raporlama konusunda, teknik destek verecek.
Oysa biz; SKDM’den muaf değiliz ve uyum maliyetlerimizi de kendimiz karşılıyoruz.
Tüm bunların, yeniden değerlendirilmesi gerekiyor” dedi.