15.12.2017,07:32
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Taahhüdü ihlal ve hapis cezasına itiraz
Tüketicilerin yaptıkları sözleşmeler ve borçlarına karşılık verdikleri senetler sonucunda...
borçlarını ödeyememeleri nedeniyle karşılaştıkları cebri icra işlemleri anında verdikleri taahhütlerin, karşılarına ceza davası olarak çıktığını değerlendiren Antalya Kaza Mağdurları, Sosyal Güvenlik ve Tüketici Hakları Derneği (KazaMağdurDer) Genel Başkanı Ali Körükçü; “Tüketicilerin, haciz baskısı altında o an hacizden kurtulmak için irade dışı yaptıkları ödeme taahhütlerini yerine getirememeleri halinde, taahhüdü ihlal suçundan sanık olarak üç ay hapis cezası ile karşılaşabileceklerini ve fakat bu duruma muhakkak itiraz etmeleri gerektiğini” söyledi. 
 
Haciz baskısı altında o an için haciz yapılacak korkusu ile, iradesini tam olarak ve istediği gibi yansıtılamadan, başka çaresinin bulunmadığını düşüncesiyle verilen taahhüt; kişinin iradesini serbest şekilde yansıtmayacağı gibi, haciz baskısı olmasa belki de bu taahhüdü hiç vermeyeceği malumdur.
 
Yaşanılan acziyetin ve kurulan baskının, Anayasal ve yasal hakların da belirtileceği savunma ve itirazlar, mağduriyetlerin yaşanmasına ve özgürlüğüklerin kısıtlanmasına engel olacaktır. 
 
Şöyle ki; İcra ve İflas Yasası'nın "Borçlunun ödeme şartını ihlali halinde ceza" başlığını taşıyan 340'ıncı maddesinde; alacaklının muvafakatı ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartının, borçlu tarafından makbul bir sebep olmaksızın ihlali, seçimlik hareketli suçlar olarak düzenlenmiş, yaptırımı ise özgürlüğü bağlayıcı ceza olarak öngörülmüştür.
 
Nitekim; Ceza Genel Kurulu'nun 22.01.2002 gün ve 294-1 sayılı kararında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, anılan maddedeki "makbul sebep" kavramının, Anayasa'nın 38'inci maddesinin 9'uncu fıkrasındaki "yerine getirememe" kavramından daha dar olduğu belirtilerek Anayasa'mızın bu maddesi ile, borcu yerine getirmeyeni değil, ekonomik acz içinde olup bu nedenle borcunu yerine getiremeyeni korumakta olduğu belirtilmiştir.
 
Anayasa'mızın 38. maddesinin ceza sorumluluğunun şahsi olduğunu emreden 6. fıkrasına, 4709 sayılı Kanunla, "Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğünü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz" hükmü ilave edilmiştir.
 
İİK md. 340  ‘‘Ödeme şartını ihlal suçunda, ödeme şartı, alacaklı ve borçlu arasında karşılıklı rıza ile yapılan sözleşmeye dayanmaktadır.’’
 
Anayasa'mızın 90. maddesinin son fıkrasında ‘‘Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir, çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır" denilmektedir.
 
Anayasa'mız 90. maddesinde milletlerarası antlaşmalar kanun hükmünde sayılmış ve "Hak ve Özgürlüklere İlişkin Milletler Arası Antlaşmalar" normlar hiyerarşisinde kanunların üstüne çıkarak, Anayasa'nın 90. maddesindeki değişiklikle Anayasa hükmü ile aynı düzeye gelmiştir.
 
Borçlar Kanunu’muzun sözleşme ilişkisini düzenleyen hükümleri, bireysel sözleşmeleri esas alan bir sistematiğe sahiptir.
 
Standart sözleşmelerin işbu tek taraf hakimiyetinde oluşan görünümü irade serbestisi ilkesi ile çelişmektedir.
 
Borçlar Kanunu'nun 21. maddesi ise; ‘Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme olanağı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.’
 
6502 sayılı Tüketici Haklarının Korunması Kanunu’nda satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, iyi niyet kurallarına aykırı düşecek şekilde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları “Haksız Şart” olarak ifade edilmiştir.
 
İlgili madde uyarınca, haksız şartların tüketici için bağlayıcı olmadığı belirtilmiştir.
 
Borçlu olup icra anında ödeme sözü vererek taahhüdünü yerine getiremeyen tüketiciler hakkında, alacaklı tarafından şikayette bulunulması halinde açılan dava İcra Ceza Mahkemeleri'nde görülmekte ve sanık sıfatında olan borçluların, aynı mahkemeye zaman aşımını dikkate alarak ve yasal haklarını gözeterek mutlaka itirazlarda bulunmaları menfaatlerine olacaktır.  
 
Ali Körükçü
KazaMağdurDer Gn.Bşk.
 

,


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Bu Kategoride Son Eklenen Diğer Haberler
YazıYorum
Herkes istihdam meselesine takılmış durumda. Hatta şu an TOBB üyelerinden artı 2 istihdam istendi.
Diğer Yazarlar
Zenginlerden daha mı çok vergi alınsa?
Tanrı’nın yeryüzünde kendine ayırdığı iki toprak parçasından birisi olan Kudüs hiçbir milletin ya da dinin tek başına malı değildir. Özeldir. Kutsaldır. Ata yadigarıdır. Tüm insanlığın ortak mirasıdır.
Girit Adası’nın hukuki statüsü hakkında tarihçiler tarafından kullanılan iki tez vardır.
Meslekî bıkkınlık ya da günümüzün moda tabiriyle “Tükenmişlik Sendromu” uzun yıllar aynı mesleği yapmak zorunda kalanlarda sıkça görülebilen psikolojik bir rahatsızlıktır.
Süper Lig’te 13. Hafta geride kalırken, oluşan görüntüyü Afrika’nın vahşi topraklarında yaşanan yırtıcı savaşlarına benzetiyorum.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Yüksek enflasyon dönemlerinde işletmeleri bekleyen büyük tehlike...
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?