18.01.2018,03:19
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Viyana’da Türk izleri ve Avusturya krizi
3082016-img-20160830-wa0003-142903.jpg
YELDA YALAMAN
Avusturya ile son yıllarda yaşanan ve zaman zaman da alevlenen bir kriz söz konusu.

Aslında bu krizin temel nedeni Avusturya’nın geçmişe yönelik toplumsal hafızası. Çünkü bu hafızada travmatik bir “Türk Korkusu” var.

 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 2016 Ağustos ayında yaşanan ilk krizde "Avusturya, Avrupa'daki İslam düşmanlığının merkezi haline geldi" demişti. Sayın Çavuşoğlu’nun söyledikleri doğruydu. Sadece “yeniden merkezi haline geldi” demesi daha doğru olacaktı. Belki de kendisi; krizi derinleştirmemek adına bu kadarla yetinmişti. Çünkü Avusturya; İstanbul’un 1453 yılında Osmanlılar’ca fethinin ardından daha 15. yüzyılda Avrupa’da tekrar alevlenen Haçlı zihniyetinin tartışılmaz merkezi olmuştu.

 

Viyana’daki St Stefan Katedrali; 1453’den sonra Osmanlı İmparatorluğu ve Türk/İslam dünyasına karşı yürütülecek yeni siyasetin belirlendiği en önemli kilise haline geldi. Bu plan ve projelerin üretildiği diğer önemli iki merkez ise Vatikan ile Kirli İsabel’in İspanya’sındaki Sevilla Katedrali’dir. Habsburg Hanedanı’nın başkenti sıfatıyla Viyana’nın bu kadar önemli olması coğrafik manada Osmanlı’ya daha yakın ve sürekli Türk saldırılarına muhatap bir kale oluşundan kaynaklanmaktadır.

Avrupa tarihinde Fatih Sultan Mehmet’in çağdaşı olan ilginç biri daha var ki; adı St. John Capistrano. Kendisi bir papaz. Capistrano; Fatih Belgrad Kalesi’ni kuşattığında ilerlemiş yaşına rağmen kilise kilise dolaşıp bütün Avrupa’yı Osmanlı ve tüm Müslümanlara karşı kışkırtmış, bunu da başarmış güçlü bir figür. “Belgrad Avrupa’nın göz bebeği ve kilididir“ deyip binlerce hristiyanı kale önüne yığmış, bu nedenle de Fatih Belgrad’ı alamamıştı. Bu gezgin papaz Fatih’e karşı en büyük vaazını nerede vermişti dersiniz? Viyana’nın en büyük katedrali St Stefan’ın önündeki meydanda. Ve bu yüzden Capistrano’nun vaaz kürsüsü de, heykeli de bu katedralin apsis duvarının dış sol bölümünde yer alır.

 

Heykel çok ilginçtir. Capistrano sağ elinde bir haçlı bayrağı, alt kısımda da kendi vaaz kürsüsü ile gösterilmiştir. Azizin ayakları altında da bir asker yatmakta. Bu asker uzun ve at kuyruğu şeklinde bağlanmış saçları ile bir Türk. Yerlere saçılmış sancaklar ise Osmanlı sancakları…

 

Osmanlı; Fatih döneminden itibaren Avrupa’nın korkulu rüyasıdır. Avusturya’nın durumu Kanuni döneminde daha vahimdir. 1529 yılındaki 1. Viyana Kuşatması 17 gün sürer. Kanuni’nin amacı Viyana’yı almak değil, Ferdinand’ı ele geçirmektir. Kanuni Ferdinand’ın şehirde olmadığını anladığında kuşatmayı bitirir, şehre bir altın top hediye eder ve emanetini almaya geri geleceğini söyler. Bugün bu altın top St. Stefan Katedrali’nin kulelerinden birinin üzerinde durmakta. 1683-2.Viyana Kuşatması ise Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın yanlış kararları ve Kırım’lı Mehmet Giray’ın zaafı sonucu bozgunla sonuçlandı.

 

Osmanlı İmparatorluğu’nun en güçlü dönemi olan 1453-1699 yılları arasında Avrupa ülkeleri büyük bir tedirginlik ve korku içinde yaşadılar. Öyle ki bugün Avrupa’da hayranlıkla gezdiğimiz o haşmetli imparatorluk sarayları bile 1699 yılından sonra inşa edilebildi. Çünkü hep korku içinde yaşadılar. Hatta Viyana’daki St Stefan Katedrali’nin en yüksek kulesi sürekli doğuyu gözetleyip, Türklerin gelip gelmediğini kontrol etmekle görevli bir gözcüye ayrıldı.

 

1699 öncesi tüm Avrupa gibi Avusturya da Türkler’den çok korktu. Buraya kadar her şey normal. Ancak korkuları o derece yerleşti ki Osmanlı zayıflayıp, toprak kaybetmeye başladığında da devam etti. Bu durumun çok manidar bir kanıtı var. Hani şu hep Türkler’i gözetlemek ile görevli gözcü var ya. Bu görevi ne zamana dek devam etti dersiniz? 1950’li yıllara dek. Evet, doğru okudunuz. 1950’lere dek. Osmanlı çoktan yıkılmış, yerine toprakları Anadolu ile sınırlı yeni bir Türk Devleti kurulmuş. Aradan 30 yıl geçmiş. Gözcünün görevine ancak son verilebilmiş.

 

İşte Avusturya’nın durumu budur. Yüzyıllarca devam eden Türk korkusu. Son Viyana kuşatmasının üzerinden 350 yıl geçti. Ve o gözcü yaklaşık ‘450 yıl Türkler geliyor mu’ diye gözcülük yaptı. Bu durumda 2016 yılından bu yana zaman zaman Avusturya ile yaşadığımız krize şaşırmalı mıyız? Elbette ki hayır…

 

yalamanyelda@hotmail.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye kendi iç gündeminde meşgulken, dünyada ilginç gelişmeler yaşanıyor.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Doğunun en batısı…Batının en doğusu…
Çavuşoğlu, kendi dönemlerinde hiçbir gelişme olmadığını da iddia etmişti.
Tarih 15 Nisan 2013.
Bu melanetleri işlemekle, işlettirmekle hangi amaca varılmak istenmiştir?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Otuz yılı aşkın süredir danışmanlık yaptığım özel sektörde, mali işler konularında işletmeleri gözlemledim.
Savaş yorgunu Avrupa kıtasının önce ekonomik işbirliği ile başladığı ve bir barış ve refah fikri olarak ilerleyen Avrupa projesi için önemli bir döneme tanıklık ediyoruz.
Unutmamalıdır ki, tarihinin hakikatına vakıf olmak bir ülkenin bağışıklık ilacıdır.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?