21.11.2017,17:10
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Somuttan Soyuta PARA…
3082016-img-20160830-wa0003-142903.jpg
YELDA YALAMAN
Aslında Parayı Lidyalılar bulmadı. O’nlar tarihte ilk kez altın ile gümüşü saflaştırma metodunu uyguladılar…

Modern dünyamızın vazgeçilmezi olan para; gökyüzünden Lidyalıların kucağına birden bire sikkeler halinde düşmedi. Sanılanın aksine paranın kökeni çok eskilere dayanıyor. Paleolitik dönemde kullanılan deniz kabukları bile bugünkü kağıt ve madeni paralar gibi hep aynı amaca hizmet etmiştir.

Paraya dair ilk oluşumlar MÖ 3000’lerde Mezopotamya’da başladı. Para yerine tahıl ve hayvanlar takas sistemi ile değiştirildi. Daha sonra insanlar şehirler kurup, yerleşik düzene geçtiklerinde işler karışmaya başladı. Ekonomik sistem büyüdükçe yapılan takasın hesabını tutmak da zorlaştı. Bu kez kayıt yapma gereği duyuldu ve bir dizi sembol oluşturuldu. Örneğin bir tahıl veya  koyun  resmi insanların borç ya da alacaklarını belirler oldu. Bu semboller kilden tabletlere yazıldığında ise insanlar ilk muhasebe kayıtlarını oluşturmuşlardı bile. Böylece mali işlemler ilk kez taşlara kazındı.

MÖ 2000’ler… Kültepe’de 25.000 Tablet ile Ortaya Çıkan “Döneminin Dünya Ticaret Ağı ” Gerçeği…

Kültepe-Kaniş’de bulunan bu tabletler Mezopotamya da dahil olmak üzere 1000 Km2’lik bir ticaret sahasını gün yüzüne çıkardı. Böylece dünya Kültepe ile;  hiç kaçağı olmayan, tüm mali faaliyetlerin kayıt altına alındığı bir ticaret sistemi ile tanıştı. Burada bulunan altın, gümüş ve kalay külçeler, değerli metallerin Tunç Çağı’nda ağırlıkları oranında alınıp, satıldığının en önemli kanıtıdır. Yani Kültepe’de başarılan olay, ticaret için olmazsa olmaz ölçü, ağırlık ve para birimlerinde ulaşılan bir standartlaşmadır. 

Bu standartlaşma tek tip para kavramına giden yolun başlangıcı oldu. Yani paranın atası en somut hali ile Kültepe- Kaniş’de karşımıza çıkar.

MÖ 1300’ler... Antalya, Kaş, Uluburun Batığı, “Kültepe Kara Ticaretinin Deniz Yolu Ayağı”…

1982’de Uluburun’da  yerel bir süngercinin bulduğu ve “kulaklı metal bisküviler” olarak adlandırdığı metal külçeler, Mısır hiyerogliflerinde görülen ancak bir türlü anlaşılamayan şekilleri de anlaşılır hale getirdi. Çünkü bu kulaklı külçeler çoğunlukla bakır ve kalaydan olup, günümüzdeki madeni paraların bulunabilmiş en erken örneğidirler. Henüz ağırlıkları ve saflıkları standart değildi ancak hepsi aynı kalıplardan çıkmıştı. Külçeler alış verişlerde sayı hesabı ile kullanılıyorlardı. Sadece boyutları büyüktü.

Uluburun  Batığı’nın bulunuşu ile birlikte Tunç Çağı insanının, tüm Akdeniz dünyasının en uzak köşelerini  bile ticaret yolu ile birbirine bağladığı anlaşıldı. 

MÖ 625-575. Efes Artemis Tapınağı’nda  Paraya Benzer İlk  Metal Buluntular…

Antik Efes Kenti yakınlarındaki Artemis Tapınağı’nın temellerinde bulunan 90 civarındaki küçük metal buluntu, paranın icadına giden yolda çok önemli bir rol oynadı. Bu metallerin buluntu tabakası MÖ 625-575 aralığına denk gelir. Bu tarihler aynı zamanda ilk Artemis Tapınağı’nın da tarihini belirler. Lidya kralı Kroisos’un tapınağa ait hediyeleri bilindiği için ilk paranın Lidler tarafından bulunduğu konusundaki yanlış algı  işte bu  Artemis Tapınağı’nda bulunan küçük metal parçacıklar ile oldu.

Bu küçük parçacıklar aslında para değildir. Çünkü bir metalin para özelliğini taşıması için belirli bir ağırlığı, ebadı ve şekli olmalıdır. Bu belirgin özellikler Lidya Krallığı ile artık bir para formatına ulaşacaktır.

Ve Lidyalılar Altın ile Gümüşü Saflaştırırlar…

Lidyalılar MÖ 700’lerde doğada saf halde bulunmayan altın ve gümüş alaşımlarını dünyada ilk kez saflaştırarak saf gümüş ya da saf altın bilyeler elde edip, birikim manasında saklamaya başladılar. İşte Artemis Tapınağı’nda bulunan metal parçacıklar da böyle minik bilyelerdi. Lidya kralı Alyattes (MÖ 600-560) bu bilyeler için (1 külçe=168 buğday tanesi) olacak şekilde sabit bir ağırlık belirleyerek paranın gelişim aşamalarına bir değerli halka daha ilave etti. Günümüz anlayışına uygun ilk parayı üreten ise oğlu Kroisos (MÖ 560-547) oldu.

Daha sonraları bu teknik döneminin  bilinen tüm dünyasına yayıldı. Bütün krallıklar ellerindeki altın ya da gümüş nisbetinde sikkeler  basmaya başladılar. Para artık her türlü gücün en önemli sembolü oldu. Özellikleri giderek ortak hale dönüştü. İlk banknot MS 806’da Çin’de ortaya çıktı. Malzemesi kağıt olmasına rağmen  önceki altın, gümüş ya da bakır madeni paralar ile aynı değere sahipti. 

Yani somut bir değerle yolculuğuna başlayan paranın malzemesi giderek eskisine nazaran değersizleştiği halde “öz değeri“ hiç bozulmamıştır. Günümüzde  paraya dair soyuta gidiş o derece artmıştır ki; kredi kartları, internet yolu ile satışlar, para puan vs gibi uygulamalar sonucu  artık göz ile görülüp, el ile dokunulmadan harcanır ya da kazanılır olmuştur.

Yolculuğu somuttan soyuta devam eden paranın değeri  hiç azalmamıştır. İnsanlar üzerindeki etkisi, taşıdığı değer ve önem ise ilk günkü  ile aynıdır… Ve öyle de kalacaktır.

 

yalamanyelda@hotmail.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay