26.02.2018,02:34
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Erdoğan, Lozan’ı eleştiremez
30122013-1-084620.jpg
ÜMİT YALIM
Burnumuzun dibindeki adaları Yunan Askeri’ne teslim eden Erdoğan, Lozan’ı eleştiremez.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 27.Muhtarlar buluşmasında Lozan Antlaşmasını ve antlaşmaya imza atanları sert bir şekilde eleştirdi. Erdoğan, “1920’de Sevr’i gösterdiler, 1923’de bizi Lozan’a ikna ettiler. Birileri bize Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalıştı. Bağırsan sesimizin duyulacağı adaları verdik. Oralar bizimdi. Oralarda bizim hala camilerimiz var. Ama şu anda hala Ege’de kıta sahanlığı ne olacak diye konuşuyoruz. Hala bunun mücadelesini veriyoruz. İşte o anlaşmada masaya oturanlar sebebiyle. O masaya oturanlar o anlaşmanın hakkını veremediler. Veremedikleri için bunun sıkıntısını yaşıyoruz” dedi. 

Erdoğan’ın eleştirisi gerçeklerle bağdaşmıyor. Doğu Ege Denizi’ndeki adaların işgali Trablursgarp Savaşı ile başladı. 28 Nisan-20 Mayıs 1912 tarihleri arasında, Güney Ege 12 Ada bölgesindeki adalar İtalyanlar tarafından işgal edildi. Birinci Balkan Savaşı sırasında 20 Ekim 1912-15 Mart 1913 tarihleri arasında da Kuzey Ege Denizi’ndeki Taşoz ile Sisam ve Ahikerya adaları arasında bulunan adalar Yunanistan tarafından işgal edildi. İkinci Abdülhamid döneminde donanma Haliç’te tutulduğu ve gemiler kullanılamaz hale geldiği için adaların işgalini önleyecek deniz gücü yoktu. Osmanlı Devleti karşısında Ege’de deniz üstünlüğünü ele geçiren İtalya ve Yunanistan Doğu Ege Denizi’ndeki adaları kolay bir şekilde işgal etti.

Lozan Konferansı sırasında Doğu Ege Denizi’ndeki adalar Yunanlıların ve İtalyanların işgali altında idi. Adaları geri almak için elimizde deniz gücü yoktu. Lozan Antlaşması, Trablursgarp Savaşı, Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşının bir muhasebesidir. Lozan Antlaşmasında, Türkiye Cumhuriyeti zaten var olan statüyü kabul etti.

Erdoğan, “Oralarda bizim hala camilerimiz var” diyor. Hâlihazırda Yunanistan’ın egemenliği altında olan adalardaki camilerimizin tamamına yakını ibadete kapatılmış olup kapısına kilit vurulmuş durumda. Camilerimiz AVM veya Meyhane olarak kullanılıyor. Rodos Adası’ndaki Türk Camisi 2004 yılından beri meyhaneye dönüştürülmüş durumda. Adada müftü yok. Erdoğan ve AKP Hükümeti, 2004 yılında, Rodos Adası’ndaki papazın İstanbul Fener Rum Patrikhanesi’ne metropolit olarak getirilmesine izin verirken adaya şimdiye kadar müftü göndermedi.  

LOZAN’I ELEŞTİREN ERDOĞAN SEVR ANTLAŞMASINI UYGULUYOR !...Osmanlı Hükümeti, Sevr Antlaşması’nın 132.Maddesi ile Ege Adaları üzerindeki tüm haklarından vazgeçmesine yol açan genel bir feragat hükmünü de kabul etti. Erdoğan, Atatürk ve İnönü’nün Lozan’da vermediği 17 Ada ve 1 Kayalığı Yunan askerine alenen teslim ederek Sevr Antlaşmasını uygulamaya başladı. Üstelik söz konusu ada ve kayalıkların payına düşen borçlar Lozan’da ödenmişti. Lozan Antlaşması’nda, Trablursgarp ve Balkan Savaşında işgal edilen adalar verildi. Erdoğan ise 17 Ada ve 1 Kayalığı barış döneminde verdi.

Erdoğan ve AKP’liler, “Hakimiyet Milletindir” diyorlar ama vatan topraklarında Yunan bayrağı dalgalanıyor, vatan topraklarında Yunan askerleri elini kolunu sallayarak dolaşıyor. Yunan Kara Kuvvetleri Türk topraklarında askeri tatbikat yapıyor, Yunan Deniz Kuvvetleri Türk karasularında tatbikat yapıyor, Yunan savaş uçakları ve helikopterleri Türk hava sahasında uçuyor ve hiçbir engelle karşılaşmıyor. Başbakan Binali Yıldırım, İzmir il sınırları içinde bulunan Koyun Adası’na, Türk bayrağını saklayarak ve teknesine Yunan bayrağı çekerek pasaportla giriş yapıyor. Erdoğan ve AKP Hükümetleri, Sevr Antlaşmasının 132.Maddesinde olduğu gibi Ege Denizi’ni tamamen Yunanistan’a terk etmiş durumda. 

Trikopis’den sonra Türk topraklarında ilk Yunan Başkomutan, Erdoğan döneminde görüldü. Eski Yunan Cumhurbaşkanı / Başkomutanı Karolos Papulyas, 2009 yılında, Yunan işgali altında bulunan Aydın/Eşek Adası’na gelerek adada bulunan Yunan askerlerini ve Yunan Sancağını selamladı.

Artık Türk topraklarında birisi Erdoğan diğeri Yunan Cumhurbaşkanı Pavlopoulos olmak üzere iki Başkomutan var.

Erdoğan’ın Yunan askerine teslim ettiği adalarda Fener Rum Patrikhanesi ve Yunanistan’ın işbirliği ile çok sayıda kilise inşa edildi. Kilisenin papazlarını da Fener Rum Patrikhanesi atıyor. Adalarda bir tek cami bile yok, ezan sesi hiç yok. Vatan toprakları çan sesleri ile inim inim inliyor.

Verilen somut örnekler ve belgelerden anlaşılacağı üzere Erdoğan, burnumuzun dibindeki 17 Ada ve 1 Kayalığı Yunan askerine teslim etmiştir. İzmir, Aydın ve Muğla sahillerinden bakıldığı zaman Türk adalarında dalgalanan Yunan bayrağını ve elini kolunu sallayarak dolaşan Yunan askerlerini dürbüne bile gerek kalmadan çıplak gözle görmek mümkündür. Burnumuzun dibindeki adaları Yunan askerine teslim eden Erdoğan Lozan’ı eleştiremez !...

 

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI VE 2.SULH CEZA HAKİMLİĞİ ANAYASAYI İHLAL EDİYOR !... 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na, adaların Yunanistan’a verilmesi ile ilgili olarak Tayyip Erdoğan ve diğer sorumlular hakkında TCK 302’den yapılan suç duyurusuna savcılık tarafından SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞI Kararı verildi. Savcılık, Türk Ceza Kanununun 302.Maddesi ve Terörle Mücadele Kanununun 3.Maddesinde tanımlanan terör suçunu görev suçu olarak kabul etti. 

Ankara 2.Sulh Ceza Hâkimliğine yapılan itiraz da reddedildi.

15 Temmuz 2016’da yapılan alçak darbe girişimi sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek (TCK 309) ve Silahlı terör örgütüne üye olmak (TCK 314) suçlamasıyla AYM’nin iki üyesi hakkında soruşturma açarak üyeleri 16 Temmuz 2016’da gözaltına aldı.

Ankara 2.Sulh Ceza Hâkimliği, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek (TCK 309) ve Silahlı terör örgütüne üye olmak (TCK314) suçlamasıyla AYM’ nin iki üyesini, 20 Temmuz 2016’da tutukladı.

Haklarında soruşturma açılan ve tutuklanan AYM üyelerinin işlediği iddia edilen TCK 309 VE TCK 314 suçları TMK 3’e göre terör suçudur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği, Erdoğan ve diğer sorumluların işlediği terör suçunu, görev suçu olarak kabul ederken, AYM Üyelerinin işlediği iddia edilen terör suçunu görev suçu olarak kabul etmemiştir. Üstelik Erdoğan ve diğer sorumlular, haklarında yapılan suçlamalara sessiz kalmak suretiyle hukuken ve zımnen bütün suçlamaları kabul etmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği, “kanun önünde eşitlik “ ilkesini ve Anayasa’nın 10.Maddesini ihlal etmiştir. TCK 309’da tanımlanan Anayasayı ihlal suçu TMK 3’e göre terör suçudur. 

Ümit YALIM

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Türkiye ekonomik anlamda onbirinci kez kalkınma planı yapıyor.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Geçmişte olduğu gibi, günümüzde de, ülkeler arasında çıkan savaşların nedenleri araştırıldığında, asıl nedenlerin başında çıkar amaçlarının, yani ekonomik nedenlerin olduğu görülecektir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?