24.11.2017,21:55
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
İsrail’in attığı kazıklar, atacaklarının teminatıdır
30122013-1-084620.jpg
ÜMİT YALIM
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve beraberindeki heyet, 15 Ağustos 2016’da, CHP ve MHP’yi ziyaret ederek İsrail Anlaşması’na destek istedi.

AKP Hükümeti’nin TBMM’de karar yeter sayısı olmasına rağmen muhalefet partilerinden destek istemesi kamuoyundan gelecek tepkileri azaltmaya yönelik bir girişim. Ayrıca AKP Hükümeti demokrat görüntüsü vererek manda rejiminin üstünü örtmeye çalışıyor.

 

TÜRKİYE MANDA REJİMİ İLE YÖNETİLİYOR, FARKINDA MISINIZ?

Manda Rejimi, Milletler Cemiyeti sistemi içinde bağımsızlığına kavuşmamış bir kısım yerlerin veya toplulukların, başka devletlerin geçici yönetimine bırakılmasıdır. Birinci Dünya Savaşından sonra eski Alman kolonileri ile Osmanlı İmparatorluğu’ndan koparılan Ortadoğu’daki toprakların yönetiminde Manda Rejimi uygulandı. Filistin, Irak ve Ürdün, İngiltere’nin vesayeti altında, Suriye ve Lübnan Fransa’nın vesayeti altında manda rejimi ile yönetildi.

 

Yunanlıların İzmir’e çıkışını takip eden aylarda, Amerikan mandasıaltında yaşama düşüncesi benimsenmeye başladı. Halide Edip, Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdiği 10 Ağustos 1919 tarihli mektupta, “macera ve boğuşma devri geçmiştir” diyerek Amerikan Mandasını öneriyordu. Mustafa Kemal Paşa, Amerikan Mandasını şiddetle reddetti. Sivas Kongresindeki milli irade de, 8 Eylül 1919’da manda önerilerini reddetti.

 

Türkiye Cumhuriyeti bağımsız bir devlettir. Ancak 2002 yılında iktidara gelen AKP Hükümetleri, ABD ve İsrail’in vesayeti altında olup bağımsız bir hükümet değildir. Erdoğan ve AKP Hükümetleri demokrasi rejimini askıya alarak, Türkiye’yi manda rejimi ile yönetmektedir. İsrail ile yapılan anlaşma, Türkiye’nin manda rejimi ile yönetildiğinin somut bir göstergesidir.

 

İSRAİL İLE YAPILAN ANLAŞMA BÜYÜK BİR HEZİMETTİR

Mavi Marmara Gemisine yapılan saldırıdan sonra, İsrail tarafından resmi özür dilenmedi. İsrail Başbakanı Netanyahu, saldırıdan 3 yıl sonra sözlü özür diledi. Hâlbuki, İsrail, Ağustos 2011’de öldürdüğü 5 Mısırlı Polis için Mısır Hükümeti’nden bir hafta içinde resmi özür dilemişti.

Saldırı sırasında öldürülen 9 vatandaşımız için ödenecek para bir futbolcuya ödenen transfer parası kadar. İsrail, tazminat yerine sadaka verecek. İsrail doğalgazının Türkiyeüzerinden dağıtılmasına imkân veren enerji koridorunun açılması tam bir teslimiyet örneği. Yardım gemilerinin İsrail’in denetiminden geçirilerek Aşdod Limanı üzerinden Gazze’ye gönderilmesi ile İsrail’in uyguladığı Deniz Ablukası resmen tanınmış oluyor.

 

Hâlbuki, Mavi Marmara olayından sonra, Birleşmiş Milletler(BM) İnsan Hakları Konseyi Gerçekleri Araştırma Komisyonu’nun 22 Eylül 2010’da yayımladığı raporda, İsrail Ablukasının hukuk dışı olduğu belirtilmişti. BM Raporuna rağmen ablukanın resmen tanınması, Erdoğan ve AKP Hükümeti’nin, ABD ve İsrail’in vesayeti altında olduğunu açıkça gösteriyor.

 

TÜRK- İSRAİL İLİŞKİLERİNDE, KAZANAN TARAF İSRAİL, KAYBEDEN TARAF TÜRKİYE’DİR.

İsrail ile yapılan hezimet anlaşmasını Türk kamuoyuna, başarı olarak sunmak için yoğun bir şekilde halkla ilişkiler ve kamu diplomasisi çalışması başlatıldı. İsrail’in yaptığı kamu diplomasisi çalışması kapsamında yüksek tirajlı bir gazetede, Şimon Peres ile yapılan söyleşi yayımlandı. Söyleşide, İsrail’in eski Cumhurbaşkanı Şimon Peres, yapılan anlaşma ile hem İsrail’in hem de Türkiye’nin kazandığını iddia etmiş. Ancak gerçek durum böyle değil. Türk-İsrail ilişkilerinde kazanan taraf her zaman İsrail olmuş, Türkiye ise kaybetmiştir.

 

*İsrail, Türk Hava Kuvvetleri envanterinde bulunan F 4 uçaklarının her birini 18 milyon dolara modernize etti. Yeni bir F 16 uçağının maliyeti 25 milyon dolar. Dünyanın en pahalı modernizasyonunu yapan İsrail, Türkiye’yi alenen kazıkladı. Modernize edilen uçaklardan birisi füze sistemini algılamadı ve Suriye tarafından atılan füze ile 22 Haziran 2012’de vurularak düşürüldü. Uçakta bulunan subaylarımız hayatlarını kaybederek şehit oldular. İsrail modernizasyon anlaşmasındaki taahhütlerine uymadı. Uçakların işletme ve idamesi için ihtiyaç duyulan yedek parçaları vermedi. Yedek parçalar, tersine mühendislik ile iç piyasadan tedarik edildi.

 

*İsrail’den alınan Heron İnsansız Hava Araçlarının (İHA) işletme ve idamesinde de sürekli olarak sorunlar yaşandı.

 

*TUSAŞ tarafından üretilen ANKA İHA’ larda kullanılan İsrail motorunun tedarikinde sorunlar yaşandı. İsrail’in tek taraflı olarak çıkarttığı sorunlar nedeniyle 2007 yılında teslim edilmesi gereken İHA’larda 9 yıllık gecikme oldu.

 

*İsrail firması tarafından modernize edilen M 60 tanklarının işletme ve idamesi için ihtiyaç duyulan yedek parçalar verilmedi. İsrail’in ambargo koyması nedeniyle ihtiyaç duyulan parçalar tersine mühendislik ile iç piyasadan temin edildi.

 

İSRAİL DEVLET KORSANLIĞI YAPIYOR

İsrail, Hamas’ın yönetime gelmesi ile birlikte 2007 yılında, Gazze’ye kara, deniz ve hava ablukası uygulamaya başladı. Gazze Şeridi sahillerinden itibaren 20 millik deniz ablukası uygulayan İsrail, abluka alanındaki deniz trafiğini tamamen yasakladı. İsrail, 31 Mayıs 2010’da sekiz gemiden oluşan insani yardım konvoyuna, karasularının ve abluka alanının dışında müdahale etti.

 

İnsani yardım konvoyunu, Gazze Şeridine 100 mil mesafeden itibaren taciz etmeye başlayan İsrail, 72 mil mesafede de konvoya saldırdı. İsrail gemi ve helikopterleri ile konvoya saldıran İsrail askerleri, Mavi Marmara Gemisindeki 9 vatandaşımızı öldürdü, onlarcasını da yaraladı. Müdahale sonrasında da gemiyi zorla İsrail Limanına götürdü.

 

İsrail, 1958 tarihli Açık Deniz Sözleşmesine taraftır. 1982 tarihli BM Deniz Hukuku Sözleşmesini ise imzalamamıştır. 1958 Açık Deniz Sözleşmesinin 1. Maddesine göre 12 millik İsrail karasularının ötesindeki deniz sahası “açık deniz”dir. Sözleşmenin 15.Maddesine göre açık denizde bir gemide bulunan can ve mallara karşı yapılan saldırı korsanlıktır. İsrail, kıyıya 72 mil mesafede bulunan Mavi Marmara Gemisine saldırmak suretiyle, 1961 yılında imzaladığı Açık Deniz Sözleşmesini ihlal etmiş ve sözleşmenin 15.Maddesinde tanımlanan korsanlık suçunu işlemiştir. İsrail’in saldırısı, 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesine göre de seyrüsefer serbestisi olan Münhasır Ekonomik Bölgede cereyan etmiş ve sözleşmenin 101 ve 102.Maddelerinde tanımlanan Deniz Haydutluğu (korsanlık) suçu işlenmiştir.

 

Mavi Marmara saldırısı ile ilgili olarak Türkiye’de İsrailli yetkililer aleyhine açılan davaların hukuki bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Davanın muhatabı Uluslararası Ceza Mahkemesidir (UCM). Saldırı suçlarına bakan UCM’nin ceza vermesi halinde suçluların İsrail dışına çıkmaları halinde tutuklanması ve hapse atılması mümkündür. Erdoğan ve AKP Hükümeti, ABD ve İsrail’in vesayeti altında olduğu için konuyu UCM’ye götürmemiştir.

 

İsrail’in yaptığı korsanlığın yanına kar kalmasından cesaret alan Yunanistanda Ege Denizi’nde Türk karasularında korsanlık yapmaya başlamıştır. 2014 Yılında meydana gelen olaylarda, Bodrum açıklarında Türk karasularında seyir halinde olan bir tekneye Yunan Sahil Güvenlik botu tarafından açılan ateşle bir vatandaşımız öldürülmüş, başka bir olayda da Bodrum Turgutreis açıklarında balık avlayan vatandaşlarımız Yunan Sahil Güvenlik botu tarafından zorla İstanköy’e götürülerek tutuklanmıştır.

 

Yunan askerleri hiçbir engelle karşılaşmadan Türk karasularında devlet gemisi ile korsanlık yapmıştır. Türk karasularının muhafaza ve emniyetinden sorumlu olmasına rağmen, Yunan korsanlığına göz yumanİçişleri Bakanı Efkan Ala yeniden İçişleri Bakanı yapılarak, Sahil Güvenlik Komutanı Adnan Özbalise emsallerinden bir yıl önce Koramiral rütbesine terfi ettirilerek ödüllendirilmiştir.

 

ERDOĞAN VE AKP HÜKÜMETLERİ’NİN ABD VE İSRAİL VESAYETİ ALTINDA YAPTIĞI BAZI İCRAATLAR

*20 Mart 2003 tarihli Irak Tezkeresi. Irak Devleti tarafından Türkiye’ye herhangi bir saldırı olmadığı için meşru müdafaa hakkı oluşmadı. BM Güvenlik Konseyinin kararı da yok. 1,5 milyon Müslüman öldürüldü. Ayrıca Irak ordusunda zorunlu askerliğini yapan en az 6 bin Türk soydaşımız hayatını kaybetti. BM Güvenlik Konseyinin 28 Mart 2003 tarih ve 1472 sayılı kararı ile Irak Savaşının gayri meşru olduğu tescillendi.“Irak Savaşı, İsrail’in güvenliğini sağlamak için yapıldı.”Anayasanın 92.Maddesi ihlal edildi.

 

*2003 Irak Savaşı sonrasında ABD askerlerinin Türk topraklarından geçirilmesi. Saddam yönetiminin devrilmesini müteakip yüzbinlerce Amerikan askeri meclis kararı olmadan İncirlik’ten geçirildi. Genelkurmay yetkilileri meclis kararı istemesine rağmen, AKP Hükümeti, Amerikan askerlerinin geçirilmesini milletlerarası nezaket kuralları kapsamında yaptığını beyan etti. AKP Hükümeti, 4 Temmuz 2003’de Türk askerinin başına çuval geçiren ABD’ye nezaket kurallarını uyguladı. Anayasanın 92.Maddesi ihlal edildi.

 

*2007 yılında İsrail uçaklarına Türk hava sahasının açılması. Suriye sınırındaki mobil radarlar kaldırılmak suretiyle İsrail uçaklarının geçişi gizlenmeye çalışıldı. Ancak Hudut Taburu 6/7 Eylül 2007 gecesi İsrail uçaklarını tespit etti. Uçakların yakıt tankları Hatay ve Gaziantep’te bulundu. İsrail uçakları 45 dakika süreyle Türk hava sahasını 100 mil (185 km.)ihlal etti.Türk hava sahasını kullanarak Suriye’ye giriş yapan İsrail uçakları Suriye’yi bombaladı. Olay, İsrail tarafının özür dilemesi ile geçiştirilmeye çalışıldı. İsrail’e nota verilmedi. Sadece BM Daimi temsilcisi Baki İlkin tarafından İsrailli emekli bir havacı generale uyduruk bir mektup gönderildi. Anayasanın 92.Maddesi ihlal edildi.

*2015 yılında Süleyman Şah Türbesindeki toprakların PYD/YPG/PKK’ya terkedilmesi. Süleyman Şah Türbesi, 22 Şubat 2015’de, 37 km. geri çekilmek suretiyle Türk toprakları PYD/YPG/PKK’ya terkedildi. İsrail Koridorunun önü açıldı.17 ada ve 1 kayalığın 2004 yılında, Yunanistan’a verilmesinden sonra Cumhuriyet döneminin ikinci toprak kaybı yaşandı. Anayasanın 3. Maddesi ihlal edildi.

*Barzani Yönetimi için Türk toprakları üzerinden petrol boru hattının açılarak Kuzey Irak petrolünün Akdeniz’e çıkarılması. ABD, 2003 Irak Savaşı sonrasında, Kuzey Irak petrolünü Ürdün üzerinden petrol boru hattı ile İsrail’in Hayfa limanına taşımak istedi. Ancak Ürdün Kralı ve Ürdün Hükümeti bu öneriyi şiddetle reddederek boru hattını işletmeye açmadı. ABD, Erdoğan ve AKP Hükümetine, petrol boru hattını açtırarak Kuzey Irak petrolünün Akdeniz’e çıkarılmasını oradan da tankerlerle İsrail’e ulaştırılmasını sağladı. Petrol geliri sayesinde palazlanan Barzani, PKK terör örgütüne silah ve mühimmat desteği vermeye devam etti. Erdoğan ve AKP Hükümetinin açtığı petrol boru hattı, Mehmetçiğe, koruculara ve polise karşı kullanılan silah ve mermi olarak geri dönüyor.

SONUÇ

Büyük Kürdistan söylemleri ve paravanı altında, Büyük İsrail Devleti hızla inşa ediliyor. Kuzey Irak’ta fiili olarak kurulan devlet Irak Kürdistanı olmayıp İkinci İsrail Devletidir. Barzani ailesinin İsrail Devleti ile olan kan bağları, MOSSAD ve İsrail Ordusu ile olan tarihsel ilişkileri bilinmekte ve İsrailli yazarlar tarafından deşifre edilmektedir.

Suriye’de iç savaş çıkarılmak suretiyle İran, Irak, Suriye ve Lübnan üzerinden İsrail’e ulaşan Şİİ Ekseni kesintiye uğratılmıştır. Sırada, bugünkü İsrail Devleti ile Kuzey Irak’ta oluşturulan İkinci İsrail Devleti’nin birleştirilmesi projesi vardır. Bu maksatla Suriye topraklarında alan temizliği yapılmış ve birleşme harekâtı için Suriye vatandaşlarının önemli bir kısmı mülteci olarak ülke dışına çıkarılmıştır.

 

Erdoğan’ın Suriyelilere Türk vatandaşlığı vermek istemesinin sebebi, birleşme harekâtının sorunsuz olarak gerçekleşmesini sağlamaktır. Daha sonra da Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda oluşturulacak Üçüncü İsrail Devleti ile Büyük İsrail Projesinin son safhası tamamlanacaktır.

Erdoğan ve AKP Hükümetleri, ABD ve İsrail’in vesayeti altında, sürekli olarak Anayasayı ihlal ediyor ve Türk Ceza Kanunu Md.309’da tanımlanan Anayasayı ihlalsuçu ile Terörle Mücadele Kanunu Md.3’te tanımlanan terör suçunu işliyor.

 

Verilen somut örneklerden anlaşılacağı üzere, Erdoğan, Büyük İsrail Projesi’ne açık ve doğrudan destek veriyor. AKP Hükümetleri ise projenin taşeronluğunu yapıyor. Türkiye Cumhuriyeti, ABD ve İsrail’in vesayeti altında Manda Rejimi ile yönetiliyor.

 

Ümit YALIM

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay