21.11.2017,17:09
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Batı barajlarımızı, yollarımızı kıskanadursun..
612016-12464057_10153838785181624_2107243953_n-010533.jpg
SEZER KOYUN
HASTALIKLARIMIZ İLE YOLA DEVAM

1929 yılında başlayan ve 30’lu yıllar boyunca devam eden ekonomik bunalım, Kuzey Amerika ve Avrupa’yı merkez almasına rağmen, dünyanın geri kalanında, özellikle de sanayileşmiş ülkelerde yıkıcı etkiler yaratmıştı.

 

29 Bunalımı New York Borsası’nın çöküşüyle patlak verdi. New York Borsası 1928 yılının başından Ekim 1929’a kadar olan süreçte gittikçe yükseliyor ve yüksek fiyat/kazanç oran getiriyordu.

 

Ancak 3 Ekim 1929 tarihine gelindiğinde, borsanın ilerlemesi durmuş hatta birkaç büyük holdingin hisse senetleri düşüşe geçmişti. Bu düşüş 21 Ekim günü yabancı yatırımcıların kâğıtlarının ellerinden çıkarmalarıyla hızlandı ve “Kara Perşembe” olarak anılan 24 Ekim 1929 Perşembe günü borsa dibe vurdu. 29 yılının fiyatları ile 4,2 milyar dolar yok oldu.

 

Bu süreçte 4 bin civarı banka battı; binlerce insanın malvarlığı eridi. Bu insanlar açlığa sürüklendi ve hatta meyve-sebze yetiştirip, çiftçilikle yaşamaya çalıştılar. Piyasadaki para bir anda yok olduğu için insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için takas yoluna giderek bir nevi değiş tokuş ekonomisine geri döndüler. İnsanlar maddi varlıkları ile beraber sosyal konumlarını ve ruh sağlıklarını kaybettiler.

 

Büyük bunalım dünyada 50 milyon insanın işsiz kalmasına, yeryüzündeki toplan üretimin yüzde 42 oranında ve dünya ticaretinin de yüzde 65 oranında azalmasına neden oldu. Ayrıca dünya politik sahnesinin aktörlerini önemli ölçüde etkiledi. 1. Dünya Savaşı’na kadar dünyda hegemonik güç olan İngiltere, kanayan bir ülke konumuna geldi. Almanya ise Amerika’nın savaş sonrası istediği tazminat sorunu ile karşı karşıyaydı. Ekonomisi durma noktasına gelen Almanya, tazminat sorununa çözüm olarak para basmayı denedi. Bu para Amerika tarafından kabul edilmediği gibi Almanya’da hiperenflasyona sebep oldu.

 

Bunalımın etkileri 2. Dünya Savaşı’na kadar yaklaşık 10 yıllık bir periyodda devam etti.

Aslında durumumuzun benzerliği acı. Hele temel hastalıkların aynılığı uyandırmalı artık bizi.

Ünlü ekonomist Galbraith’a göre, Amerikan ekonomisinin bazı “temel hastalıklar”ı vardı:

Gelir dağılımının bozukluğu, (nüfusun yüzde 5’i toplam gelirin üçte birini kazanıyordu): bu eşitsizlik ekonomiyi yüksek yatırım harcamalarına ve lüks tüketime bağımlı kılıyordu.

 

Spekülatif bir konjonktürde, holdingler ve sermaye şirketlerden oluşan bir sanayi yapısının egemen olmasının getirdiği olumsuz sonuçlar: Holdingler, yeterli miktarda temettü dağılabilmek için kendi gruplarındaki şirketlerin kârlarını yatırımlara yöneltmemişlerdi. Bu olgu deflasyonist döngüyü daha da artırıyordu.

 

Deflasyonu durdurmak için daha önce uygulanan ekonomi politikalarının anlamsızlığı (yüksek gümrük tarifeleri, bütçe denkleştirme çabaları, parasal politikaların uygulanmaması): Bu politikalar işleri daha da kötüleştirme eğilimi taşıyordu.

 

Tanıdık gelen bu 3 temel hastalığın üzerine ülkemizde resmedilen tabloda çok sayıda kapkara detay görebilmek mümkün.

 

Sosyal konumun değişmesi tarafı çok düşündürmeli bizleri. Sindiremeyenin, hazımsızların bir yerlere getirilmesi ve daha kötüsü tam tersi haketmemesine karşın pek çok kıymetin alaşağı edilmesi.

 

Ruhlarımız hastalanıyor artık. Paranın telafisi mümkünse de ruh hastalığının sonuçları çok acıtacak bizleri.

 

Bu arada Batı barajlarımızı, yollarımızı kıskanadursun.. Hastalıklarımızla yola devam.

 

sezerkoyun@cratone.com

 

Cratone Danışmanlık – Traficon Partner, Türkiye

 

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay