21.11.2017,17:10
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Etik kurallar ve firmanın yaşam süresi
612016-12464057_10153838785181624_2107243953_n-010533.jpg
SEZER KOYUN
Etik kurallara bağlı değilseniz, er ya da geç kaybedeceksiniz.

İş dünyasında yönetim ve insan kaynakları anlayışı, yetkin yaşam ile beraber, çalışan mutluluğunu temel alarak, hakları düzenleyen hukuk kurallarına ve etik kurallara uygun biçimde başarıyı hedeflemek.

 

2500 yıl evvel yazılıp çizilenden kalanlara bakarsak; ilk ütopya yazarı olarak nitelendirilen Platon, felsefenin temelini insan mutluluğu ve yetkin yaşamı sağlamak direklerine oturtmayı tercih etmiş; erdemli bir yaşamın buna giden yol olduğuna inanmıştı.

 

Kıymet verdiği hocasının idama mahkûm edilmesinden sonra,“Sokratları idam edip mahkûm etmeyecek” bir devlet sistemi peşinden koşması ile başlayan 2. devlet kuramını yarattığı süreç, felsefi olarak ahlâk temelli olmuştu bu sebepten belki de. 

 

Günümüze dönecek olursak başarılı yöneticiler ve insan kaynakları uzmanları, bilgi ve idealar kavramlarını irdeleyen Platon’dan pek de farklı değiller.  Sistem 2500 yıl öncesine göre elbette değişti ancak hala temellerin aynı olması dikkat çekici ve hatta o zamanki hiyerarşi ve iş bölüşümü ilkeleri bugün iş dünyasında net olarak yansımasını bulmakta.

 

Acı olan şu ki ‘İnsan için Üretim’ anlayışından uzaklaşılarak ‘Üretim için İnsan’ anlayışına yaklaşan bir sistemde, insanın çalışan olarak haklarının korunması ve mutluluğunun sağlanması için özellikle stratejik anlamda yöneticilere, saha uygulamalarında ise ağırlıklı insan kaynakları uzmanlarına görev düşmektedir.

 

Peki bu yöneticileri ve uzmanları doğru takip etmek, sorgulamak ne kadar mümkün? Acaba kendileri yol haritalarını biliyorlar mı? Biliyorlarsa da ne kadar sadakat gösterebilecekler? Kaçınanlar olurken kaçanlar, başka yollar arayanlar olursa elimizde ne var?

 

Bu noktada insan öğesinin etik konusundaki duruşu, hukuka saygısı ve inancı mühim. Yöneticiler, uzmanlar, tüm çalışanlar, şirketin insan kaynakları ve öğeleri. İnsan öğesini tartışırken, beşeri tarihte bir ihtiyaç olarak hak kavramının doğmasının ve ardından yazılı hukuk kuralları ve yazılı olmayan kaynaklarının yaratılmasının, üretimde verimliliği sağlamak için gerekli faktörlerin üzerinde etkilerini tekrar oturup düşünmek gerekiyor.

 

Hukuk, ezberlendiği şekilde adalete yönelmiş toplumsal yaşam düzeni ise ve bu ifadede devlet kavramı geçmiyorsa net olan şey hukuk kavramının devlet kavramından önce oluşmuş olduğu ve insanın saygısı ile değer bulacağıdır.

 

Hukuk; yargıcın yaptığından daha önce var olan; yargıçlık müessesesini oluşturan, yargıcı yaptığını yapmaya zorlayan kamusal vicdan sahibi olması beklenen sistemdir. Yönetim bilimi de, insan kaynakları disiplini de hukukta temelde insan için, insan tarafından oluşturulmuştur. Hepsi el ele yürümelidir.

 

Hukukun hakka ilişkin adalet mekanizması ekseninde çalışması algısıyla iş yaşamının içinde yer alan her bireyin soracağı soru;  “Hukuka saygı, adalet ve eşitlik olmayan bir yerde insanın mutlu olması mümkün değilse verimli olması nasıl mümkün olabilir” olmalıdır.

 

İşyerinde insanın hak ettiği mutluluğunu hiçe sayan bir üretim sürecinin üstü kapalı dahi olsa teoride ve/veya pratikte reddetmek gerekir. Varlık sebebi itibari ile insan kaynakları disiplinini ile hukukun yerinde ve tam olarak devrede olması zorunluluğu vardır.

 

İnsanın sosyal ve duygusal yanını görmezden gelen metodların uygulanması ve disiplinlerin yetersizliği karşısında başarılı bir üretim sürecinin oluşabilmesine imkân yoktur. Böylece insanı eşitlikçi ve adil bir anlayış ile tam olarak merkezde tutamayan tüm sistemler çökerler.

 

Ekonomide de, politikada da, iş yaşamında da esas gündem tam da bu günümüzde. Etik anlayış ile adaletli bir sistem özellikle sürdürülebilirliğin şimdilerdeki tek anahtarı gibi görünüyor.

 

Malûm dönemler geçer, insanlar değişir, sistemler çöker, yeni sistemler kurulur ancak diğer yandan üretim, insan nesli tükenmeden sona eremez. Üretimde insanı eşitlikçi bir adalet mekanizması içinde mutlu edip,  temel kaynak olarak kullanamayan şirketlerin, güç odaklarına yakın olsalar da iş dünyasından teker teker nasıl silineceklerini izlemeye devam edeceğiz.

 

sezerkoyun@cratone.com

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay