22.02.2018,17:32
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Etik kurallar ve firmanın yaşam süresi
612016-12464057_10153838785181624_2107243953_n-010533.jpg
SEZER KOYUN
Etik kurallara bağlı değilseniz, er ya da geç kaybedeceksiniz.

İş dünyasında yönetim ve insan kaynakları anlayışı, yetkin yaşam ile beraber, çalışan mutluluğunu temel alarak, hakları düzenleyen hukuk kurallarına ve etik kurallara uygun biçimde başarıyı hedeflemek.

 

2500 yıl evvel yazılıp çizilenden kalanlara bakarsak; ilk ütopya yazarı olarak nitelendirilen Platon, felsefenin temelini insan mutluluğu ve yetkin yaşamı sağlamak direklerine oturtmayı tercih etmiş; erdemli bir yaşamın buna giden yol olduğuna inanmıştı.

 

Kıymet verdiği hocasının idama mahkûm edilmesinden sonra,“Sokratları idam edip mahkûm etmeyecek” bir devlet sistemi peşinden koşması ile başlayan 2. devlet kuramını yarattığı süreç, felsefi olarak ahlâk temelli olmuştu bu sebepten belki de. 

 

Günümüze dönecek olursak başarılı yöneticiler ve insan kaynakları uzmanları, bilgi ve idealar kavramlarını irdeleyen Platon’dan pek de farklı değiller.  Sistem 2500 yıl öncesine göre elbette değişti ancak hala temellerin aynı olması dikkat çekici ve hatta o zamanki hiyerarşi ve iş bölüşümü ilkeleri bugün iş dünyasında net olarak yansımasını bulmakta.

 

Acı olan şu ki ‘İnsan için Üretim’ anlayışından uzaklaşılarak ‘Üretim için İnsan’ anlayışına yaklaşan bir sistemde, insanın çalışan olarak haklarının korunması ve mutluluğunun sağlanması için özellikle stratejik anlamda yöneticilere, saha uygulamalarında ise ağırlıklı insan kaynakları uzmanlarına görev düşmektedir.

 

Peki bu yöneticileri ve uzmanları doğru takip etmek, sorgulamak ne kadar mümkün? Acaba kendileri yol haritalarını biliyorlar mı? Biliyorlarsa da ne kadar sadakat gösterebilecekler? Kaçınanlar olurken kaçanlar, başka yollar arayanlar olursa elimizde ne var?

 

Bu noktada insan öğesinin etik konusundaki duruşu, hukuka saygısı ve inancı mühim. Yöneticiler, uzmanlar, tüm çalışanlar, şirketin insan kaynakları ve öğeleri. İnsan öğesini tartışırken, beşeri tarihte bir ihtiyaç olarak hak kavramının doğmasının ve ardından yazılı hukuk kuralları ve yazılı olmayan kaynaklarının yaratılmasının, üretimde verimliliği sağlamak için gerekli faktörlerin üzerinde etkilerini tekrar oturup düşünmek gerekiyor.

 

Hukuk, ezberlendiği şekilde adalete yönelmiş toplumsal yaşam düzeni ise ve bu ifadede devlet kavramı geçmiyorsa net olan şey hukuk kavramının devlet kavramından önce oluşmuş olduğu ve insanın saygısı ile değer bulacağıdır.

 

Hukuk; yargıcın yaptığından daha önce var olan; yargıçlık müessesesini oluşturan, yargıcı yaptığını yapmaya zorlayan kamusal vicdan sahibi olması beklenen sistemdir. Yönetim bilimi de, insan kaynakları disiplini de hukukta temelde insan için, insan tarafından oluşturulmuştur. Hepsi el ele yürümelidir.

 

Hukukun hakka ilişkin adalet mekanizması ekseninde çalışması algısıyla iş yaşamının içinde yer alan her bireyin soracağı soru;  “Hukuka saygı, adalet ve eşitlik olmayan bir yerde insanın mutlu olması mümkün değilse verimli olması nasıl mümkün olabilir” olmalıdır.

 

İşyerinde insanın hak ettiği mutluluğunu hiçe sayan bir üretim sürecinin üstü kapalı dahi olsa teoride ve/veya pratikte reddetmek gerekir. Varlık sebebi itibari ile insan kaynakları disiplinini ile hukukun yerinde ve tam olarak devrede olması zorunluluğu vardır.

 

İnsanın sosyal ve duygusal yanını görmezden gelen metodların uygulanması ve disiplinlerin yetersizliği karşısında başarılı bir üretim sürecinin oluşabilmesine imkân yoktur. Böylece insanı eşitlikçi ve adil bir anlayış ile tam olarak merkezde tutamayan tüm sistemler çökerler.

 

Ekonomide de, politikada da, iş yaşamında da esas gündem tam da bu günümüzde. Etik anlayış ile adaletli bir sistem özellikle sürdürülebilirliğin şimdilerdeki tek anahtarı gibi görünüyor.

 

Malûm dönemler geçer, insanlar değişir, sistemler çöker, yeni sistemler kurulur ancak diğer yandan üretim, insan nesli tükenmeden sona eremez. Üretimde insanı eşitlikçi bir adalet mekanizması içinde mutlu edip,  temel kaynak olarak kullanamayan şirketlerin, güç odaklarına yakın olsalar da iş dünyasından teker teker nasıl silineceklerini izlemeye devam edeceğiz.

 

sezerkoyun@cratone.com

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye reel sektör bazında konsantrasyonunu ihracata bağlamış durumda. Elbette bunun önemini yok sayacak değilim.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?