24.11.2017,21:52
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Yatırım ekonomisi veya bir ülke nasıl batırılır – 4
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
Maliyetin diğer yüzü: Kayıplar

Bu yazıda, Maliyet, toplam maliyet, kamuya maliyet dediğimiz olayıngörülmeyen gösterilmeyen, ancak bilinçli yurttaşların hesabını yakın zamanlarda sormaya başladıkları bir bölümünü aklınıza taşımaya çalışacağım. Toplam maliyet, kamuya maliyet, dediğimizolayın önemli bir bölümünü Kayıplar oluşturur. Kayıplar, bir yatırım sebebiyle varlıklarımızdan, çevremizden yok edilenlerin tümüdür. Varlıklarımızdan peşinen alınanlardır.

 

Parayla ölçülemeyen varlıklardır. Bazı yatırımlarda, acıları sonradan ortaya çıkan, büyük kayıplara uğrarız. Bu kayıpları aşağıda başlıklar altında vereceğim. İçerikleri çok çeşitlidir, derindir.

 

Bunların parayla ölçülmesi henüz başarılamamıştır. Bana göre parayla ölçülmesi olanaksızdır. Ama birisi çıkar “Mazlum Çoruh, bunlarında parayla ölçülmesi için bir tanım yap” derse benim diyeceğim şudur: “Bir kaybın parayla ölçülmesi için kaybolan varlığın bir başka yerde yeniden yaratılması, yetiştirilmesi, inşası, eş değer pazarın oluşturulması gibi… Yeniden aynen var edilmesi için yapılan harcamaların gecikme zammıyla beraber ve bu varlıkların yokluklarında meydana getirdiği eksikliklerin toplamıdır”. Bu tanım bile bana göre yeterli değildir.

 

Kayıplar konusunu parayla ölçmeye kalkışmadan (K) harfiyle göstereceğim. Takdir konun önemini kavramış aydınlara bırakılmıştır.

 

Kayıpları aşağıdaki başlıklar ve alt başlıklar altında toplayabiliriz:

K1: Doğal çevre kayıpları: Yapı, yatırım veya değişiklik nedeniyleyakın ve uzak çevrede yaşayan bitki ve hayvan varlığında ve türlerinde meydana eksilmeleri ve yok olmaları ifade eder. Biraz önce parayla ölçülemezler demiştim. Bir türün yeniden yaratılması mümkün mü? Her canlı yaşamak için belli bir coğrafya parçası ve koşullar ister. Yapı bu alanları ve koşulları yok ediyorsa aynı coğrafya ve koşulları başka bir yerde yaratabilir misiniz?

 

Unutmayalım, kaybolan her canlı sonuçta insanın hayatında eksikliğe sebep olur.

Bu başlık altındaki kayıpları aşağıdaki alt başlıklarda ifade edebiliriz.

K11: Doğal ve kültürel bitki varlığı kaybı(Eczacılıkta kullanılanlar bu başlığa alınabilir)

K12:  Endemik yaban bitki türü kaybı

K13: Endemik kültür bitkisi kaybı

K14: Vahşi ve kültürel hayvan varlığı kaybı

K15: Endemik vahşi hayvan türü kaybı

K16: Endemik kültür hayvanı türü kaybı

K17: Mesire yerleri, mini klima alanları, özel bitki topluluğu yerleri kayıpları

 

K2: Anıtsal doğal yapılar kaybı:

K21:Anıtsal ağaçlar kaybı

K22: Anıtsal jeolojik yapılar kaybı(Kanyon, peri bacası, taşlaşmış ağaçlar gibi)     

 

K3: Kültür kayıpları:

K31: Sosyal Kültür kayıpları (Sosyal Doku kaybı, Yardımlaşma, acı paylaşma, eğlence

ve yerel oyunlar, vd.nin kaybı)        

K32: Yapı Kültürü ve tarihi yapı kayıpları

K33: Tarım ve Yerel Üretim Kültürü Kayıpları

 

K4: Yeraltı zenginlikleri kaybı: Madenler, Kıymetli taşlar, Maden suları, Kaynak suları gibi varlıkların kaybı

 

K5: Kamu arazisi kaybı: (Kullanımımızdan çıkan kamuya ait yeryüzü parçası ve üzerinde yaşayan bitki ve hayvan varlığı kaybı)

 

K6: Ekonomik kayıplar: (Pazar kaybı nedeniyle Ticari kayıplar, vergi kayıpları, ulaşım kayıpları, vs.)

 

K7: Ruhsal Sağlık Kaybı: Bu kayıp binlerce yılda oluşan kültür içinde yaşayan, özellikle, yaşlı insanların yeni çevrelerine uyumsuzluğu nedeniyle ortaya çıkan sağlık sorunlarıdır.

 

Değerli aydın; Yukarıda sıralamaya, kümelemeye çalıştığım kayıplar, benim aklıma gelenlerdir. Çevre kayıpları çevre mühendisliğinin, diğerleri biyologların, eczacıların, sosyologların, kültür adamlarının, sanatçıların, tarihçilerin, arkeologların değerlendireceği konulardır.

 

Tekrar edeyim: Maliyetin bir bölümü olan bu başlıklarla gösterdiğimiz kayıplar, her yapıda olacağı anlamına gelmez. 11 yıldır kafa yorduğum barajlar, kayıplar yelpazesi en geniş yapılardır. Bu sebeple barajları yazımın odağına aldım. Elbetteki konuların uzmanları, başka kayıplardan da bahsedebilirler. Burada benim amacım, ülkemizin başına geçirilen çuvalların arka planını sizlere anlatmaktır.

 

Bir başka maliyet, geri dönüşüm maliyeti: M13 (GDM)    

Değerli aydın; bu başlık, son zamanlarda öne çıkmaya başlayan bir başka maliyetin adıdır. Ne demek Geri Dönüşüm Maliyeti? Bir yapı ömrünü tamamladığında o yapının doğaya verdiği bütün zararların ortadan kaldırılması ve yerleştiği doğanın eski haline getirilmesini ifade eder. Yapının ölüsünün çevreye zarar vermesini önlemenin maliyetidir. Özellikle Nükleer Santrallarda bu konu yatırım kararı vereceklerin önüne çıkmaktadır; çıkmalıdır. (Bu konuda Prof. Dr. Tolga Yarman’ın Geçmişte ve Bugün Nükleer Enerji Tartışması- Okan Üniversitesi Yayınları- adlı kitabını okumalarını öneriyorum) Çünkü bu yapıların yakıt artıkları ve hurdalarının radyoaktif zararlarını sıfır maliyetle (!) ortadan kaldırılması henüz başarılmamıştır.

 

Ömrünü tamamlayan veya kaza ile ölen bu santralların leşleri ortadan kandırılamamaktadır. Çünkü çok pahalı bir işlemdir. Tehlikeleri devam etmektedir. Böyle bir yatırıma karar verirken bu maliyetin göz önüne alınmaması düşünülemez. Bu kadar uyarılara rağmen leşlerinin ortadan kaldırılması henüz mümkün olmayan, bu yapıların yapılmasına karar verenlerin; en hafifinden, bilgi düzeylerinin ülke adına karar vermeye yeterli olmadığını söyleyebilirim. Bu yapılar ömürlerini tamamladığında sadece masraf ve zarar üretmektedirler, arazi işgal etmektedirler. Çevreye vereceği zararların sıfırlanması; doğanın eski haline döndürülmesi gerekir. Bu bir maliyetkümesidir, başlığıdır.

 

Benzer maliyetler, aklı başına gelen ülkelerde yıkılmaya başlanan barajlar için de geçerlidir. Baraj yapımına karar verenler, doğaya geriye dönüşün maliyetini bu yapılara yüklemek durumundadırlar. Bunu yapmıyorlarsa ya bilgisizdirler, ya aymazdırlar, ya akıl fukaralarıdır, ya korkak veya ….dirler.

 

Çok büyük harcamaları gerektiren bir konudur. Bu harcamaların bu yatırım tarafından karşılanmasını düşünmemek en hafifinden bilgisizlik veya melanet görevlisi olmakla mümkündür. Ürün maliyetleri hesaplanırken göz önüne alınması gerektirecek bir maliyet başlığıdır ve oldukça önemlidir.

 

Özetleyelim:

Maliyet, Toplam Maliyet veya Kamuya Maliyet dediğimiz olayı, şimdiye kadar yazdıklarımızı, 3 ve 4nolu yazılarımızın içeriğini, şu satırla özetleyebiliyoruz:

 

Maliyet(Toplam Maliyet=Kamusal Maliyet)= (M1+M2+M3+M4+M5+M6+M7+M8+M9+M10+M11)+M12(PKM)+M13(GDM)+(K1+K2+K3+K4+K5+K6+K7)

 

Diyeceksiniz ki bu çok uzun bir satır. Evet, öyle; çünkü maliyet dediğiniz olay gerçekte çok uzun. Satırlarca, sayfalarca yazı ve hesapla anlatılacak konudur. Ben elimden geldiğince maliyet olayının içine giren her şeyi, tabii kendi aklımca, bu satırda özetlemeye çalıştım.

 

Bu satır, yapıdan yapıya kısalır. Eğer bir simit tezgâhı alıyorsanız birinci parantezin içi tek ifadeye iner, elinizdeki bir değeri vererek alıyorsanız; yani takasla alıyorsanız en tehlikeli ifade(M12) ortadan kalkar. Seyyar olduğu için (M13) de (0) sayılır(odun edip yakarsınız faydası bile olur; tekerleklerini hurdacıya satarsınız); kayıp yaratmadığı için ikinci parantez içini de (0) alabilirsiniz. O zaman M(maliyet) sadece satın alma değeri olarak hesaba girer. Yok bir yerden borç parayla alıyorsanız veya faizdeki paranızı kullanıyorsanız, en sinsi hesap (M12) devreye girer. Eğer, simitçi yerel yönetimin sınırladığı alanların dışına çıkarsa M11(hukuk giderleri) devreye girebilir.

 

Baraj yapmaya, Nükleer Santral Yapmaya kalkışırsanız hemen hepsi hesaba girer; girebilir. Hem de şaşırtacak büyüklükte. Eğer uluslararası suyoluna rakip bir kanal yapmaya kalkışırsanız aklınızın alamayacağı kadar başka maliyetler hesaba girer.

 

Ekonomik tetikçilerin hizmetine girenler, birinci parantezin içindeki sadece M3’ü, Yapımcıya ödenen nakit parayı, maliyet diye gerçek mal sahibi halka satarlar. Onu da başlangıçtaki tahmini maliyet rakamıyla konuşurlar. Şimdiye kadar bu yapıların temellerini atarken övünenler sonuçta kaça mal olduklarını üretimlerinin birim maliyetlerinin nerelere vardığını halka bildirmezler, bildiremezler. İsteseler de bu yatırımları yaptıran ‘üst akıl’ onlar bunu konuşmayı yasaklamıştır. Gerçeği halka anlatmazlar. Geri kalan maliyet bileşenlerinin hepsini yok sayıyorlar. Kayıplar ise akıllarına hiç gelmez, getirilmez.

 

Ülkelerin batırılması, borçlarının devamlı artması bu hesapların halktan saklanması sebebiyledir.

 

Ölçütler açısından bu özet satır neleri ifade eder?

Bir nolu yazıda, bir yatırımın, bir yapının, bir değişikliğin yapılabilmesi için önce iki ölçütten bahsetmiştim.

 

Bunlardan birincisi Pareto Ölçütü idi. Pareto ölçütüne göre yukarıdaki ifade, (M)maliyet, şu şekilde oluşuyor: Kimse zarar görmüyor, çevre zararları da yok(!), muhtemelen Geriye Dönüş Maliyeti de söz konusu değil. Belki M12(PKM) var. Var olanların toplamına M dersek, Faydayı da F ile gösterirsek Eğer M(maliyet), F(fayda)’den az ise bu yapı yapılabiliyor. Alternatifler arasında seçimde bu ölçüt işe yarıyor.

 

İkincisi Kaldor(Kalder) Ölçütü idi. Bu ölçütte yukarıda bir satırda özetlenen maliyet bileşenlerinin tümü var. Ancak (K)’nın nasıl değerlendirileceğine dair bir açıklama yok. Bu durumda M (maliyet) bütün bileşenleri içerebiliyor. Bu durumda eğer F (fayda) M (maliyet)den büyükse bu değişiklik, yatırım, yapı yapılabiliyordu.

 

Bu iki ölçütte para kullanma maliyeti belirtilmiyor. Bu durum, yatırım hakkında sağlıklı karar verilmesini önlüyor.

 

İki numaralı yazıda başka bir ölçütten, Mazlum Çoruh Ölçütünden bahsetmiştim. Mazlum Çoruh Ölçütü şöyle diyordu: Bir yapının, yatırımın, yıllık net geliri ile yatırımın toplam maliyeti arasında doğrudan ilişki vardır. ‘Yatırımın toplam maliyeti, yatırıma biçilen ömür ve yıllık para kullanma maliyeti tarafından sınırlandırılır’ şeklinde ifade edilebilir. Bununla ilgili iki hal için örnek vermiştim.

 

Yatırıma karar vermek için yatırımdan beklenen yıllık net gelir çok güvenilir ve ciddi bir şekilde hesaplanmalıdır.Yıllık net güvenilir gelir, bu yatırıma harcanacak kaynaklar ile sebep olacağı kayıpların toplamını sınırlandırılır. Yıllık net gelirin hesaplanacak bir sayıyla çarpımın sonucunda çıkan rakam bu yatırımın üst sınırı olur. Bu sınıra ‘Bayındırlık Eseri Olma Sınırı’ diyebiliriz. Mazlum Çoruh Ölçütü ile ülkelerin büyük (!) yatırımlarla tuzağa düşmesi önlenir. Çünkü yatırımın toplam maliyeti, yıllık net gelir tarafından sınırlandırılmaktadır.Eğer yapacağımız yatırımın maliyeti bu sınırı aşıyorsa o günkü koşullarda yapılamaz. Çünkü bu sınır aşıldığı takdirde ülke, zenginleşemediği gibi devamlı artan bir borçla karşı karşıya kalınır. Ekonomik tetikçilerin kullandıkları tuzak budur. Ülkemizin başına geçirilen çuvallar işte böyle yatırımlardır.

 

Ülkemizin devamlı artan borçlarının sebebi bu sınırı çok aşan yatırımların yapılmış olmasıdır. Bunun başlıca sebebi,  yatırımda kullanılan paranın kullanma maliyetidir. Eğer para kendi tasarrufumuzsa ve biz ondan nemalanıyorsak, faiz alıyorsak bu yatırımın o faizi de karşılaması gerekiyor demiştik. Bu durumda sınır genişler. Yok, parayı dışarıdan borç olarak alıyorsak zaten ona daha fazla oranda kira-faiz vereceğiz demektir. Bu durumda yatırımın toplam maliyetinin daha az olması yani yatırımın daharantabl(getirimli) olması gerekir. O zaman ancak bu yatırım size zenginlik getirebilir. Bu ölçüye uymayan yatırımları yapanlar, ülkelerinin batışına hizmet eden ekonomik tetikçilerin şakirtleridir.

 

Bu yatırımın yıllık net geliriyle harcadığımız paraların yıllık para kullanma maliyetleri(PKM)ni karşıladıktan sonra geri kalanla tayin edilen süre içinde harcananların ve kayıpların karşılanması gerekir. Bunu sağlayamıyorsanız ya geleceğinizi satarsınız veya varlıklarınızı satarsınız. Bunun adı fakirleşmektir. Emperyalistlerin istediği, edilgen ülke haline gelmişsiniz demektir.

 

Barajlı santralların ürettiği elektriğin maliyetini artıran bir giderden, işletme maliyetini artıran bir paradan bahsedip bu yazıyı bitireyim.

 

Uluslararası anlaşmalar nedeniyle ödenmesi gereken para.

Barajlar, küresel ısınmanın sebeplerindendir. Küresel ısınmanın yüzde 30’unu baraj göllerinde ortaya çıkan karbon monoksit (CO) ve Metan (CH4) gazı yapmaktadır. Bu sebeple uluslararası KİYOTO sözleşmesine göre baraj gölü alanına göre bir fona para ödemesi gerekmektedir. Bu giderin üretim maliyetlerine girmesi gerekir.

 

Bu yazıyı burada kesiyorum. Gelecek yazılarda bazı örnekler üzerinden, ürün maliyetlerini ve artan borçlarımızın sebebini; ülkemizin nasıl batırıldığını anlatmaya çalışacağım.

 

Her zaman olduğu gibi eleştirilere minnettar kalacağımı söylüyorum.

 

Yurttaş Mazlum Çoruh – İnş. Müh. Naci Özen

 

mazlumcoruh@gmail.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay