21.11.2017,00:13
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Artvin dosyasını kapatmıyoruz (1)
252016-mazlum-coruh-213948.jpg
MAZLUMUN FİKRİ
Olay, sadece Cerattepe-içme suyu sorunu mudur?

Ülkemizin kuzeydoğusunda, kenarda, bir ildir; Artvin. İl alanı 730 bin hektar kadardır. Ülkemizin en küçük illerinden biridir. Son 25 yıldır başı belalardan kurtulamıyor?

 

Artvin bir element zengini bir coğrafyadadır. Onu değerli kılan sebeplerden biri bu element zenginliği, diğeri iklim çeşitliliğidir. Dünyada korunması gereken 250 sıcak noktadan biri Artvin coğrafyasındadır. Genya dağının arka yüzündeki Hatıla Milli Parkıdır. 250’nin üstünde korunması gereken bitki çeşidi barındırmaktadır. Buna paralel, çok türde yaban hayvanlarının yaşam alanıdır. 

 

Artvin’in ülkemiz için de stratejik önemi vardır. Türkiye’nin Türk Dünyasına açılan kapılardan birine ev sahipliği yapar. Bütün Avrasya ile ilişkilerimizin önemli bir bölümü bu kapıdan yapılmaktadır. Kısrak başı gibi uzanan Anadolu’muzun ensesindedir.  

 

Cerattepe maden sahası ne kadar?

Devleti ve kurumlarını yönetenler, sadece madencilerin verdiği raporlara bağlı kalarak Artvin coğrafyasını 325 adet maden sahasına böldüler. Bunu yaparken, bu coğrafyada yaşayan başta insanlar olmak üzere bütün canlılar yok sayıldı. Bu madenlerden şimdiye kadar 75 adedine saha belirlemesi ve tahsisi yapılmış, 50 adedine arama ruhsatı verilmiş, 11 adedi ise işletmeye açılmış. Bunlardan biri de Genya Dağı maden sahasıdır. Bu alan 4406 hektardır. Hatıla Milli Parkının sahası, halka haber verilmeden, daraltılarak oluşturulan bir sahadır. Cerattepe, bu sahanın içinde sadece 250 hektarlık bir alandır. Üç elementi(altın, bakır ve kurşun) içeren minerallerin olduğu madendir.

 

Cerattepe, Artvin’in yaslandığı, başını koyduğu yastıktır, sahadır. En önemli sosyal aktivite Kafkasör Boğa Güreşleri, bu sahadadır. Artvin içme suyu bu sahadan beslenmektedir. Bu sahadaki her olaydan Artvin’in etkilenmemesi mümkün değildir. Artvin’de yaşayan bütün canlılar, bu sahada olacak her değişiklikten doğrudan etkilenirler.  

 

Hukuk mücadelesi neden ve ne zaman başladı?

Artvinliler, barajlar felâketinin farkına varamadan maden olayının zehir saçmaya başladığını fark ettiler. 90lı yılların başında, Genya Dağı maden sahasının ruhsatını alan Kanadalı maden şirketi COMİCO ilk sondaj galerisini açmaya başlayıncaya kadar Artvinliler başlarına gelecekten haberleri yoktu. Bu galeri açıldıktan bir müddet sonra o sahada otlayan hayvanlardan iki inek, ciğerleri patlayarak ölmüştü. İşin daha dikkat çeken tarafı bu iki inekten alınan parçalar, Erzurum Hıfz-ı sıhha Enstitüsünde kaybolmuştu veya kaybedilmişti.

 

1995 yılında Artvin’liler,en yüksek kamu yöneticisinin önerisiyle Yeşil Artvin Derneğini  kurdular. Bu dernek, ülkemize örnek olacak bir yapıdaydı: Her siyasi görüşten, her farklı görüş ve inançtan insanların sivil toplum örgütlerinden 70’nin birleşimiydi. Partiler üstüydü.  Artvin’in geleceğini savunacaktı. Ve ülkemizin en medeni hukuk mücadelesini başlattılar.

    

Artvinliler, buradaki maden faaliyetinin ne gibi tehlikeler taşıdığını hissetmeye başlamışlardı. Her görüşün bileşeni Yeşil Artvin Derneği, Artvin’in geleceğini savunan bir tüzel kişilikti. Bir hanımın, NUR NEŞE KARAHAN’ın, önderliğinde, sözcülüğünde savunmaya geçtiler.  

 

Dernek, bilimsel araştırmalar için devlet kuruluşlarını ve bilim adamlarını yardıma çağırdı.

Derneğin istemi olmadan Artvin Orman Fakültesi, fakülte görüşü olarak, bu sahadaki madencilik faaliyetinin, çevreye etkisi ve doğal hayata zararını ortaya koydu ve dedi ki: ‘Burada madencilik faaliyeti yapılamaz!’. Bağımsız çalışan bilim adamları ise daha ayrıntılı olarak tehlikelerin varlığını rapor ediyorlardı. Bu konuda en çok uğraşan Doç. Dr. OĞUZ KURDOĞLU, Cerattepe’deki bir maden faaliyetinden ortaya çıkacak zehirli suların, jeolojik yapısının bir huni gibi olması sebebiyle Artvin şehri ve çevresinin içme sularına karışacağının tespitini yaptı. Ve ilgilileri uyardı. Prof. Dr. DOĞAN KANTARCIOĞLU da bu mücadeleye destek vermeye başlamıştı. Herkes, burada madencilik faaliyetinin olamayacağını söylüyordu, yazıyordu.

 

Bu arada maden şirketi, halkı ikna etme çabalarına girmişti. Bu çabalar, Artvinliler’i daha da keskinleştirdi. Hukuk mücadelesine başladılar ve ilk raundu kazandılar. Burada madencilik yapılamayacağına dair COMİCO şirketini ikna ettiler.

 

Biraz nefes aldılar ki bu sefer başka yine Kanadalı bir şirket, INMET MINNING devreye girmiş madenin ruhsatını satın almıştı. Bu şirkette daha önceki şirket gibi halkı ikna etme yolunu seçti. Yeşil Artvin Derneği bir kere daha burada madencilik faaliyetinin olamayacağına dair açtığı davayı kazandı. Bu şirkette pes etti. Artvinliler bir kere daha nefes aldılar. Bu arada konu hakkında daha ayrıntılı ve bilimsel bilgilere sahip oldular ve gördüler ki bu savunma, Artvin için olmazsa olmazdır.

 

Olaya içeriden bakanlara göre para hırsı işin peşini bırakmıyordu. Türlü çeşitli ahlak dışı yollar kullanılarak 2012 de yerli bir şirket karşılarına çıkmıştı. Artvinli bir şirket (ÖZALTIN A.Ş.) madenin ruhsatını almış başka bir şirkete devretmişti.  Aslında bir hülle yapılmıştı. Artvinliler’in karşısında bu sefer, önce hükümetin sonra devletin başındakinden güç alan bir şirket vardı. Ali DiBO oyunları yerine A’li CENGİZ oyunu oynanıyordu. Karşılarında bu kez M’li CENGİZ vardı.

 

Yasal gerekçeleri yerine getirmeden maden sahasına girmeye çalışan bu şirket, arkasına aldığı kolluk kuvvetleriyle, Artvinliler’i plastik mermiyle, gazla, copla, tanıştırdı; bacak kırdı.

 

Artvinliler, hukuk mücadelesini, devletin güçlerini, hükümetin yardımıyla kullanan bu şirkete karşı da yürüttüler. Bu şirket öncekilerden çok daha pervasız ve saldırgan ve güçlüydü. Hukuk tanımıyordu. En son olarak Rize İdare Mahkemesinin bütün üyelerinin yenilenmesini sağladılar. Yeni heyet, bir yıldan beri beklenen, ne yönde olacağı herkesçe bilinen kararı açıklamak üzere, 19 Eylül 2016in gününü belirledi. Bu heyetin hukuk tarihinde görülmemiş tutumu ve yerele hükümetçe tayin edilmiş yöneticilerin çabası, gösteriyordu ki bu mahkemenin vereceği karar başkaları rafından belirlenmiş ve ellerine tutuşturulmuştu.

 

Dünyanın en büyük, 760 davacılı duruşma (!), salona sadece avukatlar ve Rize Valisi’nin beğendiği kişiler alınarak yapıldı. Bu arada kimliğini saklayan kişiler, davacıları düşman ilan etmiş, yandaşlarını dolu gelmeye davet ediyordu.

 

Artvin ve yurdun başka yerlerinden gelenler yolları kesilerek engellenmeye çalışıldı. Artvinliler, çaresizlik içinde, kendileri için, heyet için de çok ağır bir talep olan ‘Redd-i hakim’ talebinde bulundular. Başka bir çareleri kalmamıştı. Bir ay sonra açıklanan karar, Artvinliler’in ne kadar haklı olduklarını, hukukun kimlerin emrine girdiğini, bu taleplerinin reddi kararıyla öğrendiler. 

Artvinliler bu mahkemenin kararını temyize götürdüler. Amaçları ülkemizdeki hukuk mekanizmasının nasıl işlediğini cümle âleme göstereceklerdi. Çünkü artık mücadeleleri ülke sınırlarını aşan bir ‘bilinirliğe’ ulaşmıştı.

 

Peki, bu kadar haklı ve hukuk içinde kalınarak yapılan savunmaya karşılık bu maden için neden bu kadar ısrar ediliyordu; ülkenin, kamunun, bu madenden kazancı ne olabilirdi.

 

Bu madenden kamunun yararı ne kadar?

Kamuyu yönetenlerin bu madenin çıkarılmasındaki şiddetli ısrarları her halde kamunun büyük yararı için olmalıdır. Bu normal ve ahlaklı bir aklın düşüncesidir. Peki, bu yarar ne kadar? Artvin Belediye Başkanlığı’nın Karadeniz teknik Üniversitesi’ne yaptırdığı araştırmaya göre 44 milyon Türk Lirası (TL). Bu rakam maden kanunda bazı maddeler göz önüne alındığında, savunma avukatı BEDRETTİN KALIN’ın ifadesine göre 25 milyon TL’ye inebilirmiş. Bu kadar paranın kaç yılda ödeneceği de açık değil. Belki 20 belki 40 senede.

 

Artvinliler düşünmüşler: ‘Bu parayı biz düşünülen zamanda toplayıp hazineye ellerimizle verelim de bizim yakamızdan bu adamlar düşsünler’. Bunun da önüne başka engeller konmuş. İlla maden çıkarılmalıymış.

 

Peki, bu madenden bu firmanın kazancı ne kadar olacakmış? Bir rivayete göre 107 milyar USD bir rivayete göre 7 milyar USD. İşin bu yönü bu yazının konusu değil. Sadece okuyanların aklında bulunsun diye yazdım.

 

Düşünün… Kamu yararı, 25-44 milyon TL ve ne zaman ödeneceği belirsiz. Yüzlerce hatta bazen binlerce insan, işini gücünü bırakıp ormanını savunuyor, geleceğini savunuyor. Kamuyu yönetenler, mahkemeler, 25 seneye yakın bir zamandır bu konuyla uğraşıyor… Ülkeyi ve Artvin’i hatta komşu illeri yönetenler bile bunun arkasında, milletten hiç çekinmeden duruyorlar? Mahkeme heyetini değiştirecek kadar şirazeden çıkıyorlar? Neden?

 

Olay sadece içme suyu sorunu olsa bile, bir kamu yöneticisi, ne zaman geleceği belli olmayan 25-45 milyon lira için 20 000 kişinin içme suyunun kirlenmesine, zehirlenmesine izin verebilir mi? İşin açıkçası göç etmesine seyirci kalabilir mi? İnsanın ister istemez, olayın arkasında başka bir şeyin varlığı aklına geliyor.     

Fotoğraf olayın geçeceği tepeyi ve onun etkileyeceği Artvin il merkezini göstermektedir. Cerattepe’nin başı dumanlıdır…

 

Devam edecek…

 

Yurttaş Mazlum Çoruh-İnş. Müh. Naci Özen

mazlumcoruh@gmail.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay