21.11.2017,00:14
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Türkiye’nin AB yolculuğunun lokomotifi reformlardır
25022015-1380168_10152000128317843_1509891310_n-161537.jpg
KADER SEVİNÇ
‘AB'ye girer miyiz’ sorusunun yanıtı, "Bu işin lokomotifi reformlar’dır.

Türkiye ilerici gündeme, ilerici iktidara, özgürlükçü anlayışa ne zaman hakim olacak, kapıda beklemek yerine kapıyı ne zaman açacak; Türkiye bu politikaları hayata geçirdiği, kendi ayağına kurşun sıkmadığı vakit AB sürecinde hızla ilerleyecektir.

 

Küresel göstergeler Türkiye'nin önünü açmak yönünde. Ortam çok uygun. Yeter ki Türkiye kendi ayağına kurşun sıkmasın, yeter ki Türkiye kendi içinde kavgalı olmasın. Kavgalı eve kız vermezler. İçeride kavgalı ev olmamak gerekiyor.

Türk vatandaşlarının Avrupa'ya seyahatlerinde haziran ayında uygulamaya geçmesi beklenen vize serbestisi de gerçekçi değil. Vize konusu herhangi mesele değil, toplumsal onur meselesidir. Vize serbestisi ancak mülteci krizi ile gündeme geliyor

 

4 Mayıs'ta Türkiye'nin vize serbestisi görüşmelerinin ilerleme raporu yayınlayacak. Şimdiden hükümet yüzde 50'den fazlasını yaptığını, AB yarısından azını yaptığını söylüyor. 72 tane kriter var. Bu alanda hükümet çok daha kapsayıcı, katılımcı olan süreci harekete geçirmeli. Vize konusu herhangi mesele değil, toplumsal onur meselesidir.

 

Kendi ülke vatandaşları başka ülkenin konsolosluklarının kapısında iş insanlarımızın gördüğü muameleyi görüyorken, bunun birinci dış politika gündem maddesi yapılmamasını tahayyül edemiyorum fakat bunu yıllardır yaşıyoruz. Vize serbestisi ancak mülteci krizi ile gündeme geliyor. Bu meseleyi çok önceden çözmeliydi.

Türkiye demokrasisiyle, uluslararası algısı ve itibarıyla gücünü ortaya koyarsa ilerlemesi kolay. İyi çalışılırsa fırsat olduğunu düşünüyorum. Haziran ayı gerçekçi görünmüyor. Olursa aşamalı olma ihtimali var. Peki kamuoyundaki ‘Avrupa yan çizer mi’ algısının yanıtı ne? Avrupa'ya yan çizme alanı bırakmazsanız yan çizemez. Avrupa ilkesellik üzerinden sıkıştırılırsa yapabileceği bir şey kalmaz.

Gözden ırak üç başlık
AB sürecinde gözden ırak tutulan önemli üç başlık var. Bu başlıklardan biri sosyal politika ve istihdam. Bu başlık daha iyi sosyal standartları, daha iyi çalışma standartlarını sağlar. Bunlar olmadığı için iş kazaları, kadın hakları alanında eksikler, çalışma yaşamının kredisi bakımından sorunlar yaşıyoruz. Diğer başlık kamu alımlarıdır. Devlet İhaleleri Yasası AB standartlarına uygun olmayınca işinizi hakkaniyetle yapmamanız demek. Aynı zamanda kamu kaynaklarının doğru kullanılmaması anlamına geliyor. Vergilerin iyi yönetilmemesi, adam kayırmacılık gibi sonuçlara yol açıyor. Kamu alımları başlığının açılması lazım. Önünde hiçbir engel yok. Üçüncü başlık, rekabet politikası başlığıdır. Bunun için demokrasiyle doğrudan bağlantı meseleleri Devlet Yargıları Yasası'nda AB standardı gerekiyor. Bunun olmaması, demokrasinin zemin kaybetmesi anlamına geliyor.

Türkiye’nin önemi bilinmiyor
Türkiye'deki iş dünyasının, yurttaşların, sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının AB standartlarını fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum. O yüzden AB standartları bizim için minimum standart olmalı. Onların ötesine geçmemiz gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti, Avrupa'nın parlayan yıldızı olmalı. Bu mümkün. Türkiye Cumhuriyeti bugün içine düştüğü zorluklara düşmüş olmasa Avrupa'nın yaşadığı krizlerde onu krizden çıkaracak bir güç, oyunu değiştirecek bir aktör olurdu.

Yeni bir Avrupa söz konusu
AB sürecinde fırsatlar ve risklerin bulunuyor. Eğer süreç iyi yönetilirse her alanda Türkiye kazanacaktır.Türkiye henüz AB kriterlerini yerine getirmiş değil, hazır değil. Belki önümüzde başka bir Avrupa'ya entegrasyonla karşı karşıyayız. İkinci bir çemberin olacağı yeni bir Avrupa'dan bahsediyoruz. Bu, değişken bir geometrinin etkin yapısını iyi anlamamızı gerektiriyor. Bunlar soru işaretleri. Soru işareti olmayan gerçek; daha güçlü bir AB'yi gerekli kılıyor. AB güçlü olabilmek için daha geniş olabilmeli. Daha geniş bir AB; küresel rekabet ortamında geniş bir demokrasi, hukuk, pazar, sosyal standart, enerji ve güvenlikli bir alana sahip anlamına geliyor.

Türkiye, arkasından itilecek ülke değil

AB tarafı son zamanlarda Türkiye'nin dışarıda kalmasının bedelini çeşitli şekillerde ödüyor. Türkiye arkasından itilecek bir ülke değil. Kapıyı çalmaktan vazgeçip kapıyı açıp içeri girmek, anahtarları saklamamak lazım. Türkiye kendi potansiyelinin farkında olarak bunun sorumluluğunu taşıyarak hareket etmelidir.

Hangi Avrupa?

Türkiye'nin mevcut müzakere yönetim modeli ile bir yere geleceğini düşünmüyorum. Bu model fazlasıyla merkezi, tek taraflı ve katılımcılığa açık olamayan bir özellik sergiliyor. AB kendi iç sıkıntılarını aşamaz, daha iyi bir Avrupa olmaz, çıkış yolu bulamazsa öyle bir Avrupa'da işimiz yok. Biz güçlü Avrupa'nın üyesi olmak istiyoruz.

 

kadersevinc@gmail.com

 

CHP AB Temsilcisi ve

Avrupa Sosyal Demokrat Partileri Yönetim Kurulu Üyesi

 

Kaynak: İzmir Ticaret Odası’ndaki Kader Sevinç’in konuşmasından…


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay