23.01.2018,01:02
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu ve seçimler
25022015-1380168_10152000128317843_1509891310_n-161537.jpg
KADER SEVİNÇ
Seçim sonuçları sadece Türkiye’ye değil uluslararası çevrelere de ülkenin geleceğine dair rahat bir nefes aldırdı. Şimdi ise çoğulcu bir hükümetin kurulması için nefesler tutulmuş durumda.

Araya seçimler girdiği için oylaması ertelenen Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu salı günü genel kurulda kabul edildi. Raporun hazırlanma süreci  sivil toplum ile beraber Türkiye Cumhuriyeti hükümeti temsilcileri ile de istişareleri içeriyor. Taslaklar da kamuoyuna açık. Yani nihai metnin hükümete sürpriz olması mümkün değil. Son yıllarda AB raporlarına verilen tepkiler ise içi boş milliyetçilik, popülizm kokuyor, yanlış bilgilendirme ve çarpıtma dolu oluyor. Raportör, Avrupa Parlamenteri Kati Piri ise bu çarpıtıcı tepkileri “gereksiz ve kuruma saygısızlık” olarak yorumladı.

 

İddia edildiği gibi raporda ‘Ermeni soykırımı’na dair bir paragraf bulunmuyor.  Konunun uzmanları bilir ki Avrupa Parlamentosu’nun kuralları gereği hazırlanan raporlarda o konuya ilişkin 5 yıl içinde alınan ilgili kararlara referans verilir. Bu raporda da içeriğe geçilmeden AP’de bu yıl kabul edilen pek de yapıcı bir yanı olmayan “Ermeni soykırımı” ile ilgili karara girişteki referanslar kısmında sadece referans verilmiş, içeriğe ise kesinlikle girilmedi. Üstelik bu konu hükümet ile daha rapor görüşmeleri sürerken paylaşılmış ve kabul görmüştü. Bununla beraber raporda komşuluk politikaları bölümünde Ermenistan – Türkiye ilişkileri bakımından oldukça yapıcı ifadeler içeren bir paragraf bulunuyor.

 

Rapordaki seçim sonuçları değerlendirmesinden ve rapordaki ağır eleştirilerden konunun muhatabının hoşnut olmadığı aşikâr.  Somut içeriklere rağmen son 10 yılda Türk siyaset sahnesinde sıkça rastladığımız bir algı yönlendirmesi var. Orta çıkan bu yönlendirme ve çarpıtma ihtiyacının sebebini raporun ana hatlarını inceleyerek anlamak mümkün.

 

Öne Çıkan Başlıklar

Bu yılki rapor AB sürecinin gereksindiği çoğulculuk, seçim barajı, basın özgürlüğü, yargı, ekonomi gibi pek çok alanda ilerici kesimlerin savunduğu görüşlerin yansımasıyla dikkati çekiyor.

 

Türkiye’den AB değerlerinin merkezinde yer alan demokrasi, temel hak ve özgürlükler, hukuk devletine saygı ve bağlılık göstermesinin beklendiği vurgulanıyor. “Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve güçler ayrılığı ile ilgili hususlar endişe vericidir” deniyor. Zaten müzakerelerde ilerleme de bu alanlardaki ilerleme ile koşut.

 

Hükümetin sosyal medya ve internet sitelerine uyguladığı yasaklar, gazetecilere yönelik yıldırma ve baskı kurma çabaları kınanırken medya özgürlüğünün güvence altına alınması öncelikli bir konu olarak ifade ediliyor.  Türkiye’deki ifade özgürlüğü ihlallerinde Aralık 2013’teki yolsuzluk skandalı sonrası artış olduğu da raporda yer alıyor. Ayrıca eski bakanlarla da ilgili olan son derece ciddi yolsuzluk soruşturmalarının devamının gelmediği vurgulanıyor. Bu da Avrupa Parlamentosu’nun yolsuzluk skandalı konusunda neye inandığını özetliyor.

 

Terörle mücadele ve dış politika alanında uluslararası koalisyonda Türkiye’nin aktif rol oynaması istenirken Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye’nin işbirliği göstermediği yönündeki yoğunlaşan görüşlerin yansıması da raporda mevcut.

 

Hükümetin müzakere içinde olduğu PKK’nın AB’nin terör örgütü listesinde olduğu ifadesi bulunan raporda Kürt sorunun çözüm süreci tamamlanmalıdır deniyor ve barışçıl, meclis zemininde bir çözüm sürecine destek yansıyor.

 

Daha önceki bir yazımda da not ettiğim gibi KKTC seçimlerinden sonra Kıbrıs konusunda AB’nin daha fazla müdahil olacağı yeni bir döneme girildi.

 

“Kıbrıs’ta iki toplum liderleri çözüm görüşmelerine kaldıkları yerden devam etmelidir..Kıbrıslı Türklerin AB ile yasal ticaretine izin vermelidir” ifadeleri önümüzdeki döneme ilişkin ipuçları içeriyor.

 

Avrupa Parlamentosu’nun yaklaşımında fark
Öteden beri vurguladığımız bir gereksinimin bu yıl rapora yansıdığını görüyoruz. Avrupa Parlamentosu’nun bu yıl demokratikleşme tespitlerinin ötesine geçerek Avrupa Komisyonu’na ve AB Konseyi’ne müzakereleri ve ilişkileri ilerletici çeşitli eylem çağrıları yaptığını görüyoruz.

 

Seçimler sonrası önümüzdeki yeni dönemin batıda Türkiye’nin geleceğine dair yarattığı umudu ve AB hedefinin bu gelecekteki önemini net şekilde ortaya koyuyor Avrupa Parlamentosu raporu:

 

“Seçimler Türk demokrasisinin ve yurttaşların demokrasi anlayışının güçlü olduğunu ortaya koydu. Türk demokrasi tarihinin ülkenin çeşitliliğini en fazla yansıtan ve en kapsayıcı seçimi olmuştur. Türk seçmenler değişim isteklerini ortaya koymuştur. Tüm siyasi partiler kapsayıcı ve istikrarlı bir hükümet kurmak üzere çalışmalı; Türkiye’de demokratikleşme süreci ve AB reformları için diyaloğu canlandırmalıdırlar.”

 

kadersevinc@gmail.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Bugün küresel anlamda ortalıktaki kaos, dünyayı sarsıyor. Esasen bunların temelinde iki neden aramak lazım.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Doğunun en batısı…Batının en doğusu…
Çavuşoğlu, kendi dönemlerinde hiçbir gelişme olmadığını da iddia etmişti.
Tarih 15 Nisan 2013.
Bu melanetleri işlemekle, işlettirmekle hangi amaca varılmak istenmiştir?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Savaş yorgunu Avrupa kıtasının önce ekonomik işbirliği ile başladığı ve bir barış ve refah fikri olarak ilerleyen Avrupa projesi için önemli bir döneme tanıklık ediyoruz.
Unutmamalıdır ki, tarihinin hakikatına vakıf olmak bir ülkenin bağışıklık ilacıdır.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?