21.11.2017,00:13
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Çok sorulur: Brüksel’den Türkiye nasıl görünüyor?
25022015-1380168_10152000128317843_1509891310_n-161537.jpg
KADER SEVİNÇ
Avrupa Birliği katmanları, boyutları, dengeleri, vizyonları, çıkarları ve algıları ile kendi içinde karmaşık bir yapı. Türkiye’ye bakışı da bu karmaşıklığın olağan bir yansıması.

Geçtiğimiz günlerde Brüksel’de dünyanın en güçlü ülkelerinden birinin AB kurumlarındaki en üst düzey siyasetçilerinden biri ile akşam yemeği sohbetimiz bu konuda bir fikir verebilir. Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen fakat anti-demokratik gelişmeler nedeniyle son yıllarda giderek karşı bir çizgiye doğru savrulmakta olan siyasetçi söze doğrudan soru giriyor:

 

-       Gerçekten Türkiye’nin AB’ye üye olabileceğine inanıyor musun?

-       Elbette inanıyorum ve bunun için çalışıyorum. Sadece Türkiye için değil, Avrupa’nın geleceği için de doğru ve iyi bir hedef olduğuna inanarak.

-       Türkiye’nin durumunu görmüyor musun?

-       Bak sana bir şey söyleyeyim; Türkiye AB’ye üye olacak. Bunu benim gibi ülkenin demokratik geleceğine güvenen ve bunun için çalışan insanlar gerçekleştirecekler ve sen de kaç yaşında olursan ol buna şahit olacaksın.

-       Bir otoriter tarafından yönetilen bu Türkiye AB’ye üye olamaz. Hem Avrupa’da kamuoyu hem de Türkiye’nin gittiği yer buna engel.

-       Mesele de bu değil mi zaten? “Türkiye’de işler kötü gidiyor o zaman AB müzakereleri de askıya alınsın” demek Avrupalılık sorumluluğuna ve Avrupa projesinin ardındaki ideallere yakışmayan bir tavır olur.

-       İlkesel olarak haklısın ama…

-       Üstelik Avrupa’nın Türkiye’deki gelişmeleri yıllardır doğru okuyamama, analiz hataları ve yanlış politikaları ile nasıl bu noktaya getirdiğini ikimiz de biliyoruz. Avrupa “çözümün lideri” olabilmeli, “sorunun kaynağı” değil. Bu tarihi bir sorumluluk hesabını vermek zor olur.

-       Yakın zaman önce Türkiye’ye giden en üst düzeyde temaslarda bulunan siyasetçi dostum (önemli bir başka AB siyasetçisinin adını veriyor) “Türklerin AB meselesinden umudu kesilmiş, kimsede bir umut görmedim” dedi.

-       Yanılıyor ve çarpıtıyor. Son yapılan araştırmalar hala Türk halkının çoğunluğunun desteklediğini gösteriyor. Düşüş elbette var. Avrupa’nın anti-demokrat politikalara geçtiğimiz yıllarda çeşitli gerekçelerle destekçi olarak algılanmasının ve de demokrasi ile doğrudan bağlantılı müzakere başlıklarının dahi açılmamasının bunda payı büyük. Güven zayıfladı.

-       Bence Türkiye ile müzakereler askıya alınmalı. Türkiye ile AB’nin gerçek bir ortaklık kurması, saygın bir ilişki içinde olması için bu gerekli. Türkiye için de iyi olacak. Türkiye’ye karşı dürüst olmalıyız.

-       Sarkozy’yi dinler gibi oldum; neler söylüyorsun?

-       Şu an AB’nin Türkiye üzerindeki demokratik dönüştürücü gücü çok azaldı. Bu şekilde olay hiç bir yere gitmiyor. Müzakereler kesilir ve asıl işbirliği alanları güçlendirilirse her iki taraf için de daha iyi olur. Gümrük Birliği var, vize konusu var, toplumlararası işbirliği programları var. Bunlar geliştirilebilir. Siyasi nedenlerden tıkanan müzakere süreci bunların önünde engel oluyor.

-       Türkiye bir sömürge değil ve tarihinin hiç bir döneminde de olmadı. Karar masasında olmayacağı bir sistemin kararlarını uygulamaz. AB’ye tam üye olmamanın anlamı bu olur ve bunu kimse kabul etmez. Çözüm müzakereleri kesmek değil tam tersine müzakere başlıklarını açmak ve Türkiye’nin AB üyeliğinde ilerlemesini sağlamaktır. Müzakere sürecinin AB tarafından kesilmesinin tek anlamı otoriterleşmenin artması, Türkiye’deki demokratların daha da büyük bir baskıya maruz kalmasıdır.

-       Evet, bu vahim olur.

-       Ayrıca AB süreci eşittir sosyal politikalar, iş yerinde güvenlik, kadın hakları, çevre, saydam kamu ihaleleri...  Kaldı ki hukuk devleti ile özgür bir gençlik, yaratıcı bir insan sermayesi ile ancak ekonomik kalkınma mümkün. Bu da demokrasi ile olur. O zaman da AB süreci zaten işler.

-       Haklısın çok tutarlı olmadı Avrupa’nın bu süreci yönetişi. Fakat Avrupa kamuoyunun tepkisi de malum.

-       Biliyorum. Ana akım siyasetin, Türkiye ötesinde, genelde yarattığı liderlik boşluğunu her zaman, her konuda olduğu gibi popülist, aşırı gruplar doldurdular ve yanlış bilgilerle toplumları zehirlediler. Ana akım siyasetçiler bugün ise sebep oldukları bu durumun arkasına gizlenmeye çalışıyorlarsa Avrupa adına utanç vericidir, tarih önünde bunun hesabını veremezler.

-       Türkiye NATO üyesi ve Batı ittifakına iyice entegre. AB’ye tam üye olamazsa da bunlar değişmez. Öyle değil mi?

-       Bunu ancak Türkiye’nin sınırlarının çoktan Avrupa’nın sınırları haline geldiğini anlamayanlar düşünebilir. Bugün Orta Doğu’da yaşananlar, AB’nin Türkiye ile etkili bir işbirliği kuramaması, bölgede etkili bir Avrupalı bir ülkenin eksikliğinin IŞID, Suriye, Irak, İran, Ukrayna, Kırım, Rusya, Kafkasya gibi bir kriz coğrafyasında Batı’ya verdiği büyük zararı da okuyamıyorlar demektir. Buna bir de ekonomik boyutu ekle. Transatlantik ekonomik alan inşa edilirken, diğer tarafta bir muazzam Türkiye sorunu.

-       O zaman Türkiye’yi kaybederse Avrupa da kaybeder. Demokrasi de kaybeder. Refah ve güvenlik hedeflerimiz de. Topluma asıl mesajımız bu olmalı.

-       Evet.

 

Kader Sevinç

Brüksel

kadersevinc@gmail.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay