22.02.2018,23:43
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Uğur Mumcu; o gün bugün
2412018-27292314_10155340229637843_1428837757_n-225756.jpg
KADER SEVİNÇ
Uğur Mumcu’yu kaybedişimizin üzerinden yıllar geçti.

Samsun’da yaşadığımız yıllardı, henüz ilköğretim öğrencisiydim. Televizyondan aldık ailece acı haberi. Duyduklarımız üzerine sıkı bir Uğur Mumcu okuru olan babamın renginin değiştiğini gördüm, sandalyeye güçlükle oturdu.

 

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Uğur Mumcu arabasına yerleştirilen bir bomba ile hain bir saldırıya uğramıştı. O anı unutamıyorum. Bir düşünce insanını böyle haince susturma alçaklığı gençliğe adım attığım yıllarda beni derinden sarstı. İçimde kabaran başka duygular da vardı. Babamın nasıl kahrolduğunu görüyor ve Uğur Mumcu’nun da bir baba olduğunu idrak ediyordum. Görüntüsü ekranlara yansıyan, önünde patlamanın olduğu apartmanın bir dairesinde çocukları da olmalıydı. Televizyonun söylediğine göre ben yaşlardaydılar. Babama dönüp sıkıca sarıldığımı hatırlıyorum.

 

***

 

Bundan üç yıl sonra Orta Anadolu’da bir şehirde okul yıllarım devam ediyordu. Okulun edebiyat kolu başkanı olduğum için kütüphanenin yönetimi, şiir söyleşileri düzenlemek ve okul gazetesi çıkarmak gibi görevlerim de vardı. Arkadaşlarımla ateşli edebiyat söyleşilerimiz ve kar kış demeden pek kimsenin uğramadığı, zengin şehir kütüphanesine gitmemiz okul yönetiminde hoşnutsuzluk yaratmaya başlamıştı nedense. Kendim gittiğim yetmiyormuş gibi o kentin yerlisi olan arkadaşlarımı da bunlara katıyor olmam sorunu büyütüyordu. “Çizmeyi aşıyordum”. Elim iki Ocak günü 93 ve 96 yıllarında karanlık kendini en çirkin yüzüyle gösterdi. Çok etkilendim, ruhumun çalkantıları durulmuyordu. 93’te yazdığım bir yazıyı yeniledim, bir de Uğur Mumcu’ya, Metin Göktepe’ye ve Abdi İpekçi’ye selam eden  bir şiirimi de ekledim. Çocukluktan yeni çıkmakta olduğum yaşlarda şöyle yazmışım:

 

“… Karlı bir kıştı

Kan damladı karın tazeliğine.

Düşünceye vurulan bir zincirdi

Sanki bir çığlık,

bir isyan bayrağıydı

göklere çekilen

Yere düşen yorgun bedenler,

Kana düşen kalemler.

Daha ne Uğur’lar, ne Çetin’ler,

Ne Metinler.

Onlar düşünceleri için ölenler..”

 

Ertesi gün okul gazetesinde bu isyanı konu alan Düşünce Şehidi başlıklı yazım ve şiirim yer aldı. Bir gün sonra kızılca kıyamet koptu. Aileme şikayet ve okul gazetesi üzerinde artan denetim de dahil olmak üzere pek çok olay yaşandı. Zaten çok kal(a)madık o şehirde de pek çoklarında oldu gibi... Başka bir şehre tayin oldu annem ve babam. Bugün okulun küçük bir sınıfından bozma o kütüphaneyi ve oradaki günlerimi, düşüncelerimi hatırladım.

 

***

 

Brüksel’de 2018 yılının Ocak ayının 24’ünde bu düşüncelerin ağırlığını hissediyorum ve faili meçhul cinayetlere kurban giden aydınlarımızın zanlılarının ortaya çıkarılmamış olmasının sızısı daha da derinleşiyor. Uğur Mumcu’yu kaybettiğimiz o gün neler hissettiğini çok iyi anladığım babamın bugün neler düşündüğünü de çok daha iyi anlıyorum.

 

kadersevinc@gmail.com
CHP Avrupa Birliği Temsilcisi, Avrupa Solu (PES) Yönetim Kurulu Üyesi

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Ekonomide yaşadığımız sorunlar açık.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?