24.11.2017,21:52
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Kayıp ile kaçak
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
Bir sivilce bile olgunlaşmadan patlamıyor… Epeyi vakittir, elektrik faturalarına önce örtük, sonra aleni, sonra yine örtük yansıtılan kayıp kaçak bedeli üzerine yazıldı, çizildi, konuşuldu, kampanyalar açıldı vs.

Konu henüz ham, fayda etmedi zannediyorduk ki: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun “Bu bedel tüketicilerden alınamaz” kararını patlatmasının akabinde, kapalı kapılar ardında aslında çoktan kaynatılıp pişirildiğini öğrendik elhamdülillah. Şimdi sofralarımıza servis edilmesini bekliyoruz inşallah. Ne de olsa kamu(!) yararı söz konusu maşallah.

 

Her ne kadar sadece elektriğin hırsızlanması sonucu oluşan bir açık olarak fikse olsa da algılarımızda, iki ayağı var kayıp kaçağın. Biri, sadece ülkemiz değil tüm dünya ülkeleri için söz konusu olan teknik kayıp (kayıp) ayağı. Enerji uzmanı dostlarımdan öğrendiğim, dilim döndüğünce anlatabildiğim kadarı ile: Üretilen elektrik enerjisinin, dağıtım sürecinde hat, trafo ve sayaç içerisindeki ilerleyişleri esnasında, oluşan dirence karşı koyarken sarf ettiği, tükettiği, dolayısı ile kaybolan, yok olan enerji miktarı. En azından bugünkü koşullarda önüne geçilemeyen, mücbir diyebileceğimiz, irade dışı, katlanılması zorunlu bir bedel.

 

Daha iyi anlaşılsın diye örneklemek gerekirse: Tıpkı, Gayri Safi Milli Hasıla’nın topluma dağıtım süreci esnasında, siyasi hatlar, bankacı trafolar ve işadamı sayaçlarından geçerken, oluşan kuvvetli direnç karşısında kaybolan, yok olan, hoop buhar olan Kişi Başı Milli Gelir miktarı gibi. Kapitalist sistem icabı en azından bugünkü koşullarda önüne geçemediğimiz, irade dışı, katlandığımız bir nevi mücbir bedel.

 

Diğeri ise, ki asıl öfkeli mağduriyeti oluşturuyor, fatura ödememek için elektriği hırsızlayarak kullanan vatandaşların(!) yarattığı ve yükü, fatura ödeme sorumluluğunu yerine getirenlere yüklenen asalak kayıp (kaçak) ayağı.

 

Yine örneklersek: Tıpkı, bedelini ödemek istemeyenlerin bipbip suretiyle, saraylara- villalara, gemilere- uçaklara, köprülere- gökdelenlere, kentsel söğüşlere- rantsal dönüşlere ve daha nice ihaleli dövüşlere, havaleli gülüşlere, kutu kutu göz süzüşlere kullanarak yarattığı ve yükünün fatura ödemeye ehlileştirilmişlere yüklendiği bedel gibi.

 

Seve seve cepten çıkma özelliği dışında ortak yanı olmayan bu iki kalem şahsiyetin, faturaların içinde neden el ele dolaştıklarını, neden bir TRT payı özgüveninde, tek başlarına mağrur olmadıklarını düşünüp duruyordum hep. Birden hatırladım, TRT payının kapı gibi resmi nikâhı var. Yasal…

 

Bunca zaman, sistem gereği meşrulaşan, katlanılması zorunlu olan “kayıp”ın hamiliğinde, kart sahibinin yakini olması sıfatıyla asalakça meşrulaşma gayretinde olan “kaçak”, ne yazık ki çarşaf çarşaf afişe oldu. Rezil oldu, rüsva oldu.

 

“Ne yapılır, ne edilir, yok mu bir çare, bir misal. Rüya gibi bir masal, nasıl olur ki yasal”diye dövülürken dizler, aracılara gün doğdu, konuya hemen el koydu. TRT payı ile yan mahalledeki kredi kartı aidatı misal oldu, e tabi resmi nikah şart oldu.

 

Vatandaş, elli, yüz, üç yüz, beş yüz geri alabilmek için elektrik şirketlerinin kapılarına koşturup yığıladursun, büyükler kendi aralarında görüştüler- öpüştüler, konuştular- soruştular. Zaten kalben dünürdüler, nihayet başlıkta da anlaştılar. Adımıza mesut el sıkıştılar.

 

Masrafını karşıladığımız ama davetlisi olmadığımız bu nikah yakın… Ya nikâhı basıp “Bu nikâh kıyılamaz” diyeceğiz… Ya da “Nikâhta keramet var” sanıp sonsuza dek susacağız, her yıl bir çeyrek altını da paşa paşa takacağız.

 

jalyan70@yahoo.com.tr

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay