22.02.2018,02:11
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Masum değiliz artık hiçbirimiz
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
“Kalabalıkları, hurafelerden daha iyi hiçbir şey yönetemez. Hele ki onlar, haddini bilme ve dönek din çılgınlığı tarafından ele geçirilmişlerse.

Onlar bir sürünün çobanına yaptığı gibi papazlarına saygıda kusur etmezler” QuintusCurtiusRufus

 

Romalı tarihçi Rufus’un birinci yüzyılda bu sözleri söylemesinin üzerinden iki bin yıl geçti. Nice topluluklar, nice devletler kuruldu, yıkıldı, yeniden kuruldu. O zamanlar hayal dahi edilemeyecek medeniyetlere, bilimsel gerçeklere, teknolojik icatlara kavuştu insanoğlu.

 

Bugün, güvenlikli sitelerde, korumalı villalarda, akıllı rezidanslarda yaşayıp, dünyayı avuç içlerindeki elektronik cihazlara, yerkürenin bir ucundan diğer ucuna olan mesafeleri saatlere; günler, haftalar süren yazışmaları saniyelere sığdırdı.

 

Dünya değişti, yaşam değişti, tabiat değişti, hayvanlar değişti ama sorgulama cesaretinden yoksun, sorumsuzluğun ve cehaletin kibriyle şişmiş, ziyan olmuş benlikler için Rufus’un sözlerindeki gerçeklik asla değişmedi.

 

Bilinmezliklerin bilinirliğine duyulan derin korku ile en kolay düşülen, en derin, en karanlık boşluklar oldu inanç boşlukları. İnkârın ve inançsızlığın azmettiricisi zannıyla, vebalı bir hayvandan tiksintiyle kaçılırcasına uzak durulan sorgulama şuuru ne denli eksikse, inanç boşlukları da o denli çok ve derin oldu.

 

Ama salt bir korkuyla açıklanabilecek kadar bağışlanabilir değildi gerekçe. Kendi mutlak varlığına koşullanan insan, geliştikçe, güçlendikçe merhametinden, merhametin yükümlü kıldığı ahlaktan silkelendi. Kendine bağımlı, nefsine müptela; Schopenhaur’un da söylediği gibi “Neminemjuva, imoomnes, si forte conduit, laede: Kimseye yardım etme ve eğer ki senin yararına olacaksa, önüne gelen herkesi yarala” diye fısıldayan bencilliğe tutkun, iflah olmaz mecnunluğa düştü. Silueti git gide silikleşen Leyla, inancın nihayetini kaybetmiş boşluklarına savruldu durdu.

 

Bugün dünya, acıyla korkutulan ve acı çektirilen insanların oyun alanına; kendi varlığını korumak adına vahşileşen insanların, yaşayan diğer binlerce canlıyı diri diri gömdüğü mezarlara dönüştü.

 

İyilik mi?

 

Öfkelenmeyi beceremedi…

 

Öfkelenmeyi becerecek kadar adil olmadı…

 

Adil olacak kadar masum olmadı…

 

Ve masum olacak kadar inanmadı…

 

Örselenmişliğine, itelenmişliğine teselli arayan narsizmi, kötülüğü bağışlayarak iyileştirebilmeninerdemine(!) duyduğu hezeyanlı özlemiyle, masumlar adına sırt çevirdi masumlara .Zıddı ile var olacağını bildi, kötülüğü yok edebilmek uğruna dahi feda olmadıinsanlığa. Öylesine kapıldı varlık sarhoşluğuna. Öylesine düştü bağışlanamaz inanç boşluğuna.

 

Ezeli “kötülük” ile ebedi muhalifi “iyilik” raksede dursun insanlık (!) adına: doyurulmayan istençlerinin açlığı ile acı çeken masumlar, çoktan taktılar menfaat tasmalarını boyunlarına. Elleriyle teslim ettiler masumiyetlerini vahşi efendilerinin varlıklarına.

Masum değiliz artık hiçbirimiz, inkâr etmek boşuna.

 

jalyan70@yahoo.com.tr

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye reel sektör bazında konsantrasyonunu ihracata bağlamış durumda. Elbette bunun önemini yok sayacak değilim.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?