24.11.2017,21:52
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Sağlıkta devri(ldi)m
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
Tanık olduğum için söylüyorum: devlet hastanelerinde bir beyin cerrahı 110, bir psikiyatr öğle arasına kadar 65 -öğleden sonrasını öğrenemedim ama tahmini zor değil- hastanın öyküsünü alıyor, muayenesini yapıyor, tahlillerini belirliyor ve bir tanı koymaya çalışıyor.

Dahiliye, kardiyoloji, kadın doğum ve acili düşünemiyorum bile…

 

Ben düşünemiyorum ama belli ki birileri çokça düşünmüş, taşınmış, en uygununun bu olduğuna karar vermiş.

 

Düşüneyim bir dedim, düşünmeye çalıştım… Doktorların yerine koydum kendimi… Bir süre sonra boğuldum, kulaklarım uğuldadı, gözlerim kaydı, beynim bulandı. Günün sonunda sızıp kaldım, oncasına doğru teşhis koyabilip, doğru tedavi uygulayabilmişken, yorgunluktan gözden kaçırabildiklerimin uğradığı hezimetin vicdanıma yüklediği ağırlıkla beraber.

“Ben de insanım” demek istedim, kımıldamadı dudaklarım takatsizlikten.

 

Hastaların yerine koydum kendimi… Yüzlerce benden oluşan kalabalığın arasında görünmez olmaktan korktum. Kimi ben belini, kimi ben başını, kimi ben takatsiz bedenini gösterdi birbirine. “ Benimki daha fena” dedi diğerine.

 

Hep beraber endişe ile bekledik, sıramızı diğer bene kaptırmamak için, arada itiştik. Sıramız geldiğinde iki dakikada derdimizi anlattık doktora, muayene için soyunduk giyindik, düz çizgide yürüdük, sırtımızı dinleyen doktora öksürdük. Doktorun hızla söylediklerini anlamaya, vakitsizlikten söyleyemediklerini önce eczacıyla, olmadı ise aynı derde düşenle, o da mı olmadı komşu ile çözmek umuduyla, sırası geldiği için canhıraş odaya dalan diğer bene müsaade edip doktora bir hoşça kal diyemeden odadan çıktık.

 

Bazılarımız eczanenin yolunu tuttuk, bazılarımız kan vermek için laboratuvara koştuk, bazılarımız ise idrar vermek için tuvaletlere. Arada kağıtlar havada uçuştu, bazılarımızın yanında getirdiği çocuklar kayboldu.

 

Dönüş yolunda sızdım yorgunluktan. “Benim neyim var demişti doktor” diye mırıldanacak oldum, kımıldamadı dudaklarım takatsizlikten.

 

Ben bunları düşünürken başka şeyler de olmuş fark ettirmeden. Bazı benler yanlış teşhisin yanlış tedavisinden mağdur olmuş, sakat kalmış ya da ölmüş.

 

Üç gündür süren nöbetine ancak dört- beş saatlik uyku sığdırabilmiş, gözü kan çanağına dönmüş doktor gözyaşı dökmüş “yorgunluktan gözümden kaçmış, tanıyı doğru koyamadım” diyerek.

 

Birkaç tane ben üç doktoru yumruklamış, iki hemşireyi tartaklamış üzüntüden, öfkeden. Bacağı uzun olanımız iki de tekme savurmuş alabildiğine.

Kim haklı kim haksız karışmış şiddetin tozu dumanından.

 

Bir haller olmuş bu arada hastanelere: bakımsızlaşmış, hijyeni bırak mikrop yuvasına dönmüş. Bazıları uyuz olmuş pislikten. Ne ehil doktor barınabilmiş, ne de kalifiye personel. Taşeron taşeron kalmış dökülen boyalarından çatlağı görünen taş duvarlar.

 

Biraz parası olan, ya da eşinden dostundan borç bulabilen, olmadı mecburen bankalardan kredi çeken bazı benler, özel hastanelere koşmuş can havliyle.

 

İkiye katlanan muayene ücretleri, yükselen sgk farkı ödemeleri, tahlil kotasını doldurmaya zorlanan doktorların tutuşturduğu deste deste tahlil istek formları ile başlayan, eczanelerde kabusun son raddesine varan ilaç zamları, sgknın sorumluluğundan çıkan ilaçların şokları, yakında uygulamaya geçilecek taban fiyat sürprizleriyle, sağlığını kurtaran bazı benler, ekonomisini hasta etmiş, hem de iflahsız…

 

Ben düşünedurmaktan yoruladurayım,

Çok uzaktan bir ses değdi kulağıma avaz avaz:

“Sağlıkta devrim yaptık! Sağlıkta devrim yaptık!”

Devrildim, karşı koyamadan kapandı gözlerim.

 

Bir şeyler mırıldanacak oldum… Kımıldamadı dudaklarım takatsizlikten.

 

jalyan70@yahoo.com.tr


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay