22.02.2018,02:13
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Sağlıkta devri(ldi)m
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
Tanık olduğum için söylüyorum: devlet hastanelerinde bir beyin cerrahı 110, bir psikiyatr öğle arasına kadar 65 -öğleden sonrasını öğrenemedim ama tahmini zor değil- hastanın öyküsünü alıyor, muayenesini yapıyor, tahlillerini belirliyor ve bir tanı koymaya çalışıyor.

Dahiliye, kardiyoloji, kadın doğum ve acili düşünemiyorum bile…

 

Ben düşünemiyorum ama belli ki birileri çokça düşünmüş, taşınmış, en uygununun bu olduğuna karar vermiş.

 

Düşüneyim bir dedim, düşünmeye çalıştım… Doktorların yerine koydum kendimi… Bir süre sonra boğuldum, kulaklarım uğuldadı, gözlerim kaydı, beynim bulandı. Günün sonunda sızıp kaldım, oncasına doğru teşhis koyabilip, doğru tedavi uygulayabilmişken, yorgunluktan gözden kaçırabildiklerimin uğradığı hezimetin vicdanıma yüklediği ağırlıkla beraber.

“Ben de insanım” demek istedim, kımıldamadı dudaklarım takatsizlikten.

 

Hastaların yerine koydum kendimi… Yüzlerce benden oluşan kalabalığın arasında görünmez olmaktan korktum. Kimi ben belini, kimi ben başını, kimi ben takatsiz bedenini gösterdi birbirine. “ Benimki daha fena” dedi diğerine.

 

Hep beraber endişe ile bekledik, sıramızı diğer bene kaptırmamak için, arada itiştik. Sıramız geldiğinde iki dakikada derdimizi anlattık doktora, muayene için soyunduk giyindik, düz çizgide yürüdük, sırtımızı dinleyen doktora öksürdük. Doktorun hızla söylediklerini anlamaya, vakitsizlikten söyleyemediklerini önce eczacıyla, olmadı ise aynı derde düşenle, o da mı olmadı komşu ile çözmek umuduyla, sırası geldiği için canhıraş odaya dalan diğer bene müsaade edip doktora bir hoşça kal diyemeden odadan çıktık.

 

Bazılarımız eczanenin yolunu tuttuk, bazılarımız kan vermek için laboratuvara koştuk, bazılarımız ise idrar vermek için tuvaletlere. Arada kağıtlar havada uçuştu, bazılarımızın yanında getirdiği çocuklar kayboldu.

 

Dönüş yolunda sızdım yorgunluktan. “Benim neyim var demişti doktor” diye mırıldanacak oldum, kımıldamadı dudaklarım takatsizlikten.

 

Ben bunları düşünürken başka şeyler de olmuş fark ettirmeden. Bazı benler yanlış teşhisin yanlış tedavisinden mağdur olmuş, sakat kalmış ya da ölmüş.

 

Üç gündür süren nöbetine ancak dört- beş saatlik uyku sığdırabilmiş, gözü kan çanağına dönmüş doktor gözyaşı dökmüş “yorgunluktan gözümden kaçmış, tanıyı doğru koyamadım” diyerek.

 

Birkaç tane ben üç doktoru yumruklamış, iki hemşireyi tartaklamış üzüntüden, öfkeden. Bacağı uzun olanımız iki de tekme savurmuş alabildiğine.

Kim haklı kim haksız karışmış şiddetin tozu dumanından.

 

Bir haller olmuş bu arada hastanelere: bakımsızlaşmış, hijyeni bırak mikrop yuvasına dönmüş. Bazıları uyuz olmuş pislikten. Ne ehil doktor barınabilmiş, ne de kalifiye personel. Taşeron taşeron kalmış dökülen boyalarından çatlağı görünen taş duvarlar.

 

Biraz parası olan, ya da eşinden dostundan borç bulabilen, olmadı mecburen bankalardan kredi çeken bazı benler, özel hastanelere koşmuş can havliyle.

 

İkiye katlanan muayene ücretleri, yükselen sgk farkı ödemeleri, tahlil kotasını doldurmaya zorlanan doktorların tutuşturduğu deste deste tahlil istek formları ile başlayan, eczanelerde kabusun son raddesine varan ilaç zamları, sgknın sorumluluğundan çıkan ilaçların şokları, yakında uygulamaya geçilecek taban fiyat sürprizleriyle, sağlığını kurtaran bazı benler, ekonomisini hasta etmiş, hem de iflahsız…

 

Ben düşünedurmaktan yoruladurayım,

Çok uzaktan bir ses değdi kulağıma avaz avaz:

“Sağlıkta devrim yaptık! Sağlıkta devrim yaptık!”

Devrildim, karşı koyamadan kapandı gözlerim.

 

Bir şeyler mırıldanacak oldum… Kımıldamadı dudaklarım takatsizlikten.

 

jalyan70@yahoo.com.tr


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye reel sektör bazında konsantrasyonunu ihracata bağlamış durumda. Elbette bunun önemini yok sayacak değilim.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?