24.11.2017,21:54
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Ölüyoruz özgürlükten
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
Hangi renge benzer, “Acımı hissedebiliyor musun” diyen gözlerin rengi. Kızıl öfkelerin içine saklanmış kara ızdırabın dönüştüğü berrak gözyaşlarını resmedecek ressam hangimiz olabiliriz, bizzat kendi gözlerimizden dökmediğimiz sürece.

Cuma günü işte o ressamların onlarcasıyla beraber yürüdük Beyoğlu’nda.

 

Bir kısmı,bir zamanlar sevdikleri, bir ömrü paylaşmayı söz verdikleri kocaları tarafından, bir kısmı da, sevmedikleri, bir ömrü beraber paylaşmayı söz vermedikleri adamlar tarafından, zalimce katledilen kadınların yakınlarıydı. Dünyanın bir yerlere sığdırıp da yaşatamadığı kızlarını, kız kardeşlerini, annelerini bir fotoğraf çerçevesine sığdırıp yaşatabilmenin yorgun ama kararlı gayretiyle haykırdılar yürürken.

 

“ Kadınlar yaşasın, kahkaha da atsın !”

“ Kadın cinayetlerini durduracağız !”

“ Yasayı çıkart, kadınları yaşat !”

 

Asırlar öncesinden, toplum kültürlerini oluşturan ve onları yöneten ögelerin münasip gördüğü hadler ve haklar ile donatılan toplumsal cinsiyet rolleri, kadın ve erkeğe öylesine ustalıkla benimsetildi ki, bilinçaltının kolektif çalışmasıyla nesilden nesile kutsal bir hazine gibi muhafaza edilerek günümüze kadar ulaştı, günlerin siyasi ve kültürel cilalarıyla.

 

Bir erkek tarafından korunmaya, sahiplenilmeye, onun varlığı ile var olmaya mühürlenmiş kadın; bir kadını korumaya, sahiplenmeye, varlığı ile var etmeye dövmelenmiş erkek, önce insan, önce birey olmaktan bir hayli uzak, bağlılığı bağımlılığın hezeyanları içerisinde eritip yok ettiler birlikte.

Resmi açıklamalara göre, önemli bir bölümü kocaları, ailesi ve tanıdıkları tarafından öldürülen kadınların sayısı son yedi yılda % 1400 oranında artış gösterdi.

 

Kolluk kuvvetleri görevlendirildi kadınların korunmaya alınması için. Ama kadınlar koruma altında öldürüldü. Uzaklaştırma alan kocaları tarafından bilakis yakından öldürüldü. Sığınma evleri açıldı, sığınamadan kapısında öldürüldü. Sevdiği erkek ile kaçtığı için ailesi tarafından “Namusumuzu kirlettin” diye, istenmediğini kabullenemeyen ısrarcı aşığı tarafından “Ya benimsin, ya toprağın” diye, boşandığı için, var edebilme gücünü yitiren kocası tarafından “Boşanırsan ölürsün” diye diye öldürüldü kadın.

 

Ne kadın sorguladı bağımlılığını, ne de erkek. O yüzden vazgeçemediler cellat kurban ilişkisinden. Birinin tabutu kanlı yazması, duvağı ile süslendi, diğerinin eli kelepçe ile.

 

Nihayet yasa koyucular yetişti yine imdadına kadınların: kadın cinayetlerini engelleyeceğiz, kadınları özgürleştireceğiz, ileri demokrasiye kavuşturacağız diyerek umutlara gark ettiler onları. Paha biçilmez bir tablo gibi astılar kadınlar daonları, kendilerini görebileceklerine inandıkları en yüksek yere. Kadınlar baktı onlara Bruno’nun lanetli “Ağlayan çocuk” u gibi. Onlar baktı kadınlara Leonardo’nun “Mona Lisa” sı gibi.

 

İşte bu Mona Lisa yasalarıyla aklının ucundan dahi geçmeyen özgürlüklere kavuştukadın. Şimdi yüzü hariç özgür nihayet… Bazıları ise daha şanslı, gözlerine kadar kurtuldu bütün esaretlerinden.

Seviştiği anlaşılmasın diye hamile hamile sokağa çıkmama özgürlüğü var artık kadının.

 

Onu geçiyorum, hamile kalma korkusu yaşamadan gönül rahatlığı ile tecavüze uğrama özgürlüğü de var. Doğurduğu çocuğa devlet bakacak çünkü. Kadın yeter ki kürtaj olmama özgürlüğünü kullansın. On iki yaşında on, on beş erkekle kendi rızasıyla cinsel ilişkiye girme özgürlüğü bile var vicdan-i hakim hoşgörüsünde.

 

Daha ne ister ki kadın demeyin, öyle bir özgürlük var ki tarih yazmaz: lisede evlenip teneffüste çocuğunu emzirebilecek, kariyer yapmaya gerek kalmadan da çocuk doğurabilecek kadın.

Ev işlerinin yükü hafiflesin diye kuma özgürlüğü getirecek yasanın gelmesi de an meselesi bence. Az sabır.

 

Daha bitmedi: elinin hamuruna, kadınlığının aklına bakmadan unutma gafletinde olan terbiyesiz kadına haddini hatırlatacak kadar yüce gönüllü bir de reis-i cumhurumuz var bugün itibari ile şükürler olsun.

 

Nihayet artık, ulu orta kahkaha atmaya ihtiyaç duymayacak kadar mutlu kadın.

Daha ne olsun!

 

Yürümeyin artıkelinizde pankartlarla, “Kadınlara özgürlük” diye…

 

Bu ülkede kadınların öldürülme özgürlüğü bile var!

 

jalyan70@yahoo.com.tr

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 1 | Onay Bekleyen Yorum 0

Hakan Aydın

Çok güzel bir yazı Jale, kalemine ve yüreğine sağlık ama keşke bu yazının yazılmasına gerek kalmasaydı.....
12.8.2014 09:41:03


YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay