23.10.2017,12:47
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Milli hesaplar ve ufku gözlem
892017-f.atlas-173215.jpg
FATİH ATLAS
Nihayet merak edilen Lucescu’lu milli takım podyuma çıktı ve herkesin merakı dindi. 2 Eylül’deki Ukrayna sınavındaki oyun rezaletini anlatmaya gerek yok.

Görüldüğü üzere o utanç verici ve farktan kurtulduğumuz oyun 5 Eylül’deki Hırvatistan maçında son buldu ve bir anda Rusya 2018 Dünya Kupası ümitlerimiz yeşerdi. Hem de birazdan hesaplarımda anlatacağım kadar yakın. Ama Lucescu ile değiştiremeyeceğimiz bir ruhsal çöküntü ve maksimuma ulaşmış disiplinsizlik nasıl çözülecek milli takımda? Bir milli takım düşünün, oyuncularının yarısı futbolundan çok özel hayatıyla gündeme gelmiş ve sosyal medyanın diline düşmüş. Çözüm belli ama bunu gerçekleştirecek milli yönetim şu anda yok. Umarım Hırvatistan maçı, önümüzdeki 2 hayati maç için kadro tercihi yaparken, Sayın Lucescu’ya, artık milli takıma genç ve başarıya aç isimleri alıp, kenarda oturtmayıp sahaya sürmesi gerekliliğini anlatan bir 90 dakika olmuştur.

 

6 puanı al ve git

A Milli takımımız, gerçekten şans faktörünü de yanında taşıyor son yıllarda. 2016’ya giderken 4 olasılığın da gerçekleşmesinden sonra, artık hiçbir skora mucize diye bakamayacağımızı anladık. Şimdi ise grupta dengeleri altüst eden bir maç oynandı ve İzlanda Finlandiya’ya kaybederek kendini ateşe attı. Bu Türkiye için ekstra 3 puan demek. İzlanda orada bırakın kazanmayı, kaybetmeseydi, bize yenilmesi bile onları etkilemeyecekti. Ama şu anda İzlanda bize kaybettiği anda devre dışı kalacak.


Rusya’da yapılacak Dünya Kupası’na gitmek için hesap basit. Kalan 2 maçı kazanırsak puanı 20 yapıyoruz. Çok çok çok büyük ihtimalle, başka sürpriz olmayacak ve önce Ukrayna sonra da İzlanda Kosova’yı yenecek. Hırvatistan’ın da evinde Finlandiya’yı geçeceğini düşünürsek son maçta Ukrayna ile Hırvatistan’ın mücadelesi kilidi açacak maç olacak. Benim hesabıma göre o maç berabere biterse Türkiye ve Hırvatistan 20 olacak. Ancak burada ikili averaja değil, genel averaja bakıldığından muhtemelen Hırvatlara geçileceğiz ve 2.bitireceğiz.

 

Ukrayna, evindeki mücadeleyi kazanırsa bu sefer onlarla puanımız 20 olacak ve onların Kosova gibi averaj yapabilecekleri bir maçı olduğundan onlara da averajla geçileceğiz. Ama her şekilde 2.’lik ve Play Off oynamamız garanti. Sonuçta 2 maçtan birinde berabere kalsak dahi Play Off’u bile göremeyiz. Bu kadar basit. Kaldı ki bir mucize olup 18 puanla 2.olsak bile muhtemelen en kötü 2.olarak gidemeyeceğiz.

 

Şampiyonluğa dürbün tutunca

Daha önceki yazılarımdan 1 Temmuz tarihinde yazdığım gibi transferlere göre şampiyonluğun adayını belirlemek için 8 Eylül’ü bekleyelim demiştim. Çünkü öyle hamleler olabiliyor ki ligin kaderi etkilenir. Ve nihayet transfer sezonu bitti. Bu sezon sükseyi Galatasaray yaptı. Beşiktaş iskeleti korudu, Fenerbahçe için tam istenilen gibi geçmedi bu transfer süreci. Trabzon son kurşununu telaşla kullandı. Başakşehir ise nokta atışını transferde kar ederek yaptı. 

 

4 haftanın ardından

Lider ile başlarsak, Tudor ilk test maçında sınıfta kaldı. Bu ciddi bir uyarı oldu G.Saray’a. Sahada tel tel dökülen Belhanda yerine orta sahayı tutan ve rakip eksilten N’Diaye’yi oyundan alarak maçı verdi. İkinci yarı gole kadar geçen 35 dakikada mahkum oynaması sadece lige verilen araya bağlanamaz. Hesap çok net G.Saray için. Geçtiğimiz sezon mücadele etmeyen Selçuk – Sneijder ikili orta sahasıyla çok puan kaybetti. Bu yıl da ona benzer Belhanda – Selçuk ikilisi ile özellikle deplasmanda çok puan kaybeder. Oyunun kilit noktası orta sahadır her zaman. Sarı Kırmızılar için noktayı Muslera’nın kötü formunun devamına dikkat çekerek koyuyorum.

 

Beşiktaş, kötü oynarken de kazanarak devam ediyor. Bu psikolojik olarak her zaman avantajdır, özgüven sağlar. Ancak tekrar söylüyorum yeni transferler Beşiktaş’ta sorun olabilir. Buna Quaresma’yı da dahil ediyorum. Negredo ve şu an oynamasa da Medel soru işareti olmaya devam edecektir. Porto, Leipzig, F.Bahçe ve Trabzon maçları etabı, son 2 yılın şampiyonunun ilk yarıyı nerede bitireceğini belirleyecektir. Bir anektod da Beşiktaş için vereyim. Quaresma’nın hakeme yaptığı hareket, tamamen kasti ve sinirsel. Yerine Lens oynadı diye tabi ki. O yüzden bu sezon Quaresma’nın saha dışı performansına dikkat! Aynı durumu Beşiktaş’a ilk geldiği 2010 – 2011 sezonunda değil, ikinci sezonu olan 2011 – 2012’de göstermişti çünkü.

 

İstanbul’un Anadolu Yakası’nda ise işler iyi gitmiyor. Sinyali camiada herkes görmüş ama doğruluğuna inanmak istememişti. Yapılan ve yapılamayan transferler F.Bahçe için sezonun ötesini görmeye yakın. Aslında bir taraftan Aykut Kocaman’ın ilk sezonu 2010 – 2011’e de çok benziyor takımın hali. F.Bahçe çok kötü başlamış, ilk 4 haftada 2 galibiyet, 2 mağlubiyet almıştı. Bu sezona benzer olarak da 5.haftada evinde Beşiktaş ile oynayıp 1 – 1 berabere kalmıştı. O sezon öncesi hazırlık maçları da kötü geçmiş, Köln’den 5 gol yenmiş, Avrupa’dan sezon öncesi elenilmiş, herkes endişeliydi. Tabi ki her zaman tarih tekerrürden ibaret değildir. Çünkü o sezon F.Bahçe Beşiktaş ve Galatasaray ile değil Trabzonspor ile çekişmişti. Bu sezon farklı tabi, herkes Beşiktaş maçını düşünüyor ama F.Bahçe Alanya’da da çok zorlanacaktır. Sezon başı iddiamı yineliyorum, Soldado bitik olarak bu takıma geldi ve ekstra katkı yapamayacak. Aykut Kocaman da bunu anladığı ve Van Persie’den ümidi kestiği için son dakikada can havliyle Janssen’i aldırdı.

 

Son paragraf Başakşehir’e, hatta Abdullah Avcı’ya. Herkes bardağın dolu tarafını görüyor ama ben bu konuda boş kısma bakıyorum. Abdullah Avcı artık acemi ve deneyimsiz bir teknik adam değil, usta sayılabilecek boyutta. Ancak her şey istatistik değil. Geçmişten de ders alması gerek. Aynı hatayı aynı takıma karşı sürekli yaparsan ve felsefenden vazgeçersen büyük hoca olma süren artar. Önce 2014 – 15’te, sonra geçtiğimiz yıl da kupada F.Bahçe’ye karşı 2 – 0’ı yakalayıp, herkesin övündüğü kontrollü oyununa rağmen maçları koparamadı, hatta kupa rövanşında bile 2 kez öne geçtiği rakibini yine yenemedi. Bu maçta da tam aynısı olacaktı ki, Kerim Frei’in bireyselliği Avcı’yı kurtardı. Aynı rakip, aynı kadrolar ve aynı hatalar. Örnek olarak söyleyeyim, bu 4 maçta da Başakşehir’in başında 10 yıllık Süper Lig ve Milli Takım hocalığı apoleti olan Avcı yerine daha 30 yaşını görmemiş Hoffenheim’in hocası Jurgen Nagelsmann ya da aynı üne sahip Schalke hocası Domenico Tedesco olsaydı, Başakşehir Fenerbahçe’yi 4 maçta da 4 – 0 ya da 4 - 1’lik skorlarla geçerdi. Ne demek istediğimi sorarsanız şudur: Abdullah Avcı hala korkaktır, o yüzden de Sevilla’ya turu 2.maçta değil, ilk maçta kaybetmiştir. O yüzden geçtiğimiz yıl Trabzon’da kazanamayıp şampiyonluğu kaybetmiştir.   

 

fatih@enigma-pr.com

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Dünya bambaşka bir noktaya gidiyor ve bu dönüşüm, aynı zamanda kabullenilmiş gerçekleri de farklılaştırıyor. Özellikle siber güvenlik meselesi artık, yepyeni bir bakış açısının da yansıması olarak ortaya çıkıyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Yaklaşık bir haftadır yazılı ve görsel medyada sık sık duyduğumuz ve ilk anda çok merak uyandıran bir isim var…
Haziran 2017’de İsviçre’de yapılan Kıbrıs Konferansından yine bir sonuç çıkmadı.
Bülent Ecevit; 1980 ihtilâlinin ardından Hamzakoy’ da “misafir” edildi. Sonrasında siyasi yasaklı olduğu için geçim sıkıntısına düştü.
Bolca tahmin, öngörü ve iddiadan sonra nihayet ligin dörtte birini geride bıraktık.
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
Brüksel'de Avrupa Birliği mahallesi Schuman'dan merhaba.
Ülkemizdeki barajlı santralların yatırım ekonomisi açısından bir felâket olduğunu biliyor muydunuz?
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay