Bugun...


Sezer KOYUN

facebook-paylas
Altın, dolar ve 2027’nin güç savaşı
Tarih: 02-11-2026 14:25:00 Güncelleme: 03-11-2026 02:14:00


Washington sandığa giderken ben 10 yıllığa bakıyorum.

 

Ara seçim yalnız Kongre çoğunluğunu belirlemeyecek. Borç tavanı, tarifeler, İran’ın finansmanı ve Washington’daki pazarlık gücü yeniden dağıtılacak. Türk yatırımcı için bütün bu siyasi aritmetiğin hesabı sonunda dolar ve gram altında kapanacak.

 

Amerikalılar yarın sandığa gidiyor. Ben seçim gecesi kırmızı ve mavi eyaletlerin peşinden koşmak yerine ekranın daha sıkıcı görünen köşesine bakacağım.

 

ABD 10 yıllık tahvil faizi kaç?

Çünkü Washington’da politikacı konuşur, lobi ikna eder, Kongre pazarlık eder; fakat sonunda faturayı tahvil piyasası keser.

 

3 Kasım’da Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesinin tamamı, Senato’nun ise 35 sandalyesi seçilecek. Bloomberg HT’nin RealClearPolitics verilerinden aktardığı son görünüm Demokratlar lehine bir avantaj gösteriyor; Senato’daki sonuç ise bir grup başa baş eyalet yarışına bağlı. Bunlar seçim sonucu değil, sandık öncesi fotoğraf. Ama fotoğraf bize önemli bir ihtimali anlatıyor: 2027’de Beyaz Saray ile Kongre arasındaki güç dağılımı bugünkünden farklı olabilir.

 

Benim için mesele Trump’ın karşısında kaç Demokrat olacağı değil.

 

Amerikan devletinin 2027’de parasını hangi siyasi maliyetle harcayacağı ve hangi finansal maliyetle borçlanacağı.

 

Çünkü Amerikan maliyesinin rakamları artık parti sloganlarından daha yüksek sesle konuşuyor.

 

CBO’ya göre 2026 federal bütçe açığı 1,9 trilyon dolar; GSYH’nin yüzde 5,8’i. Son elli yılın ortalaması yüzde 3,8. Kamu tarafından tutulan federal borç bu yıl GSYH’nin yüzde 101’i seviyesinde ve mevcut politika patikası değişmezse 2036’da yüzde 120’ye çıkıyor.

Daha önemlisi, borç tavanı 41,1 trilyon dolar ve CBO Amerikan Hazinesi’nin bu tavana 2027 içinde ulaşacağını hesaplıyor.

 

Dolayısıyla yarın aslında yalnız Kongre seçilmiyor.

 

2027 borç tavanı müzakeresinin tarafları seçiliyor.

 

Ben ekonomipolitik açıdan seçimin esas ağırlığını burada görüyorum.

 

Çünkü bölünmüş bir Kongre ilk bakışta piyasaya iyi gelebilir. Yeni büyük harcama paketlerinin geçmesi zorlaşır, mali genişleme beklentisi azalır, Hazine’nin gelecekteki borçlanma ihtiyacına ilişkin beklenti bir miktar gevşer. Uzun vadeli faiz aşağı gelir, dolar nefes verir, altının taşıma maliyeti düşer.

 

Fakat aynı Kongre birkaç ay sonra borç tavanını siyasi koz haline getirirse aynı “gridlock” bu kez güven primi üretir.

 

Amerikan siyasetinin finans piyasalarına yaptığı küçük şaka budur:

Aynı siyasi kilitlenme salı günü tahvil faizini düşürüp, altı ay sonra yükseltebilir.

 

2011’i hâlâ bu nedenle hatırlıyorum. 2010 ara seçimlerinden sonra Kongre bölündü. Ardından borç tavanı kavgası geldi ve Standard & Poor’s 5 Ağustos 2011’de ABD’nin uzun vadeli kredi notunu tarihinde ilk kez AAA’dan AA+’ya indirdi. Not indiriminde yalnız borcun büyüklüğü değil, siyasi karar alma mekanizmasının etkinliği ve öngörülebilirliği de sorgulanıyordu.

 

Altın bin 700 doların üzerine çıktı.

İşin ironik tarafı, yatırımcılar korkup notu düşürülen ülkenin tahvillerine de sığındı.

Amerika’nın finansal ayrıcalığını bundan daha iyi anlatan sahne azdır.

 

 

Bugün rakamlar 2011’den çok daha büyük. Bu yüzden 3 Kasım gecesi benim önümde duran asıl soru “hangi parti kazandı?” değil; 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5 çevresindeki yeni normalini koruyacak mı?

 

2 Kasım sabahı ABD 10 yıllık getirisi yaklaşık yüzde 4,92, 30 yıllık faiz yüzde 5,30. Dolar endeksi yaklaşık 101,9 seviyesinde. Fed ise daha dört gün önce faizi yüzde 3,75–4,00 bandında bıraktı ve karar 10’a karşı 2 oyla çıktı; iki üye 25 baz puan artış istedi. Yani piyasa seçime “Fed artık gevşiyor” rahatlığıyla değil, faiz tekrar artar mı? sorusuyla giriyor.

 

Bu altın açısından çok önemli.

 

Çünkü 2 Kasım sabahı ons yaklaşık 3 bin 907 dolar, gram altın yaklaşık 6 bin 274 TL, dolar/TL ise 49,95 civarında. Ons altın yılbaşına göre yaklaşık yüzde 9,8 aşağıda; gram altın ise aynı dönemde yaklaşık yüzde 4,8 yukarıda.

 

Tek başına bu iki rakam bile Türk yatırımcının neden Amerikan yatırımcıdan farklı bir altın taşıdığını anlatıyor.

Amerikalının onsu düşmüş.

Türk yatırımcının gramı yükselmiş.

Çünkü bizim altının ikinci motoru kur.

Kabaca denklem hâlâ aynı:

Gram altın ≈ Ons altın × Dolar/TL ÷ 31,1035.

 

Bugünkü yaklaşık 3 bin 907 dolarlık ons ve 49,95’lik kur bize 6 bin 270–6 bin 280 TL çevresindeki gramı veriyor.

 

Buradan sonrasını matematikle konuşmak daha dürüstçe olabilir.

 

Ons seçim sonrasında yüzde 5 yükselip kur hiç değişmezse, gram fiyatı teorik olarak yaklaşık 6.588 TL olur.

Ons değişmezse ve dolar/TL yüzde 3 yükselirse, gram fiyat yaklaşık 6 bin 463 TL olur.

Ons yüzde 5 yükselirken kur da yüzde 3 yükselirse, bu iki etki toplanmaz; çarpılır. Gram yaklaşık yüzde 8,15 artarak 6 bin 785 TL seviyesine gelir.

Tersini de koyalım. Ons yüzde 5 düşer, dolar/TL yüzde 3 yükselirse gram altındaki kayıp yüzde 5 değil, yaklaşık yüzde 2,15 olur; fiyat teorik olarak 6 bin 140 TL civarında kalır.

Türk yatırımcının altındaki kur tamponu tam olarak budur.

 

Bu bir fiyat hedefi değil. Aynı varlığın neden New York’ta ve İstanbul’da farklı hikaye yazabildiğinin matematiği.

 

Ben bu nedenle yarın gece “altın yükseldi” cümlesini tek başına ciddiye almam. Önce neden yükseldiğine bakarım.

 

Tahvil faizi düştüğü için mi?

Dolar zayıfladığı için mi?

İran gerilimi arttığı için mi?

Yoksa Kongre aritmetiği Amerikan mali disiplinine ilişkin yeni bir risk primi mi yarattı?

Bunların hepsi altını yükseltebilir.

Ama 2027’ye bıraktıkları miras aynı değildir.

 

Tam burada Washington’ın parlak televizyon stüdyolarından çıkıp daha loş koridorlarına bakmak gerekiyor.

 

Kapalı kapılar ardında tam olarak hangi cümlenin kurulduğunu elbette bilmiyoruz; biliyormuş gibi yazmak gazetecilik değil, roman olur.

 

Ama hangi kapıların çalındığını biliyoruz.

 

U.S. Chamber of Commerce, Şubat 2026’da Kongre’ye açıkça mektup yazarak geniş kapsamlı tarifelerde Kongre’nin yetkisini yeniden güçlendirmesini istedi. Oda, yeni tarifelerin Amerikan şirketlerinin maliyetlerini ve tüketici fiyatlarını yükselttiğini savunuyor ve Kongre’den yeni tarifeler için daha güçlü denetim talep ediyor.

 

Bu bana şunu söylüyor:

Seçimden sonra ticaret politikası yalnız Beyaz Saray’ın konusu olmayacak. Ways and Means, Senate Finance ve iş dünyasının Washington temsilcileri aynı masanın çevresinde daha fazla görünecek.

Ve bu pazarlık Türk yatırımcı açısından soyut değil.

 

Tarifeler yükselirse Amerikan enflasyonu üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabilir. Fed daha sıkı kalır. Tahvil faizi yükselir. Dolar destek bulur. İlk turda ons altın bundan hoşlanmaz.

 

Tarifeler Kongre baskısıyla yumuşarsa bu kez enflasyon kanalı gevşer; fakat gümrük gelirleri azalacağı için bütçe açığı hesabı başka bir taraftan bozulabilir. World Gold Council da tam olarak bu ikili etkiye dikkat çekiyor: Kongre kısıtı harcamaları frenleyebilir, fakat tarifelerin gerilemesi federal geliri azaltarak açığı farklı bir kanaldan büyütebilir.

 

Yani Washington’da “tarife iyi mi kötü mü?” sorusundan daha sofistike bir hesap var.

Enflasyonu mu azaltıyorsunuz, açığı mı büyütüyorsunuz?

Tahvil piyasası ikisini birlikte hesaplıyor.

Sonra İran geliyor.

Bence bu seçimde Türk yatırımcının gözden kaçırmaması gereken dosya burada.

 

Beyaz Saray haziran ayında Kongre’den 87,6 milyar dolarlık ek kaynak istedi; bunun 67,15 milyar doları İran savaşıyla bağlantılı askeri harcamalara ayrılmıştı. Cumhuriyetçilerin Kongre’deki dar çoğunluğu nedeniyle ödenek mevzuatının önemli kısmında Demokrat oyları da gerekiyor.

 

Dolayısıyla seçim İran dosyasının bütçe matematiğini doğrudan değiştirebilir.

 

Savunma sektörünün neden Washington koridorlarında sessizce oturmadığını da rakamlar anlatıyor. Defense News’in OpenSecrets verilerine dayandırdığı habere göre savunma şirketleri, 2026’nın ilk aylarında Kongre üyelerine siyasi eylem komiteleri ve bireysel bağışlar üzerinden yaklaşık 5 milyon dolar aktarmış durumda; bağışların bir bölümü, savunma tedariki ve NDAA üzerinde etkili isimlere gidiyor.

 

Bunu “para verildi, şu karar çıkar” şeklinde okumak çocukça olur.

Washington lobiciliği o kadar kaba çalışmaz.

Asıl sermaye erişimdir.

Kim toplantıya giriyor?

Hangi veri Kongre üyesinin önüne önce geliyor?

Hangi sektör kendi maliyetini “ulusal güvenlik” diline çevirebiliyor?

Hangi dosya bir bütçe kalemiyken stratejik zorunluluk haline geliyor?

İyi lobi, karar vericiye ne düşüneceğini söylemez.

Hangi problemi önce düşünmesi gerektiğini söyler.

 

İran dosyasının Türk yatırımcı açısından önemi de burada başlıyor. Brent bugün yaklaşık 111 dolar civarında. Goldman Sachs, Ortadoğu’daki arz riskleri nedeniyle aralık Brent tahminini 90 dolardan 105 dolara, 2027 ortalama tahminini ise 88 dolara yükseltti.

 

Türkiye için 111 dolarlık Brent, yalnız benzin fiyatı değildir.

Cari açık.

Enflasyon.

Üretim maliyeti.

Döviz talebi.

Ve sonunda TL üzerinde baskı.            

 

Bu nedenle Washington’daki İran bütçesi ile Kapalıçarşı’daki gram altın arasında görünenden daha kısa bir mesafe var.

 

Kongre savaş finansmanını sıkılaştırır ve diplomasi alanı genişlerse petrol risk primi gevşeyebilir. Bu Türkiye için olumlu bir dış şok olur. Enflasyon ve cari denge üzerindeki enerji baskısı azalır; kur üzerindeki dış kaynaklı basınç hafifler.

 

Ama jeopolitik tansiyon yeniden yükselir ve petrol 111 doların da üzerinde kalırsa, ons altın güvenli liman talebiyle yükselmese bile Türk yatırımcı gram altında kur kanalı üzerinden koruma görebilir.

 

Burada benim seçim sonrası çalışma haritam netleşiyor.

 

ABD 10 yıllığı yüzde 4,75’in altına iner ve dolar endeksi 100–101 bandına gevşerse onsun 4.050–4.250 dolar bölgesini yeniden denemesini şaşırtıcı bulmam.

 

Buna karşılık 10 yıllık faiz yüzde 5,10’un üzerine yerleşir ve DXY 103’e doğru güçlenirse, 3.800 dolar çevresindeki ons desteğinin yeniden sınanması benim için daha makul bir senaryo olur.

 

Bunlar kesin fiyat hedefleri değil; makro eşikler.

 

Bugünkü matematiğe uygularsak, onsun 3.800 dolara gerilediği ve kurun 50 civarında kaldığı bir tabloda gram yaklaşık 6 bin 109 TL eder.

Ons 4 bin 250 dolara çıkarken dolar/TL 51’e gelirse teorik gram yaklaşık 6 bin 968 TL olur.

Kur 52 olursa aynı ons fiyatı gramı yaklaşık 7 bin 105 TL’ye taşır.

Bu hesap bize seçimden çok daha değerli bir şey söylüyor:

Türk yatırımcının gram altın tahmini yaparken Washington kadar Ankara’yı da doğru okuması gerekiyor.

 

Peki benim baz ekonomik okumam?

Seçim sonucunu tahmin etmiyorum; fakat anketlerdeki mevcut tabloya paralel olarak Kongre’de daha fazla denge ve fren oluştuğu varsayımında, ilk piyasa reaksiyonunun uzun vadeli tahvil faizinde sınırlı gevşeme ve küresel dolarda bir miktar yumuşama olması bana daha tutarlı geliyor.

 

Bu, ons altın için kısa vadeli destek demek.

 

Ama 2027’ye geldiğimizde hikâye yeniden borç tavanına dönecek.

 

CBO’nun 1,9 trilyon dolarlık açığı, yüzde 101’lik borç/GSYH oranı ve 41,1 trilyon dolarlık borç tavanı birkaç Kongre konuşmasıyla ortadan kalkmıyor.

 

Bu nedenle benim orta vadeli altın eğilimim yukarı yönlü, fakat gerekçem “Demokratlar kazanırsa altın çıkar” kadar yüzeysel değil.

 

Amerikan mali açıklarının kalıcılığı.

Yüksek faiz giderleri.

Merkez bankalarının rezerv çeşitlendirmesi.

Jeopolitik parçalanma.

Ve ABD dışındaki yatırımcının dolar varlıklarına alternatif arayışı.

 

Goldman Sachs ağustosta 2026 yıl sonu için 4 bin 900 dolar, UBS ise ekim ayında Eylül 2027 için 5 bin 400 dolar ons tahmini yayımladı. Bugünkü 3 bin 900 dolar civarındaki fiyat, piyasanın bu iyimser kurumsal tahminleri henüz satın almadığını gösteriyor. UBS de kısa vadede yüksek reel faiz ve güçlü doların altını baskılamaya devam edebileceğini kabul ediyor.

 

Ben bu nedenle 4 bin 900 veya 5 bin 400 rakamını alıp masaya hedef fiyat diye koymam.

Ama şunu da görmezden gelmem:

Wall Street’in uzun vadeli altın tezinin altında seçim değil, Amerikan mali yapısı yatıyor.

 

Dolar tarafında ise görüşüm daha ayrışmış.

Küresel dolar endeksinde seçim sonrası siyasi fren mekanizmasının güçlenmesi halinde yatay–hafif aşağı yönlü bir zemin görüyorum.

USD/TL’de aynı iyimserliği otomatik olarak taşımıyorum.

Çünkü DXY yüzde 2 düşerken dolar/TL yüzde 2 yükselebilir.

Biri Amerikan parasının dünyaya karşı fiyatıdır.

Diğeri Türk lirasının kendi ekonomik bilançosunun da fiyatıdır.

Washington rüzgârı belirler; Ankara yelkenin durumunu.

 

Bu nedenle benim Türk yatırımcı için kısa sonucum şöyle:

Ons altında seçim sonrasında sert iki yönlü hareket mümkün; fakat orta vadeli risk dengesi hâlâ yukarı tarafa eğik.

Küresel dolarda bölünmüş Washington senaryosu bir miktar baskı yaratabilir.

Dolar/TL’de ise Türkiye’nin enflasyon, rezerv, faiz ve enerji ithalatı denklemi nedeniyle aşağı hareketlerin küresel dolardaki zayıflamadan daha sınırlı kalması bana daha olası geliyor.

 

Gram altın, bu nedenle ons altına göre aşağı yönlü şoklara karşı daha dirençli bir matematiğe sahip.

Yarın gece CNN haritasında eyaletler renk değiştirecek.

Benim ekranımda ise renklerden çok üç rakam olacak:

10 yıllık tahvil faizi.

Brent.

Ons altın.

Çünkü Amerikan siyasetinde gerçek güç yalnız kimin kaç sandalye kazandığında değildir.

 

O sandalyenin hangi bütçeye “evet”, hangi tarifeye “hayır”, hangi savaşa kaç milyar dolar ve hangi borç tavanına hangi şartla imza atacağındadır.

Gerisi biraz televizyon.

Piyasa ise hesabı sever.

Ve o hesap, birkaç ay sonra İstanbul’da kuyumcunun ekranında tek bir rakama dönüşür.

Gram kaç para?

 

 

 

sezerkoyun@cratone.com

 

 

Yasal Not

Bu yazı;
genel ekonomik, finansal ve ekonomi-politik değerlendirme amacıyla hazırlanmıştır.

Seçim sonucuna ilişkin; tahmin veya siyasi tercih içermez.

 

Altın, döviz, tahvil veya diğer finansal araçlar bakımından;
yatırım tavsiyesi, alım-satım önerisi ya da kesin hedef fiyat niteliğinde değildir.

 

Yazıda verilen fiyat hesapları;

belirtilen varsayımların,

matematiksel sonuçlarını göstermek amacıyla hazırlanmış; koşullu senaryolardır.

 

Piyasa fiyatları para politikası;
jeopolitik gelişmeler,

Türkiye’ye özgü makroekonomik koşullar ve

yatırımcı davranışları nedeniyle; farklılaşabilir.

 

Referanslar

Bloomberg HT, ABD’de Kongre ara seçimleri yaklaşırken anketlerdeki tablo, 1–2 Kasım 2026.

Congressional Budget Office, The Budget and Economic Outlook: 2026 to 2036, Şubat 2026.

Federal Reserve, FOMC Statement, 28 Ekim 2026.

World Gold Council, Gold and Midterms: Is This Time Different?, 22 Ekim 2026.

Bloomberg HT, güncel altın, dolar/TL ve petrol verileri, 2 Kasım 2026.

Goldman Sachs Research, Gold Is Forecast to Climb as Central Banks Buy the Precious Metal, Ağustos 2026.

UBS CIO, CIO remains constructive on gold over the next 12 months, 20 Ekim 2026.

U.S. Chamber of Commerce, Congressional Tariff Authority ve 2026 tarife politikası yazışmaları.

Defense News/Reuters, İran savaşı ek bütçe talebi; Defense News/NOTUS/OpenSecrets, savunma sektörü ve Kongre siyasi finansmanı, 2026.

 



Bu yazı 94 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI