|
Tweet |
Turquality ve Döviz Kazandırıcı Faaliyetler (TDKF) Derneği tarafından,
“Turquality, Greenquality ve Döviz Kazandırıcı Faaliyetler Zirvesi”,
Çırağan Palace Kempinski’de bir toplantı gerçekleştirildi.
TDKF Yönetim Kurulu Başkanı ve Eski Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ve
TDKF İcra Kurulu Başkanı ve
Progroup Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Salim Çam’ın ev sahipliğinde düzenlenen zirveye;
Ticaret Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bürokratlarının yanı sıra;
TDKF Yönetim Kurulu ve dernek üyeleri katıldı.
.jpg)
Zirvede, ayrıca;
yabancı ülkelerden temsilciler de yer alırken,
Türkiye’nin döviz kazandırıcı faaliyetleri ve küresel ticaretteki konumu değerlendirildi.
Ülkemizin, ihracat ve markalaşma alanında hayata geçirdiği
önemli projelerinden birisinin “Turquality” olduğunu ifade eden
Ticaret Bakanlığı Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya,
şunları kaydetti:
“Turquality;
ülkemizin ihracat ve markalaşma alanında
hayata geçirdiği önemli ve sürdürülebilir projelerden birisi olarak;
20 yılı aşkın süredir, ihracatçılarımıza önemli katkılar sunuyor.
Bugün yaklaşık 400 firmanın yer aldığı Turquality kapsamındaki şirketler;
Türkiye’nin toplam ihracatının, yaklaşık yüzde 14’ünü gerçekleştiriyor.
Programın, firmalar üzerindeki etkisine baktığımızda;
dikkat çekici sonuçlarla karşılaşıyoruz.
Örneğin;
Turquality kapsamındaki her 10 firmadan 9’u, faaliyetlerini artırırken;
her 4 firmadan 3’ü, ihracatını büyütmeyi başardı.
Bu veriler, Turquality’nin yalnızca bir destek mekanizması olmadığını;
Türk şirketlerinin, küresel pazarlarda büyümesine ve
rekabet gücünü artırmasına katkı sağlayan,
stratejik bir program olduğunu ortaya koyuyor.''
Türk markalarının küresel yolculuğunda,
vize engelinin önlerine çıkabildiğini kaydeden
TDKF Yönetim Kurulu Başkanı ve Eski Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen,
şunları söyledi:
“Türkiye’nin ürünleri;
sınırlarımızın ötesine ulaşabiliyor, ancak;
markalarımızın, aynı ölçüde dünya pazarlarında yer alması konusunda
bazı engeller bulunabiliyor.
Özellikle;
ihracatçıların ve marka sahiplerinin, vize süreçleri nedeniyle;
yurt dışındaki fuar, etkinlik veya iş görüşmelerine katılamaması,
markalaşma sürecini de olumsuz etkileyebiliyor.
Ürünlerimiz, uluslararası fuarlarda stantlarda sergilenirken;
o ürünlerin arkasındaki girişimcilerin ve firma sahiplerinin,
aynı ortamda bulunamaması; önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.
Bu nedenle;
ihracatçılarımızın yaşadığı vize sorunlarının,
öncelikle dış politika ve diplomatik kanallar aracılığıyla, çözülmesi önemlidir.
Bu engellerin aşılması;
Türk markalarının, dünya pazarlarında;
daha hızlı ve güçlü şekilde konumlanmasına, önemli katkılar sağlayacaktır.”
Konuşmasında;
Turquality programının,
Türk markalarına çok büyük destek sunduğunu anlatan
TDKF Başkanı Kürşad Tüzmen, şunları belirtti:
“Bugün, Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 14’nün;
Turquality kapsamında gerçekleştirilmesi, önemli bir kazanım oluşturuyor.
Ancak;
markalaşma hedeflerimizi, daha ileri taşımak için
sınırların ötesine geçerek;
yüksek katma değerli ürünlerimizi,
dünya pazarlarıyla daha güçlü biçimde buluşturmamız gerekiyor.
Her zaman ifade ettiğim gibi
koşan atları mahmuzlamalıyız ve
mevcut başarılarımızı daha da ileriye taşıyarak;
ülkemizin global markalarını çoğaltmalıyız.
Türkiye’nin ortalama ihracatı 1.5 dolar seviyesinde iken;
Turquality’de kilogram başına ihracat, 14 dolar seviyesine ulaşmıştır.
Özetle;
ihracatı artırmak için
iş insanlarının vize sorunlarını ortadan kaldırmalıyız.”
TDKF İcra Kurulu Başkanı ve
Progroup Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Salim Çam,
şunları anlattı:
“TDKF, henüz iki yıllık bir dernek olmasına rağmen;
üyelerimizin toplam ihracatı, yaklaşık 12 milyar dolara ulaşıyor.
Bu ihracatın içerisinde;
altın, mobilya, tekstil, lojistik başta olmak üzere;
farklı sektörlerden güçlü firmalar yer alıyor.
TDKF olarak;
çalışmalarımızı, tamamen sonuç odaklı bir anlayışla yürütüyoruz ve
Türkiye’nin ihracatındaki gerçek artışı destekleyecek
çözümler ve öneriler geliştiriyoruz.
Son toplantımızda da ihracatçı firmaların altyapı ihtiyaçlarını ele alarak;
TDKF bünyesinde kurulabilecek bir iş geliştirme komitesiyle,
bu süreçleri nasıl hızlandırabileceğimizi değerlendirdik.
Bizim önceliğimiz, vitrine yönelik çalışmalar yapmak değil;
doğrudan üyelerimize ve onların ihtiyaçlarına değer katmaktır.
Her bir üyemiz;
TDKF’nin, bir sivil toplum kuruluşu olarak;
kamu yararına yürüttüğü çalışmalardan faydalanıyor.
Turquality sürecinin ilk adımının ise;
öncelikle inanmak ve gerçekten bir derde sahip olmak olduğuna inanıyorum.
Çünkü;
Turquality, yalnızca teşvik sağlayan bir yapı değil;
hedefleri, vizyonu ve ortaya koyduğu değerlerle, adeta bir sanat alanıdır.
Pablo Picasso örneğinde olduğu gibi
insanı üretmeye ve kendini geliştirmeye yönelten temel unsur,
yalnızca kazanç değil;
ortaya koyduğu, işine duyduğu inanç ve tutkudur.
Sonuç olarak;
Turquality, şirketlerin yalnızca finansal performansını değil;
konfor alanlarını, motivasyonlarını ve iş yapma heyecanlarını da geliştirerek;
daha güçlü ve sürdürülebilir bir gelecek kurmalarına katkı sağlıyor.”