22.02.2018,17:41
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
John Berger’in ardından…
3082016-img-20160830-wa0003-142903.jpg
YELDA YALAMAN
Bu dünyadan bir John Berger geçti. Biz sanat tarihçileri ve sanat eğitimi alanlar için hep çok önemli oldu Berger.

2 Ocak 2017 günü kaybettiğimiz Berger;  1926 yılında Londra’da doğdu. Ressamlık ile başladığı kariyerine 1950’li yıllardan itibaren sanat eleştirmeni olarak devam etti. Sanat eleştirmenliği dünyanın en sancılı mesleklerindendir. Bu alanda objektif ve etik olabilmek büyük maharet ister.  Ancak Berger dünyanın en önemli ve belki de en iyi sanat eleştirmeniydi.

 

“Bakmak” fiilinden “Görmek” maharetine uzanan o büyülü yol,  Berger’in yansıttığı ışıklar ile aydınlandı. Öğrenme sürecinde her şey, bakmaktan ziyade görebilmek ile başlar. Bu yüzden pek çoğumuz bu alandaki farkındalığımızı Berger’a borçluyuz.

 

Yaşadığımız dünyada bize sunulan her şey aslında hiç de göründüğü gibi değil. Çevremizi kaplayan bin bir türlü algı yönetimi sayesinde baktığımız nesneyi, yaşadığımız olayları, okuduğumuz kitabı, seyrettiğimiz filmi, dinlediğimiz haberi ya da röportajıgerçekten iyi görebiliyor muyuz, okuyabiliyor muyuz? Zira okuma eylemi sadece kitap okumaktan ibaret değildir. Üstelik bunu anlamak için illa da sanat eğitimi almış olmamız gerekmiyor.

 

Bize gösterilen aslında “gerçekte olan” mıdır? Satır aralarını okuyabilmek, görebilmek,  analitik düşünebilmek, işin özüne inebilmek bu manada çok önemli.

 

İşte John Berger bunu başardı. İnsanlara görebilmeyi öğretti.  İlk olarak Avrupa Sanatı kapsamında üretilmiş resimleri, farklı bir algı metodu kullanarak okumaya başladı. Ressam, figür ve izleyici (tüketici) arasındaki bağı şiirsel bir dille anlattı. Aslında O’nun başardığı husus,  bir tabloyu görmenin ötesinde insana geçmiş ve yaşadığı çağ arasındaki köprüleri kurdurabilmekti. Bunun için 19.YY’dan itibaren resim sanatının tahtını sallayan fotoğraf, kamera ve reklam kavramlarını da kullandı. Bir zamanlar Resim Sanatı yolu ile sergilenen din, siyaset, zenginlik, hamilik, kadın, erkek, çıplaklık gibi kavramların zaman içinde evrilerek aslında nasıl da “aynı” kaldığını okuyucularının hafızasına kaydetti. Enstrümanları değişmiş, ancak insan hep aynı kalmıştı.

 

Berger’in Sanat Tarihi alanında yazdığı her kitap ve makaledeki tavrı çok etkileyicidir. Tuval yüzeyinin her köşesini, her figür ve objeyi hemen her yönden öyle bir anlatır ki; kitabın ya da yazının sonuna nasıl geldiğinizi anlayamazsınız. Hiçbir şekilde ön yargılı değildir. Hemen karar vermez. Sanki yazarken düşünür Berger. O anda konuyu bir sistematiğe oturtmaya çalıştığını anlarsınız. Devamında ise konu hakkında özenle seçilmiş kelimelerinin tadını sonuna kadar çıkarırsınız. Ve en önemlisi Berger, sizi düşünmeye davet eder. Ayrıca O’nun fikirlerine de teslim olmamanız gerektiğini kısa sürede anlarsınız.

 

John Berger’in fotoğraflarını incelediğimde özellikle elleri çok ilgimi çekmişti. Beyniyle çalışan bir insanın elleri farklıdır. Ancak bedeni ile çalışan insan elinin farkıhepimizce malumdur.

 

O elleri görünce dünyada bunca insanın yaşamına yeni soyut boyutlar ve görme biçimleri katan Berger’in aynı oranda doğaya da en somut şekliyle dokunduğunu gördüm.

 

Toprağa, kerpice, oduna… Cümle varoluşa… O zaman anladım ki;bu kadar soyut kavramları anlatabilmenin kökeninde doğayı tanımak yatıyordu.

 

Çünkü Sanat; İnsan demekti… Doğa demekti.

 

Türkiye’yi yaşamı boyunca her manada incelemiş ve yakından takip etmiş olan John Berger’in Şeker Ahmet Paşa’ya ait  “Ormanda Oduncu” adlı resmine ilişkin Eylül 1979’da Sanat Çevresi’nde yayımlanan yazısını herkesin okumasını isterim. 

John Berger (1926-2017)    Şeker Ahmet Paşa ‘Ormanda Oduncu’

 

Berger bu tek bir resim ile Şeker Ahmet Paşa’nın (1841-1907) Minyatür Sanatı’ndan Çağdaş Türk Resmi’ne geçişin yaşandığı ve her manadaki o sancılı dönemde;  bir tekniği değil, aslında bir varlıkbilimi (ontolojiyi) değiştirmeye çalıştığını doğa üzerinden anlatmıştı. O’nun okuduğum ilk yazılarındandı ve çok etkilenmiştim.

 

Hiçbir şey göründüğü gibi değildi. Ve John Berger hayatı boyunca gittiği her coğrafyada sadece sanat değil, siyaset, ideolojiler ve sosyoloji üzerinden de bu gerçeği anlatmaya çalıştı. Başarılı da oldu.

 

Bakmak önemli. Ancak görmek çok daha önemli. Yaşadığımız dönemde bu vasfın ne kadar hayati değerde olduğunu pek çok vesile ile defalarca yaşıyoruz.

 

Satır araları çok önemli.  Zira tüm gerçekler de o satır aralarında gizli.

 

Bu gizlenen gerçekleri bulup, okuyana, henüz anlayamamış olanlara anlatana ne mutlu…

 

Toprağın bol olsun John Berger…

 

yalamanyelda@hotmail.com

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye reel sektör bazında konsantrasyonunu ihracata bağlamış durumda. Elbette bunun önemini yok sayacak değilim.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?