24.11.2017,21:54
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Rus savaş uçağının düşürülmesi…
30122013-1-084620.jpg
ÜMİT YALIM
Hukuken doğru, siyaseten yanlış bir karardır.

Hatay Yayladağı bölgesinde, Türk hava sahasını ihlal eden Rus SU-24 tipi savaş uçağı, 24 Kasım 2015 tarihinde, Türk F-16 savaş uçağı tarafından vuruldu. Rus uçaklarının Türk hava sahasını ihlal etmesi daha öncede gündeme geldi. Suriye’de konuşlandırılan Rusya Federasyonu savaş uçakları, 3-4 Ekim 2015 tarihlerinde de, Hatay-Yayladağı bölgesinde, Türk hava sahasını toplam iki sefer ihlal etmişti. O dönemde, Rus jetlerinin Türk sınırını ihlal etmesine sert tepki veren Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Bu ihlallere sabretmemiz mümkün değil. Arzu etmediğimiz bazı adımlar atılmaktadır. Rusya Türkiye’yi kaybederse çok şey kaybeder” demişti. Başbakan Davutoğluda,“Türkiye’nin angajman kuralları ister Suriye ister Rusya ister başka ülke uçakları için geçerlidir ve TSK net olarak talimatlandırılmıştır. Uçan kuş bile olsa, kim Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını ihlal ederse gereken müdahalede bulunulur” diyerek sert tepki vermişti.

Erdoğan ve Davutoğlu’nun açıklamaları ile hangi ülkeye ait olursa olsun, Türk hava sahasını ihlal eden uçakların önce ikaz edileceği, ikazlara uymazsa vurularak düşürüleceğinin sinyalleri verilmişti. Siyaseten alınan karar, 24 Kasım 2015 Salı günü uygulandı ve hangi ülkeye ait olduğu bilinmeyen uçak önce ikaz edildi, ikazları dinlemeyip Türk hava sahasını ihlal edince vurularak düşürüldü. Türkiye uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanmış ve egemenlik haklarına sahip çıkmıştır.Rus savaş uçağının düşürülmesi hukuken doğru ancak siyaseten yanlış bir karardır.Suriye, 1989 yılında bir tapu kadastro uçağı ve 2012 yılında da bir savaş uçağı olmak üzere toplam iki uçağımızı düşürdü. Yunanistan da, 1996 ve 2006 yılında uluslararası hava sahasında uçan iki F-16 savaş uçağımızı düşürdü. Ancak Rusya Federasyonu tarafından hiçbir uçağımız düşürülmediği gibi uçaklarımıza önleme bile yapılmadı. Savaş uçağının, füze ile vurulmadan önce hangi ülkeye ait olduğunun tespit edilememesi önemli bir zafiyettir. Bu zafiyet, Genelkurmay Elektronik Sistemler (GES) Komutanlığının, Milli İstihbarat Teşkilatı(MİT)’na devredilmesinden kaynaklanmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GES KOMUTANLIĞI’NIN MİT’E DEVREDİLMESİ STRATEJİK BİR HATADIR!...

Soğuk savaş döneminde, 1950’li yılların sonlarına doğru kurulan ve yıllarca Türk Silahlı Kuvvetlerinin kuruluşunda hizmet veren Genelkurmay Elektronik Sistemler (GES) Komutanlığı, Başbakanlığın talimatı ile Milli İstihbarat Teşkilatı(MİT)’na devredildi. GES’in MİT’e devredilmesi için önce 21 Kasım 2011’de Genelkurmay Başkanlığı ile MİT Müsteşarlığı arasında bir protokol imzalandı. Devir ve teslim işlemleri 01 Ocak 2012 tarihinde tamamlandı. Elektronik birlikler ile birlikte sinyal istihbaratı yapan iki adet Casa Uçağı da MİT’e devredildi. GES’in adı, Sinyal İstihbarat Başkanlığı (SİB) olarak değiştirildi.

Devir ve teslim işlemlerinin tamamlanmasından sonra 22 Haziran 2012 tarihinde, RF 4E modeli Fantom keşif uçağımız Suriye’deki füze bataryası tarafından vurularak düşürüldü ve iki pilotumuz şehit oldu. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, uçağımızı vuran Suriye Bataryasına ait 17 dakikalık dinleme kaydı olduğu belirtildi. MİT’in kuruluşunda bulunan SİB, bu dinleme kayıtlarını neden Hava Kuvvetleri’ne iletmedi? GES Birlikleri MİT’e devredilmeseydi, Suriye’deki füze bataryasının faaliyetleri anında GES Birlikleri tarafından Diyarbakır’daki Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi (BHHM)’ne iletilir, BHHM’de pilotlarımızı uyararak uçağın bölgeyi terk etmesini sağlar ve uçağımızın düşürülmesi önlenirdi.

GES Birlikleri MİT’e devredilmeseydi, 24 Kasım 2015 Salı günü, kalkış için hazırlık yapan SU-24 tipi uçağın, pist başı yaptığı anda, Rusya Federasyonu’na ait olduğu tespit edilir ve bu bilgi GES Birlikleri tarafından Eskişehir’deki Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi (BHHM)’ne iletilirdi. BHHM’de pilotlarımızı bilgilendirir ve savaş uçaklarımız, Karadeniz uçuşlarında olduğu gibi önleyici izleme uçuşu yaparak, Rus savaş uçaklarının Türk hava sahasına girişini engellerdi.

GES’in MİT’e devredilmesi stratejik bir hatadır. Bu hata nedeniyle oluşan zafiyetler yüzünden Türkiye krizlerle boğuşmak zorunda kalıyor. Başta Yunanistan olmak üzere Türkiye’nin çevresinde bulunan ülkelerin silahlı kuvvetlerinin kuruluşunda sinyal istihbaratı yapan birlikler varken, GES birliklerinin MİT’e devredilmesi ile TSK’nın muharebe istihbaratı yeteneği zayıflatılmıştır. GES Birliklerinin bir an önce TSK’ya iade edilmesi gerekmektedir.

YUNANİSTAN’A ANGAJMAN KURALLARI NEDEN UYGULANMIYOR ?

Suriye ve Rusya Federasyonu’nun yaptığı ihlallere karşı aslan kesilen Erdoğan ve Davutoğlu ikilisi, Yunanistan’ın defalarca ve saatlerce yaptığı hava sahası ihlallerine karşı sus pus oluyor. Yunanistan’ın yaptığı hava sahası ihlalleri görmezden geliniyor ve angajman kuralları uygulanmıyor.

Yunanistan, 1996 ve 2006 yılında uluslararası hava sahasında uçan iki F-16 savaş uçağımızı düşürdü ve bir pilotumuzu şehit etti. Buna karşılık, AKP Hükümetleri döneminde Türk hava sahasını defalarca ihlal eden Yunan helikopterlerine hiçbir önleme yapılmadı, konuyla ilgili olarak Yunanistan’a nota bile verilmedi. Ege Denizi üzerindeki Türk hava sahası kevgire döndü. Davutoğlu “Hava ve kara sınırlarımızı kim ihlal ederse, ona karşı tedbir almak hem uluslararası hakkımız hem de görevimizdir”diyor amakoskoca Yunan helikopterleri, hiçbir engelle karşılaşmadan Türk hava sahasında saatlerce dolaşıyor. Türkiye Cumhuriyeti’ne ait 16 Ada ve 1 Kayalığı işgal eden Yunanistan’a nota bile verilmiyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Angajman kuralları Yunan askeri helikopterlerine uygulanmıyor. Türkiye, NATO sistemi olan Birleştirilmiş Komuta Kontrol Hava Bilgi Sistemi (ICC –Integrated Commandand Control )  ve Milli sistem olan HvBS (Hava Bilgi Sistemi) gibi yüksek teknoloji ürünü olan sistemler ile hava sahasındaki bütün faaliyetleri eş zamanlı olarak (anında) izliyor. Hal böyleyken, Yunan askeri helikopterleri, hem Türk hava sahasında dolaşıyor, hem de helikopter kokpitinden çektikleri video görüntülerini ve resimleri Yunan Savunma Bakanlığının internet sitesinde yayımlayarak adeta dalga geçiyor.

Yunan askeri helikopterlerinin yaptığı ihlallerden bazıları şunlardır:

*21 Ağustos 2015, Yunanistan Savunma Bakanı Kammenos ve Kara Kuvvetleri Komutanı Tellidis’i taşıyan askeri helikopter, İzmir/Koyun, Aydın/Bulamaç ve Muğla/Kalolimnoz Adası bölgesinde Türk hava sahasını 2-3 mil ihlal etti. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

*06 Ağustos 2015, Yunanistan Savunma Bakanı Kammenos ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Apostolakis’i taşıyan askeri helikopter, Aydın/Bulamaç ve Muğla/Kalolimnoz Adası bölgesinde Türk hava sahasını 2 mil ihlal etti.

*06 Mart 2015, Yunanistan Savunma Bakanı Kammenos, Genelkurmay Başkanı Kostarakos, Kara Kuvvetleri Komutanı Tellidis ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Apostolakis’i taşıyan askeri helikopter, Aydın/Eşek ve Aydın/Bulamaç Adası bölgesinde Türk hava sahasını 2-3 mil ihlal etti.

*30 Ocak 2015, Yunanistan Savunma Bakanı Kammenos ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Apostolakis’i taşıyan askeri helikopter, Kardak Kayalıkları bölgesinde Türk hava sahasını 2 mil ihlal etti.

*11 Ocak 2015, Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı taşıyan askeri helikopter, Aydın/Eşek Adası bölgesinde Türk hava sahasını 3 mil ihlal etti. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

*26 Haziran 2014, Yunanistan Savunma Bakanı Avramopoulas, Genelkurmay Başkanı Kostarakos ve Kara Kuvvetleri Komutanı Manolas’ı taşıyan askeri helikopter, İzmir/Koyun ve Aydın/Eşek Adası bölgesinde Türk hava sahasını 3 mil ihlal etti. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Türk hava sahasını ihlal eden Yunan helikopterlerine hiçbir önleme yapılmazken, Yunan savaş uçakları, Türk Adası’nın ( Bulamaç-Farmakonisi) üzerinden uçan Türk savaş uçaklarına önleme / it dalaşı yapıyor ve bu haberi Yunan Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde yayımlıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SURİYE’DEKİ TÜRKMEN SOYDAŞLARIMIZIN CAN GÜVENLİĞİ NASIL SAĞLANIR ?

Suriye’de yaşayan Türkmen soydaşlarımız ağır insan hakları ihlallerine maruz kalmakta ve can güvenlikleri tehlikededir. Ağır ve sistematik insan hakları ihlallerinin olduğu bölgelere Birleşmiş Milletler (BM) sistemi içinde veya BM sistemi haricinde “İnsaniMüdahale” de bulunmak mümkündür. BM, 1960’lı yılların ikinci yarısından itibaren, barış ve güvenliği sağlamak ve mülteci akımını durdurmak maksadıylaGüney Afrika, Kuzey Irak, Eski Yugoslavya, Somali, Ruanda, Haiti veKosova gibi bölgelere, insani müdahale kararları almıştır. Türkiye, 1991 yılında, Kuzey Irak’taki insan hakları ihlalleri için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine başvurmuş ve BM’de 688 sayılı karar ile Kuzey Irak’a insani müdahale kararı almıştır. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Avrupa Parlamentosu  (AP) tarafından, 1994 yılında, BM sistemi içinde olmayan insani müdahaleler için bazı kriterler tespit edilmiştir. Bu kriterlere göre;

-Bir devletteki ağır ve sistematik insan hakları ihlallerinin durdurulması, silahlı müdahale dışında bir yolla bu ihlalleri yapanların engellenememesi,

-BM’nin konuya ilişkin hareket imkânının bulunmaması,

-Diğer çözüm yollarının tüketilmiş ve başarısız olması halinde BM sistemi içinde olmayan insani müdahale yapılabilir.

Bu kriterlerin tamamı Suriye’de oluşmuştur. Bu bağlamda Türkiye, Türkmen soydaşlarımızın yaşadığı İdlip, Halep ve Tel Abyad gibi bölgelere, Birleşmiş Milletlerin kararına gerek olmadan, silahlı kuvvetler ile  “İnsani Müdahale”de bulunmalıdır.

Ayrıca Türkiye, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanarak İsrail Koridorunun oluşumunu engelleyebilir. Bu maksatla, Süleyman Şah Türbesi 37 km. derinlikteki eski yerine taşınmalı, türbeyi koruyacak ve Fırat Nehri’nin her iki tarafını elde bulunduracak şekilde, 50 km. derinliğinde “Güvenli Bölge” oluşturulmalıdır. Türkiye’nin kendi toprağını korumak maksadıyla oluşturacağı “Güvenli Bölge”nin önünde hiçbir hukuki engel yoktur. Oluşturulacak Güvenli Bölge ile Cezire ve Kobani kantonlarının Afrin kantonu ile birleşmesi engellenmiş olur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ümit YALIM

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 1 | Onay Bekleyen Yorum 0

Mazlum Çoruh

Bu yönetimin amacı Türkmen'leri korumak değil ki!. Ülkesi işgal edilirken gıkı çıkmayan, Tuzhurmatu, Telafer, Kerkük işgal edilirken gıkı çıkmayan yönetimin terör örgütlerine yardım ve yataklık için görevlendirilen Türkmenler meşru hükûmet tarafından ateş altına alınınca Türkmen savunmacısı kesildiler. Onların derdi Suriye'de işledikleri uluslararası suçu örtmek. Sandukayı alıp kıçın kıçın kaçanların Türkmen diye bir dertleri olamaz. Sanduka kaçırmanın sonuçlarını şimdi anlıyorlardır.Ümit Albayımın önerdiği güvenli bölgenin oluşturulmasına Suriye dahil kimse bir şey diyemezdi, demezdi. Böylelikle de Albayımın dediği gibi tehlikeli kuşatmanın önü kesilmiş olurdu. Dileriz Suriyenin içine benzin taşıyanların aklı başına bir an önce gelir. Rus uçağını düşürmek hangi aklın eseridir incelemek lazım. Sanduka kaçırmak kadar stratejik bir hata. Nasuh Mahruki kadar diploması bilmeyenler ülke yönetiyor. Bunlara oy verenlere dua etmekten başka bir şey bilmiyorum. Ümidim Silahlı Kuvvetlerin Emekli ve muvazzaf komutanlarının ülke nasıl yönetilir konusunda hükümete bir brifing vermeleridir.
30.11.2015 17:21:18


Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay