22.02.2018,17:34
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
10 sene sonra vatandaş, İstanbul’da ev sahibi olamayacak
612016-12464057_10153838785181624_2107243953_n-010533.jpg
SEZER KOYUN
Ev sahibi olmak hep en büyük hayaldir ya çoğumuz için; bu değişmez dünyanın hiçbir yerinde.

Sonsuz iyimserlik ve çalışanın refaha kavuşacağına inanarak hareket eden insanların yükselme, güçlenme ve kazanma hırslarına ev sahipliği yapan Amerikan rüyası bile kesintiye uğrarken defakez, Türkiye’de bu hayalin altı hep boş kalıyor. 

 

Her yıl yaklaşık 800 bin guvenilir ve sağlam konut ihtiyacı olduğu dile getiriliyor. Kentleşme sorunları ve deprem gibi afetler güvenilir ve sağlam konut ihtiyacını tetikler durumda, keza bu da konut üretim anlayışını sürekli değiştiriyor. Sonuç daha kaliteli konut belki ama bu konutlar da el yakıyor.

 

2015 verilerine göre yabancılara 5 milyar Amerikan Doları hacminde ev satışı gerçekleştiği ve bu hacmin 2016 yılında ikiye katlanıp 10 milyar Amerikan Dolarına ulaşacağı tahminleri ifade edilirken T.C. vatandaşlarının konut ihtiyaçlarını karşılamakta giderek güçsüzleştiğini izliyoruz.

 

T.C. vatandaşlarının 800 bine yakın telaffuz edilen konut ihtiyacına karşılık alım gücü olan ihtiyaç sahiplerinin oranı istatistiklerde yüzde 15. Bu oran ise nakit ödeme gücüne sahip bireylerden oluşmuyor. Nasıl konut satın alabiliyoruz belli. Nakit para yok ise diğer enstrümanlara baktığımızda, kooperatifçilikte pek de güven veren bir tarih yok. Bu durumda bankadan konut kredisi almak en yakın seçenek gibi duruyor.

 

Konut kredilerine baktığımızda ise işin ne denli zorlaştığını daha da net görebiliyoruz. Geçen sene yüzde 0,83 – 0,85 bandında kredi veren bankalar ve finansal kuruluşlar bu sene şimdiden yüzde 1,07 – 1, 25 bandından veriyorlar kredileri. Yani minimumda 1,07 faiz ile 100 bin TL krediyi 120 ay için aldığınızda bin TL üzeri bir dosya masrafının dışında toplamda 179 bin 169 TL geri ödeme yapıyor ihtiyaç sahipleri. 1,25 faiz ile aynı hesap yapılır ise bu rakam 194 bin 936 TL oluyor geri ödeme rakamı.

 

Bunun bir adım gerisine bakalım. Banka bu faizleri uygularken çok dikkatli… Belirlenen şartlar net. Bir taraftan alınacak konutun mutlaka inşaat ruhsatı, kat irtifak tapusu ya da kat mülkiyeti olma zorunluluğu kesin. İnşaat halinde ise anlaşmalı şirket projelerini kredilendiriyorlar.

 

Tüketici tarafında ise maaş ve maaş dışı beyan edilebilen gelirler, gelir gider dengesi ve geçmiş dönem performansını yansıtan kredi skorunun düzgün olması gerekiyor.

 

Tüm kriterlerin tutması durumunda ise ekspertiz raporuna göre maksimum yüzde 75 kredilendirme yapılıyor. Değerlemelere baktığımızda konutların ama vergi hesapları, ama proje farklılıkları nedeni ile değerlerinin piyasadakine göre düşük görünmeleri de söz konusu olduğunda ihtiyaç sahipleri yüzde 75 kredilendirmeyi bile sağlayamıyorlar.

 

Artık sigorta yaptırmak zorunlu değil konut kredilerinde, bu masraf azaltıcı ama risk yaratıcı bir durumken daha büyük risk değerlemenin düzgün yapılması esası aslında yine de sigorta yapılacak ise şirketini seçme hakkı var.

 

Son yönetmeliğe göre krediyi kullanacak ihtiyaç sahibinin yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile açık talebi olmaksızın kredi ile ilgili sigorta yaptırılamıyor olsa da, ihtiyaç sahibinin istediği sigorta şirketinden sağladığı teminat, kredi konusuyla, vadesiyle ve borç tutarıyla uyumlu olması şartı ile konut finansmanı kuruluşu tarafından kabul edilmesi zorunlu oluyor.  

 

Tüm bunların yanında, konut kredileri için açılan hesaplara tüketicinin talebi olmaksızın kredi mevduat açılamıyor, hesap işletim ücreti ve/veya farklı kesintiler uygulanamıyor ve kredi ödemesi bitiminden sonra ilgili hesap kapatılıyor.  

 

Her ne kadar yeni yönetmelik ile bazı şeyler düzenlenmiş olsa da iş dönüyor dolaşıyor alım gücüne geliyor.

 

2016 yılında, bu piyasaya 20 milyar dolarlık bir yabancı yatırımın geleceği öngörülüyor ve 10 milyar dolarlık yabancılara konut satma hacmi bekleniyorsa da ihtiyaç sahibi vatandaşın sadece yüzde 15’inin alım gücünün olduğu verisine dayanarak ortaya çıkan gerçek, kolay kolay ev sahibi olamayacağımız artık.

 

Işte hendek işte deve. Önümüzdeki 10 yıl içinde İstanbul’dan ev alabilmek hayal olacak vatandaş için hele bir de Avrupa kentleri ile aradaki ev fiyat farkını düşünecek olursak…

 

Her ne kadar inşaat sektörü ekonomimizin büyük çoğunluğunu sırtlanmış olsa da, alt yazıları okuyunca ve vatandaşın bütçesini düşündüğümüzde gelişmeler lehimize olmayacak gibi.

 

Evet; Türkiye’de ev sahibi olabilmek hayal oldu. Özellikle ekonominin kalbinin attığı büyük şehirlerde neredeyse imkânsız bu gidişle.

 

CRATonE Danışmanlık

www.cratone.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye reel sektör bazında konsantrasyonunu ihracata bağlamış durumda. Elbette bunun önemini yok sayacak değilim.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?