23.01.2018,00:43
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Türkiye’nin Avrupa’daki itibarı neden kötüye gitti?
25022015-1380168_10152000128317843_1509891310_n-161537.jpg
KADER SEVİNÇ
Avrupa'daki Türkiye itibarının kötüye gitmesinde Türkiye'deki iktidarın politikaları temel rol oynuyor.

Avrupa için Türkiye dosyası artık çok travmatik. ‘Türkiye' denildiğinde insanların mimikleri bile bu durumu ortaya koyuyor. Türkiye'nin itibarı nasıl kötüye gitti, insanlar Türkiye ile bağlantılı konulardan nasıl kaçar hale geldi, bunu görmek çok üzücü.

 

Durumu ‘Türkiye'deki mevcut siyasi iktidarın kötü bir mirası' şeklinde değerlendirebiliriz. Türkiye'den verilen mesajlar ve Türkiye'nin politikaları bunda en temel belirleyici. Siz, Nazi geçmişiyle, karanlık tarihiyle yüzleşmek için önemli çaba sarf etmiş ve daha da önemlisi onlarla savaşmış hareketlerin liderlerine ‘siz Nazisiniz' derseniz ve üstelik de bu gibi yorumları bir devlet başkanı olarak Norveç'in AB üyesi veya İngiltere'nin AB'nin kurucu güçlerinden olmadığını bilmeyecek kadar sınırlı bir bilgiyle yaparsanız; tabii ki sempati toplamazsınız.

 

Ankara'nın politikaları sebebiyle Türkiye'ye yönelik karşıtlık yalnızca Almanya'da değil başka Avrupa ülkelerinde de yükselişe geçti. Bulgaristan'da mevcut Türkiye hükümeti tarafından desteklenen yeni bir parti kurdurulmasına girişildi. Almanya'da da Türkiye yönetimi benzer bir girişimde bulundular. Bu gibi girişimler, genellikle başarısızlıkla sonuçlandığı gibi aşırı sağcıları besliyor. Almanya'da da Merkel'in, AB'yi Hristiyan kulübü olarak gören partisi de güçlendi. Burada ilginç olan, aşırılıkların birbirini besliyor olması ve bir süre ortak bir gündeme hizmet eder hale gelmesi. Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ‘Siz Nazisiniz' gibi Avrupa karşıtı söylemleri, Avrupa'daki aşırıların kazancına sebep oluyor.

 

Öte yandan Avrupa'nın da kendi değerlerine uygun olmayan siyasal oluşumlara destek verdiğini dile getirmek lazım. Pek çok Avrupa ülkesi, AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılından itibaren AKP'yi desteklediler. Türkiye'ye çok büyük zarar veren bir şey yaptılar. Türkiye'deki anti-demokrat ve ülkeyi çok kötü noktaya götüren siyaseti desteklediler. Gelinen bu nokta, Avrupa'nın kendi mediokrasilerine mahkum kalmalarının sonucu.

 

Almanya'daki ana akım siyasetin de rolünü iyi oynadığını söylemek güç. Aşırı hareketler, ana akım partilerinin de mesajlarını şekillendiriyor. Almanya seçimleri öncesi, sosyal demokratların göç ve yabancı karşıtlığı içeren söylemleri aşırıcıların etkisiyle arttı. Ve sonunda sosyal demokratlar Dünya Savaşı'nın ardından en kötü sonuçları elde etti. Bu özellikle Avrupa'da demokrasiye inanların nerede hata yaptıklarını şapkalarını önlerine koyup düşünmeleri lazım.

 

kadersevinc@gmail.com

 

Avrupa Sosyalistler ve Demokratlar Partisi (PES)
Yönetim Kurulu Üyesi
CHP Avrupa Birliği Temsilcisi

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Bugün küresel anlamda ortalıktaki kaos, dünyayı sarsıyor. Esasen bunların temelinde iki neden aramak lazım.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Doğunun en batısı…Batının en doğusu…
Çavuşoğlu, kendi dönemlerinde hiçbir gelişme olmadığını da iddia etmişti.
Tarih 15 Nisan 2013.
Bu melanetleri işlemekle, işlettirmekle hangi amaca varılmak istenmiştir?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Savaş yorgunu Avrupa kıtasının önce ekonomik işbirliği ile başladığı ve bir barış ve refah fikri olarak ilerleyen Avrupa projesi için önemli bir döneme tanıklık ediyoruz.
Unutmamalıdır ki, tarihinin hakikatına vakıf olmak bir ülkenin bağışıklık ilacıdır.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?