23.01.2018,01:02
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Türkiye AB’den vazgeçerse bu, AKP’nin onlara hediyesi olur
25022015-1380168_10152000128317843_1509891310_n-161537.jpg
KADER SEVİNÇ
Eğer Türkiye AB sürecinden vazgeçerse Hristiyan demokrat & muhafazakar çizginin istediği olacak. AKP onlara bir armağan daha vermiş olacak.

AB Dışişleri Bakanları Zirvesi sonuçları bir kaç unsur ile beraber okumalı. AB içinde Türkiye’nin üyeliğine yönelik mevcut bölünme demokrasinin dramatik gerilemesi ve AB içinde popülizm baskısıyla daha da derinleşti.

 

AB – Türkiye ilişkilerinde kritik dönemeçte Ege’nin iki yakasından yaptığımız çağrı bugün daha da anlam kazandı. O gün AB liderlerine yaptığımız çağrıyı AB Dışişleri Bakanları Zirvesi’nde bir çok dışişleri bakanı kelime kelime söyledi.

 

AB içinde Türkiye üzerine bölünmenin konusu ülkede bütün bu yaşananlara cevabın AB’nin Türkiye’de daha fazla olması ve olmaması yönünde. Türkiye öyle bir konu ki AB ülkeleri kendi arasında bölündüğü gibi ülkelerin siyasi partileri de kendi aralarında ve içlerinde bölündü.

 

Türkiye’nin üyeliğine öteden beri soğuk olanlar bu olanlar vesilesiyle bu süreçten tamamen kurtulma peşinde. Populizmde zirve yapıyorlar. Türkiye’nin ünvanı ne olursa olsun hiç bir siyasi figürden ibaret olmadığını düşünenlerse Türkiye’nin Avrupa’daki geleceğine sahip çıkıyor.

 

Türkiye – AB açısından önümüzdeki süreci belirleyecek bu iki eğilim arasından hangisinin galip geleceği. Türkiye’nin de Avrupa ve batı ile bağları koparma hırsı yükselmiş bir siyasi iradenin tutsağı haline dönüşmekte olduğunu unutmamak gerek.

Bu bakımdan AB içindeki Türkiye karşıtları ile Türkiye içindeki AB karşıtlarının ortak bir zemini var: Türkiye’yi batıdan izole etmek.

 

İşte tam bu nedenle Türkiye’deki ilerici kesimlere büyük rol düşüyor. Ülkenin Avrupalı geleceğinde kararlılığı ortaya koymanın tam zamanı. Bugüne kadar Türkiye’de güçlü sivil toplum örgütleri dahi yeterince gereğini yapmadı bu meselenin.

 

Siyasete bıraktılar büyük ölçüde.

Olması gereken siyaseti de önüne katacak bir ilerici toplumsal sahiplenmedir ülkenin çağdaş dünyadaki yerini. Merkel-Juncker-Tusk’un NATO zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile AB konusunda görüşme düşüncesi geri adım değil tam tersi. Nedeni çok açık.

 

Türkiye’nin AB sürecinden kopmasını onun rızasıyla çözmek istiyorlar. Her gün Avrupa ve batı karşıtı propaganda yapan biri bulunmaz firsat. Her ne kadar ikisi AB kurumlarını temsil etse de, eski başbakanlar ve aynı muhafazakar grubun üyesiler ve bu grup anti-Türkiye çizgide.

 

Bence Merkel-Juncker-Tusk üçlüsü her iki taraf için de durumu kurtaran bir formülle AB sürecini noktalamak için ikna edici olmaya çalışacak. Eğer Türkiye AB sürecinden vazgeçerse Hristiyan demokrat & muhafazakar çizginin istediği olacak. AKP onlara bir armağan daha vermiş olacak.

 

Türkiye’deki ilerici tüm kesimler buna seyirci kalmayacağını göstermeli. Batının saygın bir parçası olmalıyız.

 

Çağdaş dünyanın dışına düşüp, dış kapının dış mandalı olmak Türkiye’ye yakışmaz. Bu cumhuriyet ülküsüne bugün sahip çıkılmalı.”

 

kadersevinc@gmail.com

 

Avrupa Sosyalistler ve Demokratlar Partisi (PES)
Yönetim Kurulu Üyesi
CHP Avrupa Birliği Temsilcisi

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Bugün küresel anlamda ortalıktaki kaos, dünyayı sarsıyor. Esasen bunların temelinde iki neden aramak lazım.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Doğunun en batısı…Batının en doğusu…
Çavuşoğlu, kendi dönemlerinde hiçbir gelişme olmadığını da iddia etmişti.
Tarih 15 Nisan 2013.
Bu melanetleri işlemekle, işlettirmekle hangi amaca varılmak istenmiştir?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Savaş yorgunu Avrupa kıtasının önce ekonomik işbirliği ile başladığı ve bir barış ve refah fikri olarak ilerleyen Avrupa projesi için önemli bir döneme tanıklık ediyoruz.
Unutmamalıdır ki, tarihinin hakikatına vakıf olmak bir ülkenin bağışıklık ilacıdır.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?