24.11.2017,21:52
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Kadının adı…
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
Kadının adı yok denildikçe, yazıldı kadının adı tarihe…

Öyle hayata kattığı güzelliklerin, başarıların, eserlerin şanıyla, şöhretiyle övülerek değil; hunharca, düşmanca, canice, hani ne desem de tam anlatır diye bilemediğim o kelimeyle katledilerek, canı sökülerek, kanı dökülerekyazıldı. Sinem, Hatice, Dilek, Emine, Emel, Gizem, Beyza, Seher, Ferdane, Münevver, Büşra…daha dün Gülşen…

 

Bugün kadının adı Özgecan.Gencecik bir can.

 

İstisnasız her gün sövülen, dövülen, yetmeyip varlığına da yokluğuna da tahammül edilemezcesine, sevse de öldürülen, sevmese de öldürülen kadın daha önce başka başka binlerce isimle alındığı omuzlara bugün Özgecan adıyla alınıyor.

 

Cumhuriyet, seçme seçilme hakkı, medeni kanun, kadın dayanışma örgütleri, evrensel insan hakları ve özgürlükleri, bilim, ilim, teknoloji, medeniyet, hürriyet ve hatta kadınını gönüldaş, yoldaş, hakdaş gören beyefendi zürriyet…

 

Bir toplumu gelişmişliğe taşıyacak bu unsurların hiçbiri, ortaçağ genli katıksız kötülüğü kadının kaderinden silemediler.

 

İnsanlığı kof heybetten, içi küflü gösterişten öteye taşımayan, zehirli bir sarmaşık gibi boynuna dolanıp boğazlayan patolojik öğretiler, Dr. Frankenstein misali kendi canavar oğullarını yarattılar. Kadına yaşamda darlık, ölümde varlık dayattılar.

 

Özgürlük, ileri demokrasi, yenilik, değişim avazında siyasetçiler kadının sırtında bıçaklarını bilediler. Kalplerini saran ruh ölüsü nasırları, toprak çapalayan ellerin öpülesi nasırları gibi kutsal zannettiler. Coğrafi kasaplık yetmedi, kadına tacizi de helale harama böldüler. Başörtülü ise “bacıma taciz”, mini etekli ise “bacağını açana caiz” dediler.

 

Hiçbir şeyi sevmedikleri gibi renkleri de sevmediler, donda, dudakta, arabada kırmızıyı iffetsiz eylediler.

 

Çocuk doğurmayana kadın, kadın saydıklarına da insan demediler. Meğer onlar anneliği de anneleri de hiç sevmediler. Annelerin ayaklarının altına cennet için eğilirken, dizinin üstünü göre gelip iç geçirdiler.

 

Dans edeni, söz diyeni, hakiki göreni, kendini bileni gördükçe cinnet getirdiler, “Allahallah” deyip Allah yarattı demediler.

 

Kadına rağmen de adını aradı, belki de en çok o zaman kanadı, kaybına en çok o zaman ağladı kadın. Bazen “erkeğin kadını dövme hakkı var” diyen bir kadının dili kamçı oldu erkeğinin elinde, bazen arkadaşını tavsiye etmediği için düşürüldü kocasının gözünde.

 

Koca Amerika’da bile öldürülürken kadınlar, dişe gelmez ölümüyle yaranamadı hemcinsine. Ayıp geldi yaygarası kilit vuruldu çenesine. Saçı belgesel aklı dizi, dili kaleminden sivri yazar buyurdu:“ tacizi anlatmakla olunmaz kahraman”, işte tam o an kaldı kadın anadan üryan. Gördü ki her şeyden daha çok, daha derin yaraladı kadından kadına vuran hüsran.

 

Kimse yoksa adalet var, hukuk var, adımı sağken duysa duysa o duyar dedi kadın. Katilin pişman bakışına, iyi halli oluşuna bir de saygın duruşuna hürmet, kıyıldı bir kez daha kıyılışına. Eh bu sefer de hakim vicdanlı çıktı, hukuk ne yapsın.

 

Tam, kadını objeleştiren, cinsel güdümlü zihinlere hedefleştiren reklamlara kelam edip medyaya gark edecekken, bir haber düştü ajanslara:

 

42 yaşında…

Çengelköy’de kocası tarafından öldürülüp parçalandı…

Çöp poşetlerinin içinde, çöp konteynerine, bir çöp gibi atıldı…

Kadının adı Kübra…

 

jalyan70@yahoo.com.tr


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye’nin ne cari açık sorunu var; ne de mali ve özel kesimin yüksek borcu… İhracat da canlanıyor, faizle enflasyon da önümüzdeki ay düşmeye başlayacak. Aylardır aynı şeyi dinliyoruz.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay