17.10.2017,16:02
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
“Bülbül” ölür, “Eren” kurursa…
04052015-unnamed-142917.jpg
JALE YANILMAZ
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho

Oysa, saçına ak düşecek, ihtiyar yaşına yetişecekti. Yavru bülbüldü, büyüyecekti. Daha, bir kadını sevecekti…

 

Köylerinde ilkokul vardı, ilkokulu orada okudu Eren. Ortaokul için ise Maçka’ya gitmesi gerekiyordu. Kardeşinin anlatımıyla; karda kışta servise ulaşmak için dik yamaçları yürüdü. Çok çalışkandı. Küçük yaşında düştü teri taşına, toprağına, tarlasına. Karadeniz gibiydi; duyduğu her şehit haberiyle kabardı, taştı yüreği. Sevildiğinden fazla sevgi doluydu; “Ben de şehit olacağım” diyecek kadar sevdi vatanını.

 

Oldu…

 

Toprağa küçük, tarihe büyük gömüldü. Sarıya çalan kumral saçını, yüzünde süzülen terini, ağırlığınca odun yüklediği küçük sırtını, gözlerinde saklayıp büyüttüğü umudunu mühürleyen fotoğrafı kaldı geride. Bir de “İyi ki varsın Eren” mesajları tweetlerde.

Gururla kabaran göğüsler ölümün nefesiyle söndükçe, korku halka halka eklendi zincire. “Çelik yeleği yoktu… Korunmadı… Ne işi vardı…” öfkeleri dillerde.

 

Korkunun aktif halidir öfke. Korktun, öfkelendin... Çünkü, her ölüm senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür. Öfkelendin kendi ölümüne.

 

***

 

Oysa, cesur yürekli, yiğit bir derviş olacaktı belki. Belki de babasının dediği gibi; bugünün başbakanı, yarının cumhurbaşkanı.

 

Şimdilik, annesinin ‘Koca Adamı’ydı. Üç yaşındaydı.

 

Alperen’i koruyup kollayamadıkları saatlerde, koruyup kollayacak bir kucak aradı anne babası. Çok sordular, çok dolaştılar olmadı, bulamadılar. Ta ki, onları kırmızı halılarla karşılayan, sevgi böceği gibi kıkırdayan melek maskeliye rastlayıncaya kadar. Oyun odalarının ışıltısına, özel, özenli oluşuna hayran kaldılar. Sahteydi, tanıtımdan tanıtıma açıldığı için özel, özenliydi ışıltısı, sonra anladılar.

 

Adı gibi “Sevgi Yumağı” idi anaokulu, servisi farklı olacak değildi ya. İçine girip kaybolasıca bezenmişti çehresi, yumak yumak sevgi resimleriyle.

 

Ama kaybolmadı Alperen. ‘Koca Adam’dı çünkü o.

Kahrolasıca unutuldu(!)…

 

Unutulunca kurudu…

 

Kime öfkeleneceğimizi şaşırdık. Melek maskeliye mi, denetime geleceğini önceden haber veren sosyal hizmetlere mi, yetersiz, ihmalkar resmi kurumlara mı, anne babaya mı, Tanrı’ya mı, ona buna mı?

 

Sıraya koyamadık, hepsine birden öfke savurduk. Alper sıcaktan, susuzluktan kurudu, biz öfkeden.

 

Korkunun aktif halidir ya öfke; Korktuk, öfkelendik... Çünkü, her ölüm bizim ölümümüzdür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o bizim ölümümüzdür. Öfkelendik kendi ölümümüze.

 

***

 

“Ben varken ölüm yok, ölüm varken ben yokum, o halde korkacak ne var?” diye sorar Lucretius.

 

Çünkü ölüm, bilinmezliği olan tek gerçektir Lucretius. Şimdide asla olmayan, gelecekte ne “sen” olan, ne de “sen” olmayandır. O, hiç bilmeyeceğin bir “an”dır.

 

İşte Lucretius, ölüme değil, o, hiç bilmeyeceğinedir korku. Ve varsa eğer bu korkuya çare, belki de Osho’nun şu sözünde saklı;

 

“Daha bilgili olma, daha masum ol.”

 

jalyan70@yahoo.com.tr

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye’nin işsizlik rakamları açıklandı. Hiç oran tartışmasına girmeyeceğim. Son bir yılda tüm zoraki, işsiz adamı işsiz saymama gibi uygulamalara rağmen iki haneye oturduğu görülüyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
“tüketim kölelik ise, üretim özgürlüktür”
Haziran 2017’de İsviçre’de yapılan Kıbrıs Konferansından yine bir sonuç çıkmadı.
Bülent Ecevit; 1980 ihtilâlinin ardından Hamzakoy’ da “misafir” edildi. Sonrasında siyasi yasaklı olduğu için geçim sıkıntısına düştü.
Bu yazımızda günümüz endüstriyel süper lig futbolundan uzaklaşıp şu anda sorunlarla boğuşan, Türkiye’nin batıya açılan kapısı Trakya’nın futbol gündeminden bahsedeceğim.
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
Avrupa'daki Türkiye itibarının kötüye gitmesinde Türkiye'deki iktidarın politikaları temel rol oynuyor.
Ülkemizde yapılan barajların ölü hacimleri, faydalı hacimlerinden fazladır.
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay