|
Tweet |
Kongre kapsamından düzenlenen basın toplantısına;
ESGE ve kongre organizasyonunda kilit görevler üstlenen,
jinekolojik endoskopi alanında dünya çapında tanınmış değerli bilim insanlarından;
ESGE Başkanı Prof. Dr. Ertan Sarıdoğan,
34. Yıllık ESGE Kongresi Başkanı Prof. Dr. Çağatay Taşkıran,
Onursal Kongre Başkanı Prof. Dr. Recai Pabuçcu ve
Prof. Dr. Grigoris Grimbizis katıldı.
-----
Konuşma Özeti
Prof. Dr. Ertan Sarıdoğan
Avrupa Jinekolojik Endoskopi Derneği Başkanı
(University College London, Birleşik Krallık)
''Her ne kadar derneğimiz,
Avrupa Jinekolojik Endoskopi Derneği olarak bilinse de
biz, tam anlamıyla; bir dünya derneğiyiz.
Toplantıyı, 84 ülkeden 2500’in üzerinde katılımcı takip ediyor.
Filistin’den Brezilya’ya, Japonya’dan Mısır’a kadar;
dünyanın her bir yanından katılımcılar, kayıt yaptırdılar.
En büyük katılım, 500’ün üzerinde delege ile doğal olarak; Türkiye’den.
Bunu; İngiltere, İtalya, Almanya, Hollanda, İspanya ve Çin takip ediyor.
Kardeş ülkeler Azerbaycan ve Kazakistan’dan da
olağanın üzerinde katılım olması, ayrıca sevindirici.
Toplantı için çok zengin bir bilimsel program hazırladık.
Yeni başlayan asistandan dünyanın en ünlü cerrahlarına kadar, herkesin;
dinleyip, bir şeyler öğreneceği mükemmel bir programımız var.
19 Ekim Pazar günü kongre öncesi kurslarda, çeşitli alanlarda;
hem teorik, hem de pratik eğitimler verdik.
Bunların bir kısmı;
İstanbul’un değişik yerlerinde,
dünyanın en üst düzey teknolojilerini barındıran, eğitim merkezlerinde oldu.
20-22 Ekim 2025 tarihlerinde;
34 oturumda, davetli konuşmacılar;
alanımızın en güncel ve tartışmalı konularını anlatıp,
görüş alışverişinde bulunacaklar.
Kongre süresince:
400 sözel serbest bildiri sunulacak,
500 kadar poster bildirimi kongre ekranlarına gelecek.
En iyi bildiriler, değişik kategorilerde değerlendirilip; ödül alanlar belirlenecek.
3 canlı cerrahi oturumunda,
dünyada kendi alanlarında bilinen en iyi cerrahlar,
Türkiye’den ve yurt dışından, cerrahi yayını yapacaklar.
Jinekoloji, bilim adamı, tıbbi cihaz ve ilaç endüstrisi kökenli delegeler,
İstanbul Kongre Merkezi’nde zengin bir programda;
geleneksel endoskopik ve robotik cerrahi dışında,
jinekolojik hastalıkların tedavisinde kullanılan
cerrahi-dışı girişimsel ve ilaç tedavileri ve fertilite tedavileri de dahil olmak üzere;
yeni gelişmeleri, teknolojik ilerlemeleri ve
bunların klinik sonuçlarını dinleyip, tartışacaklar.
Bunların ötesinde;
14-18 Ekim tarihlerinde 70 uluslararası delege,
Genç Endoskopist Değişim Programı dahilinde;
Türkiye’nin değişik şehirlerindeki hastaneleri ziyaret ederek,
uzmanlardan; pratik ve teorik bilgi aldılar.
Ayrıca; Türk kültürünü ve mutfağını tatmak için imkan buldular.
Kongrenin, jinekolojik endoskopi alanında,
uzun yıllar konuşulacak düzeyde başarılı olacağını bekliyor ve
tüm delegeleri, İstanbul’da;
geleneksel Türk konukseverliği ile karşılamayı planlıyoruz.''
Konuşma Özeti
Prof. Dr. Çağatay Taşkıran
34. Yıllık ESGE Kongresi Başkanı
Kongrenin resmi açılışından hemen önce;
geleceğin cerrahlarını yetiştiren, öncü bir eğitim maratonu gerçekleştirildi.
Yurt dışından gelen kadın hastalıkları ve doğum asistanları ile
genç uzmanlar dâhil olmak üzere; yaklaşık 70 genç meslektaşımız,
iki gün süren; yoğun bir programa katıldı.
Bu program kapsamında;
Türkiye'nin farklı bölgelerinden 22 seçkin hastanemiz kapılarını açarak,
genç hekimlere çeşitli jinekolojik endoskopik ameliyatları canlı izleme imkânı sundu.
Ayrıca, katılımcılar;
modern Dry Lab ve Wet Lab ortamlarında, pratik cerrahi becerilerini geliştirme şansı buldu.
Üç gün süren bu eğitim maratonu boyunca,
toplam 200’ün üzerinde jinekolojik endoskopik prosedür, başarıyla gerçekleştirildi.
Bu süreç;
Türk hekimlerinin, cerrahi tecribesinin;
uluslararası bir izleyici kitlesiyle buluşmasını sağlarken,
aynı zamanda; eşsiz Türk misafirperverliğini tüm dünyaya gösterme fırsatı yarattı.
Genç meslektaşlarımıza yönelik eğitim serisi, bununla da sınırlı kalmadı.
18 Ekim 2025 Cuma Günü ise; İstanbul Medtronic İnovasyon Merkezi'nde
tüm gün süren, özel bir jinekolojik endoskopik cerrahi kursu düzenlendi.
Bu ileri düzey kursta, katılımcılar;
anatomik maketler ve laboratuvar ortamında
pratik becerilerini en üst seviyeye taşıma imkânı buldu.
Kongre bilimsel programının başlangıcından hemen önce,
19 Ekim 2025 Pazar Günü ise;
dünyanın önde gelen cerrahlarının deneyimlerini aktardığı,
18 farklı kongre öncesi kursu ile
katılımcılara; odaklanmış, derinlemesine eğitim fırsatları sunuldu.
Konuşma Özeti
Prof. Dr. Recai Pabuçcu
Onursal Kongre Başkanı (Ufuk Üniversitesi, Türkiye)
1) T-şeklinde rahim;
üç boyutlu vajinal ultrasonografi ile tanı konulabilen,
konjenital bir rahim anomalisi olup;
üreme sağlığını olumsuz etkileyebilir.
Bu olguların cerrahi olarak düzeltilip düzeltilmemesi, halen tartışmalıdır.
Ancak, T-şeklinde rahme sahip bir kadında;
• İki veya daha fazla tekrarlayan düşük öyküsü varsa,
• Erken doğum yaşanmışsa,
• Uygun ve yeterli tedavilere rağmen gebelik elde edilememişse,
• Açıklanamayan infertilite söz konusuysa,
mini rezektoskop adı verilen; özel bir cerrahi alet yardımıyla,
rahmin yan duvarlarından, çok derin olmayacak şekilde yapılan
kesi işlemleri uygulanabilir.
Bu minimal cerrahi müdahale ile rahim boşluğu daha fizyolojik bir şekle getirilir.
Bu sayede;
• Gebelik şansı artırılabilir,
• Düşükler ve erken doğumlar önlenebilir,
• Başarısız tüp bebek (IVF) denemelerinde başarı oranı yükseltilebilir.
2) Tüp bebek (IVF) tedavilerinde;
endometriozis, adenomyozis, myom, intrauterin adezyon ve
endometrial polipler gibi patolojiler, ne yazık ki;
tedavi başarısını, olumsuz yönde etkileyebilmektedir.
Bu lezyonların cerrahi olarak çıkarılması veya
endoskopik yöntemlerle tedavi edilmesi;
hem implantasyon oranlarını,
hem de gebelik başarısını, anlamlı şekilde artırmaktadır.
Bu nedenle,
özellikle; endometriozis ve adenomyozis konularında,
hastaya en az zarar verecek cerrahi tekniklerin kullanılması,
büyük önem taşımaktadır.
Bu konuda, uzman hekimlerin eğitimine ve deneyim paylaşımına;
özel vurgu yapılmıştır.
Sonuç olarak;
endoskopik cerrahinin tüp bebek tedavilerinde tamamlayıcı bir rolü olduğu,
doğru endikasyon ve uygun cerrahi teknikle uygulandığında;
IVF başarı oranlarını belirgin şekilde artırdığı, bir kez daha ortaya konulmuştur.
3) Tüp bebek; (IVF) uygulamalarında, bazen;
rahim iç tabakası olan endometriyumun kalınlığı, 7 mm’nin altında kalabilmektedir.
Bu durum, “ince endometriyum” olarak tanımlanır ve
maalesef; bu hastalarda gebelik oranları, belirgin şekilde düşmektedir.
Bu tabloyu düzeltmek amacıyla;
histeroskopi sonrası uygulanabilecek, yardımcı tedavi yöntemleri gündeme gelmiştir.
Özellikle;
• Histeroskopi sonrası PRP (Platelet Rich Plasma) uygulamaları,
• Jel ve balon uygulamaları,
endometriyal rejenerasyonu destekleyerek;
endometriyum kalınlığını artırmayı hedeflemektedir.
Yapılan gözlemler;
PRP uygulamalarının, ince endometriyum tedavisinde;
umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu göstermektedir.
Histeroskopi ile birlikte yapılan PRP tedavisinin, ilerleyen dönemlerde;
daha güçlü kanıtlarla destekleneceği ve
bu hasta grubunda gebelik şansını artırabileceği, öngörülmektedir.
4) Tüp bebek (IVF) tedavilerinde;
endometriozis, adenomyozis, myom, intrauterin adezyon ve
endometrial polipler gibi patolojiler, ne yazık ki,
tedavi başarısını olumsuz yönde etkileyebilmektedir.
Bu lezyonların cerrahi olarak çıkarılması veya
endoskopik yöntemlerle tedavi edilmesi;
hem implantasyon oranlarını,
hem de gebelik başarısını anlamlı şekilde artırmaktadır.
Bu nedenle, özellikle; endometriozis ve adenomyozis konularında,
hastaya en az zarar verecek cerrahi tekniklerin kullanılması,
büyük önem taşımaktadır.
Bu konuda, uzman hekimlerin eğitimine ve deneyim paylaşımına; özel vurgu yapılmıştır.
Sonuç olarak, endoskopik cerrahinin;
tüp bebek tedavilerinde tamamlayıcı bir rolü olduğu,
doğru endikasyon ve uygun cerrahi teknikle uygulandığında;
IVF başarı oranlarını belirgin şekilde artırdığı, bir kez daha ortaya konulmuştur.
Konuşma Özeti
Prof. Dr. Grigoris Grimbizis
Aristotle University of Thessaloniki, Yunanistan
Tüplere Bağlı Faktörlü İnfertilite ve Tedavi Seçenekleri
Tüplere bağlı faktörler (tubal faktör),
kısırlığın (infertilite) en önemli nedenlerinden birini temsil eder.
Her ne kadar; In Vitro Fertilizasyon (IVF) (tüp bebek) tedavisi,
hastalara hamile kalma imkanı sunan başarılı bir seçenek olsa da
bu tedavi; doğal yolla gebe kalmayı, devre dışı bırakır.
Ayrıca,
hidrosalpenks (tüplerde sıvı birikmesi) vakalarında,
IVF ile gebelik elde etme şansı, diğer kısırlık türlerine kıyasla; daha düşüktür.
Seçilmiş vakalarda laparoskopi, tahrip olmuş tüpleri başarılı bir şekilde onarabilir ve
bu hastalara doğal yolla hamile kalma fırsatı verebilir.
Aslında; bu vakalarda hastalar, sadece bir değil;
birden fazla gebelik elde etme şansına da sahip olur.
Dahası, hidrosalpenks vakalarında;
tüplerin çıkarılması, IVF ile gebe kalma şansını, önemli ölçüde artırır.
Bu nedenle, laparoskopi,
tüp hasarının boyutunu daha doğru bir şekilde tahmin etme ve
iyi yapılandırılmış puanlama sistemlerini kullanarak;
mevcut tüp hasarını, onarma ya da tüpleri çıkarıp;
hastaları doğrudan IVF tedavisine yönlendirme konusunda, karar verme imkanı sunar.
Bu sebeple;
tüp faktörlü infertilite hastalarına,
laparoskopik tedavinin avantajları göz ardı edilerek;
hemen IVF tedavisine başlanmasından kaçınmak, daha makul görünmektedir.
Tüplere ait patolojinin laparoskopik onarımı;
tedavinin prognozuyla ilgili objektif kriterlere dayanarak,
hastalara doğal yolla hamile kalma fırsatı sunan
ilk tedavi seçeneği olarak kullanılmalıdır.
IVF ise;
doğal yolla gebelik elde edemeyen veya
ileri yaşta olup; tüpleri ciddi şekilde hasar görmüş vakalar için
ikinci basamak bir seçenek olabilir.
Robotik cerrahi, dokuların mikrocerrahi manipülasyonu için sunduğu belirgin avantajlarla;
bu stratejiyi, daha da desteklemektedir.