Bugun...



'Sınırda Karbon Vergisi, ekonomimizi dönüştürmek için bir fırsat olarak görülmeli'


facebook-paylas
Güncelleme: 30-09-2021 19:16:51 Tarih: 21-09-2021 10:35

'Sınırda Karbon Vergisi, ekonomimizi dönüştürmek için bir fırsat olarak görülmeli'

Avrupa Birliği’nin, 2030’a kadar sera gazı emisyonlarını %55 azaltma,

2050’de ise; karbon nötr olma hedefi doğrultusunda ortaya koyduğu

çevre planı Yeşil Mutabakat’ı ilke olarak alan EGİAD,

üyesi olan tüm şirketlere yol gösterici olma hedefiyle hareket etmeyi sürdürmekte. 

 

Karbon ayak izini en aza indirmek için Yeşil Mutabakat çerçevesinde çalışmalar yürüten

Ege Genç İş İnsanları Derneği,

bu hedefe ulaşmak için çeşitli bilgilendirme seminerleri düzenlemekte.

 

İş örgütü son olarak, gerçekleştirdiği online etkinlikte;

ülkemizin önde gelen doğa koruma kuruluşlarından

WWF-Türkiye’nin (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Bayar ve

İklim ve Enerji Programı Kıdemli Uzmanı Tanyeli Behiç Sabuncu’yu ağırladı.

 

İklim Krizinin Sebebi Biz İnsanlar

 

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren

EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer,

100’den fazla ülkede faaliyet yürüten dünyanın en köklü ve en büyük doğa koruma kuruluşlarından

WWF’in (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ağının bir parçası haline gelen

WWF-Türkiye’nin tüm topluma örnek olacak öncü projeler yönettiğine vurgu yaparak;

katılımlarından dolayı teşekkür etti.

 

Sera gazlarının yarattığı etkilere değinen Yelkenbiçer;

“Çok büyük acılar yaşadığımız yaz aylarındaki orman yangınları ve

kış aylarındaki sel ve tipi felaketlerinin birincil sebebini,

sera gazlarının artması olarak nitelendirebiliriz.

 

Sera gazları salınımının birincil nedeni insani faaliyetlerdir.

 

Bir şeyleri üretirken,

elektrik kullanırken,

bir şeyler yetiştirirken,

şehirler arası ve ülkeler arası dolaşırken,

ısınıp veya soğurken yaptığımız tüm etkinliklerde sera gazı salmaya devam ediyoruz.

 

Bunların en büyük sebebi de,

dünya genelinde çok yaygın olan fosil yakıt kullanımıdır.” dedi.

 

Bakış Açımızı Değiştirmeliyiz

 

Tüm bunların ışığında da tüm faaliyetlerimizde ve bakış açımızda

bir paradigma değişikliği gerekliliğinin ortaya çıktığına dikkat çeken Yelkenbiçer,

“İşte tüm bu gelişmeler sebebiyle de Paris Anlaşması global olarak kabul edilmiştir.

Bu anlaşma çerçevesinde; 

hükümetler, küresel sıcaklık artışını sanayileşme öncesi seviyelerin

en fazla 2°C üzerinde sınırlandırmak ve

bu artışı 1,5°C’nin altında tutmak için çaba harcamak konusunda taahhütte bulundular.

 

Bu amaca yönelik mevcut çabalar maalesef yetersiz kalıyor.

Son yıllarda, sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik önlemler,

tüm dünyada politika belirleyiciler ve özel yatırımcılara

birçok durumda daha cazip gelmeye başladı.

 

Düşen teknoloji maliyetleri ve bunun yanı sıra;

önlenmesi gereken olumsuz etkilere ve sıfır-karbon teknolojisi ve

altyapı geliştirme gibi azaltma önlemlerinin sağladığı

hava kalitesinin iyileştirilmesi ve yeni iş alanları yaratılması gibi faydalara dair 

farkındalığın artması bu durumun başlıca sebepleridir.

 

Türkiye’de iklim eyleminin;

yalnızca elektrik arzı, karayolu ve demiryolu yolcu taşımacılığı ile

konut yapıları sektörlerinde artırılması bile,

ekonomi genelindeki emisyonların 2030 yılına kadar

2017 seviyelerine kıyasla; %14 oranında azaltılmasını ve

mevcut yükseliş eğiliminin tersine çevrilmesini sağlayabilir.

 

Birlikte değerlendirildiğinde bu sektörler,

Türkiye’nin ulusal sera gazı emisyonlarının yaklaşık %50’sinden sorumludur” diye konuştu.

 

İklim değişikliğinin yarattığı olumsuz koşulların,

tüm canlı sistemlerini etkilediğine dikkat çeken EGİAD Başkanı Yelkenbiçer,

“Isınmaya bağlı sıcaklık artışıyla buharlaşma artmakta, toprağın nemi azalmaktadır.

Bu durumda nemli ortamlarda yaşayan, bitki, hayvan, mikroorganizma çeşitliliği de

buna bağlı olarak değişmektedir.

 

Canlıların bu hızlı değişen iklim koşullarına adaptasyon sürelerinin de farklı olması

ekolojik sistemleri doğrudan etkileyecektir.

 

Özellikle zengin biyolojik kaynakları olan Türkiye’de

iklim değişimi baskısının yaygın olarak hissedilmeye başladığı düşünüldüğünde,

tehlikenin büyüklüğü dikkat çekicidir.

 

Ormanlar, sulak alanlar, göl ve deniz çeşitliliği gibi

su ve kara ekosistemlerinin vazgeçilmez unsurları olan yaşam destek ünitelerinin

iklim değişikliğinden kaynaklanan, telafisi olmayan,

olası zararlarının önlenebilmesi için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir” dedi.

 

Sınırda Karbon Vergisi Ekonomimizi Dönüştürmek İçin Fırsat

 

Gelinen noktada fosil yakıt temelli ekonomik modeli

tümden değiştirmenin önemine de dikkat çeken Yelkenbiçer,

“Bu bağlamda tartışılan yeni tedbirler arasında ‘sınırda karbon vergisi’ bulunuyor.

Türkiye’yi doğrudan etkileyecek böylesi bir düzenlemeyi bir tehdit değil, 

ekonomimizi dönüştürmek için bir fırsat olarak görmeli;

bu doğrultuda karbon nötr olma vizyonuyla bütüncül bir iklim değişikliği ve

yeni bir kalkınma politikası geliştirmeliyiz” dedi.

 

Yeni Devrim Yeşil Transformasyon Olacak

 

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Bayar ise;

1900 yıl boyunca Dünya nüfusunun 1 milyarın altında seyrettiğini,

1900 – 2000 yılları arasındaki 100 senelik boyutta ise;

nüfusun üzerine 6 milyar insanın eklendiğine dikkat çekerek;

“Doğadan muazzam bir insan talebi söz konusu.

Bugüne kadar yaşanan sanayi devrimleri fosil yakıt çerçevesinde gerçekleşti.

 

Yeni devrim Yeşil Transformasyon olarak gerçekleşecek.

Bunun maliyetinin çok yüksek olacağının farkındayız.

 

Bir günde gerçekleşmeyeceğinin de farkındayız.

Ancak bu değişimi gerçekleştirmediğimiz müddetçe hayat ortadan kalkacak.

 

Yaşayan Gezegen Raporu’muza göre;
50 yılda bütün 
omurgalı popülasyonun yüzde 68’i yok oldu.

Bu her 10 hayvandan 7’si yok demek.

 

Her sene dünya’nın kendini yenileme kapasitesini tüketiyoruz.

2030 yılına kadar bize her yıl için 2 gezegen gerekecek.

İklim krizinin etkilerini hisseden ilk jenerasyonuz ve

önlem alabilecek son jenerasyonuz” dedi.

 

6 Kat Fazla Orman Alanı Yandı

 

İklim ve Enerji Programı Kıdemli Uzmanı Tanyeli Behiç Sabuncu ise;

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) Raporu ve

iklim değişikliğinde son durumu aktardı.

 

Ortalama sıcaklık artışının 1.5 derece ile sınırlandırılması kararına karşın,

halihazırda 1.2 dereceye ulaşıldığına dikkat çekerek,

“Atmosferdeki sıcaklık artışına bağlı gözlemlenen

yaygın ve hızlı değişim geri döndürülemeyecek boyutta.

 

Son on yılda görülen sıcaklıklar buzul çağından beri en yüksek değerlere çıkarak;

en son 125 bin yıl önce görülen seviyeye geldi.

 

Türkiye’ye bakacak olursak;

yangın, sel ve erozyonun önümüzdeki dönemde katlanarak artması beklenmekte.

 

Türkiye’de bu yıl şimdiye kadar yaklaşık 194 bin hektar ormanlık alan yandı.

Bu da, 2008 – 2020 yılları arasında aynı tarih aralığı ve

bölgede yanan yaklaşık 33 bin hektarlık alanın neredeyse 6 katı olmakta” dedi.

 

Tanyeli Behiç Sabuncu ayrıca;

hem AB Yeşil Mutabakat ile ilgili derin bilgi verdi,

hem de Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nı aktardı.







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EKONOMİ Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI YUKARI