gaziantep escort
Bugun...



İran’ın öteki yüzü


facebook-paylas
Güncelleme: 29-05-2024 14:44:56 Tarih: 26-05-2024 07:24

İran’ın öteki yüzü

Urumiye, Tebriz, Tahran, Kum, İsfahan, Yezd, Şiraz.

 

Malumunuz, gezi yazılarımda;
Google’da bulunabilen şehir, ören yerleri ve müzelerin detaylarından çok;

insanların yaşam biçimlerini, gastronomisini, sosyolojisini,

gelenek ve göreneklerini irdelemeyi tercih ediyorum. 

 

İran’da ilk görüşte göze çarpanlar;

Arabaların %95’i eski, bakımsız ve çarpık. Yani “götürsün yeter” tarzında. 

Trafikte kural yok, curcuna çok.

Motorsiklet taksiler revaçta.

Her köprüde, yollarda şehit ve din adamlarının fotoğrafları var.

Çoğu ağaçlarda ise; ağacın kimliğini gösteren Barkod.

Müze giriş biletlerinde, yabancılara on kat fiyat farkı var.

Uçakta teker yere değince alkış modası, burada devam ediyor.

Kadınlar yalapşap bir şekilde saçlarını örtüyor.

Yani; her an, başörtüsünü fırlatıp atacakmışcasına.

Şehirlerdeki sosyetik! genç kızların çoğu;

dolgu dudaklı, burunlar estetikli, kirpikler, tırnaklar takma.

 

Görünen o ki; halkın %80’i bu rejimi istemiyor.

Geri kalanların az bir kısmı, gerçek şeriat yanlıları veya bu sistemden çıkarları olanlar.

Seçimler hikaye.

Zaten; yerel seçimler diye bir kavram yok.

Yönetim tarafından atanıyor, belediye başkanları.

Rejim, ancak bir devrimle yıkılabilir ama;
çok kan dökülür diye kimse buna yeltenmiyor. 

Münferit protestolar var.

Duvar yazıları, sarık düşürme, yarım örtünme hatta;
bazı bölge ve kapalı alanlarda, başını açmak gibi.

İsteyen içki de bulabiliyor ülkede.

Evlerde kendileri üretiyorlar.

Diskotek, kulüp, bar vs. yok ama;
her türlü çılgınlığın yaşandığı söylenen ev partileri, revaçta.

 

Ülkenin yarısı Türk.

40-45 milyon oldukları söyleniyor.

Kendileri için Azeri denince kızıyorlar.

Biz Türküz diyorlar.

İstisnasız hepsi, Atatürk hayranı.

 

Çoğunluk; Doğu ve Batı Azerbaycan olarak,

2 ayrı eyalette yaşıyorlar. 

Ancak, aşağılara doğru yani;
Yezd veya Şiraz’a indiğimizde,

konuştuğumuz bir çok Türk’ün (Azeri),

dilini kaybetmek üzere olduğunu,

çocukların ise; ana dillerini kaybettiğini görüyoruz.

Bir nevi kültür kaybı.

Şükür ki; Türk dizileri çok seyrediliyor da

bu kayıp, son senelerde biraz gerilemiş.

 

İran Şiileri'nde namaz 3 vakit.

Bir öğle; namaz vakti ben de camiye girdim.

Nedir fark?

Bizde öğle namazı;
4 rekat sünnet, 4 rekat farz ve son 2 rekatı ise; son sünnet şeklinde

toplam 10 rekat.

Orada ise; sadece 4 rekat.

Bunun dışında, hepsi; alınlarını secdeye koydukları yere,

yuvarlak Kerbela toprağından yapılmış, pişmiş toprak mühür koyuyorlar.

 

Bizler; namazda kıyamdayken (ayakta dururken) kollarımızı birleştiriyoruz,

onlar; birleştirmiyorlar.

Bir de, biz Fatiha suresinden sonra amin diyoruz.

Onlar amin kelimesini kullanmıyorlarmış.

Tabi bunları bilmeyen ben, zeytinyağı gibi açıkta kaldım.

 

Ülkede internet hızı çok kötü.

Yasak olan sosyal medyaya girmek için

sürekli VPN kullanmak zorundasınız.

Tek bir video veya fotoğraf yüklemek için

bazen; 1 saat beklemek zorunda kalabilirsiniz.

 

Akşamları, ana caddelerde dükkanlar ve işportacılar gece 11’e kadar açık.

Örneğin; Tahran’daki Valiasr Caddesi alışveriş için muhteşem.

 

Burada; motosikletliler, metrobüs yolundan gidebiliyor.

Ayrıca, bir çok şehirde;

bisiklet, motorsiklet hatta; patenciler için özel, ayrılmış yollar var.

Ancak; kask kültürü yok.

 

Ülkede birçok şehirde, Türk Lirası geçerli.

Karaborsa döviz bozdurmak, normalden %15-20 daha avantajlı.

 

İran turuna katılanlar şunu bilmeli ki;

burada, zaman mefhumu yok.

 

Turlarda, hiçbir zaman vaktine göre hareket edilmiyor.

Günde; 3, 5 saat kaymalar gayet normal gözüküyor.

Öğle yemeğini akşamüstü saat 5’te,

akşam yemeğini gece 11’de yiyebilirsiniz.

Bence; bunları kabul edenler, İran turuna katılsınlar.

 

Petrol ülkesinde, Türkiye plakalı otobüsümüze mazot bulamadık.

Yakıt burada çok çok ucuz, ama; sadece yerliye ve karneyle.

Biz, başkalarının karnesiyle mazot alabildik.

Ancak 6 istasyon dolaştıktan sonra;
yalvar yakar, bir TIR’ın yakıt parasını ödeyerek; kendimize mazot bulabildik.

186 litre için ödediğimiz para; sadece, 30 Türk Lirası.

 

İran’a gelmeden önce; uzun nefes tutma egzersizleri yapmalı,

çünkü; umumi tuvaletlere girildiğinde, lazım olacak. 

 

Buradaki Türkler (Azeriler);
İran’ın, Azerbaycan-Ermenistan Savaşı’nda Ermeniler’e yardım etmesi nedeniyle;

yönetime kızgın ve dargın.

 

İnsan düşünmeden edemiyor;

nedir, bu komşularımızın Türklere ve Türkiye'ye besledikleri düşmanlık diye?

Türkiye’de bu oranda (40 milyon) Fars nüfusu olsaydı,

şimdiye kadar İran, Türkiye’yi çoktan kaşımıştı veya parmağında oynatıyordu.

 

Aslında İran;

kendi kendine yeten, dünyadaki Otarşik birkaç ülkeden biri.

Bu nedenle; konulan ambargolar, ülkeyi çok etkilemiyor.

Zaten; sınır ticareti ile bu sorunlar, bayağı yumuşamış durumda.

 

Yemeklerine gelince; İran’da içimizden tavuk çıktı.

Her gün; tavuk, tavuk, tavuk.

Aslında, evlerinde sulu yemek yapılıyor ama;

tencere yemeği yapan restoran, pek görmedik.

 

Tatlı kültürü ise; hemen hemen hiç yok.

Her yerde; bizim güneyde bici bici diye adlandırdığımız türden veya

şerbetli tatlıları var.

Dondurmacıların çoğunluğu, musluktan akan krema satıyorlar.

 

Eski İranlılar Zerdüştlermiş.

İlk kadın hakları da dünyada o dönemde, İran’da yürürlükteymiş.

Kadın komutanları bile varmış.

Masal gibi.

Ancak; şimdi, tam tersi bir uygulama görüyoruz.

 

Burada bize ilk uyarı; “Aman Ajanlara Dikkat” oldu.

Neden dedik; bazı yabancılar,

ülke aleyhine propaganda yapıyorlarmış, halkı kışkırtıyorlarmış.

Aman tanımadığınız kişilere, İran aleyhine tek kelime etmeyin dediler.

 

Farsça, Kürtçeye çok yakın bir dil. %40-50 anlaşılırmış.

Çünkü; hem iç içe bir coğrafyada ve iç içe benzer kültürdeler;
hem de gramer açısından; Farsça, Kürtçe, Tacikçe, Zazaca aynı kökenden geliyorlar.

 

Örneğin, Kürt şoförümüz Farsça bilmediği halde;
İran’da Kürtçe konuşarak, tüm işimizi halletti. 

 

En çok nereleri beğendin derseniz;

Tebriz’de Behnam Evi,

Gök Mescid ve Tebriz Çarşısı.

Isfahan’da Çehel Sütun Sarayı,

Naqsh-e Jahan Meydanı,

Şah Camii,

Ali Kapı Sarayı,

Khajou Köprüsü.

Yezd; Raştian Sarayı,

Zerdüşt Ateş Tapınağı,

Dakhme – Sessizlik Kulesi. 

Shiraz’da Pasargaday ve Kuroş’un mezarı, 

2500 yıllık Pers/Fars tarihine ait efsanevi antik kent; Persepolis,

Taht-ı Cemşid,

Nakş-ı Rüstem,

Eram Bahçesi,

Kerimhan Kale,

Zengin Çarşı ve Müşir Bedesteni.

Tahran’da Milad Kulesi, 

Serdabat Sarayı,

Niavaran Sarayı,

Papatya Serai Anahita,

Gülistan Sarayı ve Azadi Kulesi’ni beğendim.

 

Ve işte, yine bir gezi yazımız daha;
ören yerleri, sarayları ve tarihçelerini tam irdelemeden bitti.

Detayları, Google’a bıraktım.

 

 

 

Cem Polatoğlu

0212 2123030
www.andiamo.com.tr

 






Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER TURİZM Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA