Bugun...



Elçiler krizi çözümü diplomasi tarihine girdi


facebook-paylas
Güncelleme: 27-11-2021 02:50:11 Tarih: 02-11-2021 00:01

Elçiler krizi çözümü diplomasi tarihine girdi

Pazartesi öğleden sonraya kadar,

Erdoğan’ın 10 elçiyi “PersonaNon Grata” ilan etmesi ve

“Dışişleri’ne gerekeni yapmaları için talimat verdim” şeklinde

ısrarlı bir ikinci demeç vermiş olması, konuyu çıkmaz sokağa taşımıştı.

 

Hatta konuştuğum eski bir elçimiz bana,

Erdoğan’ın kararlı duruşundan geri adım atabilmesi için

bir çıkış yolu göremediğini itiraf etmişti!

 

Benim düşünceme göre ise;

Erdoğan’ın “Bir defa daha yaparsanız, sizi Persona Non Grata ilan ederim” diyerek;
o günkü ihtarı o seviyede bırakması, daha doğru yöntem olabilirdi. 

 

“İstenmeyen kişi” ilan etmek, çok ağır bir hükümdür.

O ülkelerle ilişkimizi fırtınalı sulara terk etmenin ötesinde,

bu diplomatların bir daha ömür boyu Türkiye’ye giremeyeceği anlamına gelmektedir.

 

Sayısız insan dehşet içinde gözünü kapamışken,

bir de tam tersine ellerini ovuşturanlar vardı:

 

Türkiye’nin başta ABD olmak üzere;
tüm Batı ülkeleri ile arasının bozulmasını isteyen Ermeni Diasporası,

PKK-YPG hattı, 

bazı Türkiye düşmanı Yunanlı ve Güney Kıbrıslı politikacılar… ve tabii FETÖcüler!

Bir de ok gibi fırlamış olan dolar, bu krizin gerginliği ile belki Himalayalara tırmanacaktı!

 

Askeri, ticari, siyasi her hat, türbülansa girecek;

sonu belli olmayan tehlikeli bir fırtına etrafı kuşatacaktı.

 

Bu 10 ülkedeki büyükelçilerimizin de

acilen görevlerini terk etmeye mecbur kalacak olmaları, işin tuzu biberiydi. 

 

Öğrendiğimiz şekliyle;

Türk diplomatların da katkısı ve yönlendirmesiyle ortaya çıkan şu sihirli paragraf,

işte o anda tüm ajanslara düşüverdi:  

 

“ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'nin Twitter hesabından yapılan açıklamada,

‘ABD, 18 Ekim tarihli açıklamaya ilişkin bazı sorunların yöneltilmesi vesilesiyle,

Diplomatik İlişkiler Hakkındaki Viyana Sözleşmesi'nin 41. maddesine

riayet etmeyi teyit eder’ ifadesi kullanıldı.

 

Osman Kavala açıklamasına imza atan;
Kanada, Fransa, Almanya, Finlandiya, Danimarka, Hollanda, İsveç, Norveç ve

Yeni Zelanda'nın Ankara Büyükelçilikleri de

ABD'nin Twitter'da yaptığı açıklamayı retweet etti.”  

 

Ne kadar ilginç şeyler yaşadık o an'dan sonra!

 

Ben bunu “diplomasi tarihinin bir cevher anı” olarak tanımladım canlı yayında!

 

Hem Batılı elçiler onurlarından ödün vermeyerek “ricat etmişlerdi”

hem de Türkiye dik duruşundan taviz vermeden,

elçileri “İstenmeyen Adam” ilan etme kararını böylece rafa kaldırabilmişti.

 

Bundan iyi bir formül düşünebilir miydi?

Durum o andan itibaren; tam “win-win” denilen o özel sonuca dönüşüvermişti!

 

Krizin iki kazananı vardı ve kaybedeni yoktu!

Elçiler bile kendilerine göre;
“Biz aynı noktadayız, zaten attığımız Tweet Viyana Sözleşmesi’ne aykırı sayılmaz ki!”

demiş oluyorlardı!

 

Herkes kendine göre kazanmış oluyordu da,

ortak kaybedenler sepetinde de demin hatırlattığımız Türkiye düşmanları vardı.

Bu muhteşem ve tarihe geçen diplomatik formül yaratıldığı an,

onların umutları çöpe gitti! 

 

Diplomasi tarihinde böyle “yüksek çözünürlüklü” formüller bazen bulunur ve

olmadık durumlarda kapalı kapılara çilingir oluverirler! 

 

Kennedy ve Kruşçef’in yürüttükleri kırmızı hat diplomasisi nükleer savaşı önlerken,

büyük krizin çözülmesi, kendi çocuklarının gelecekleri üstüne konuşmaları sayesinde olmuştu.

 

Ya da Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş senedinin müzakerelerini yapmak üzere

Lozan’a giden İsmet Paşa’nın müzakere masasında,

kendisine ayrılan koltuğun küçük olduğunu gördüğünde;

“görüşme ortamının hazır olmadığını” söyleyerek ayrılması ve

ancak durum düzeltildikten sonra dönmesi,

kavramsal olarak Cumhuriyet’in “eşitlik ilkesi” ekseninde

uluslararası ortamda doğduğu gündü.

 

Diplomasi, detayların tarihi formül veya anekdotlara dönüştüğü bir mucizeler alanıdır.

 

Viyana Sözleşmesi 41. Madde’nin getirdiği çözüm,

100 yıl sonra da siyasal bilgiler derslerinde örnek olarak okutulacak ve yorumlanacaktır.

   

FENERBAHÇE’DE 4 FORMAYA 18 ADAY!

 

Makalenin bu bölümü en çok Fenerbahçelileri ilgilendiriyor ama

futbol ve matematik konularına ilgi duyan herkesi çekebilir!

 

Bu konuyu bir aydır;

Fenerbahçe TV’de, Süper Fener dergisinde ve Twitter’da sürekli işliyorum ve

nihayet artık bazı başka yorumcular rötarlı da olsa

bu abartılı problemi görmeye ve ekranlardan aynen tekrarlamaya başladılar!

 

Konu aslında çok basit;

Fenerbahçe’nin kalesinde Altay oynuyor.

Geri üçlü, bugün cezalı, sakat veya hasta olmayan

beş kişi arasından üçünün bir araya gelmesi ile oluyor:

Szalai, Serdar, Kim, Tisserand ve Novák.

Böylece 1+3, 4 rakamını bulduk.

 

Bunun dışında kanatlar ve ön libero olarak;
Pereira Gustavo, Ferdi ve Osayi’yi oynatıyor.

Böylece 4+3 olarak 7 rakamına ulaşıyoruz.

 

Futbolda 11 mevki olduğuna göre geriye 4 boş yer kalıyor.

Peki kaç oyuncu var bu yerlere aday? 18!

Mesut Özil, İrfan Can Kahveci, Pelkas, Hakan, Zajc, Max Meyer, Crespo, Sosa,

Nazım Sangaré, Muhammed Gümüşkaya, Valencia, Rossi, Serdar Dursun,

Berisha, Burak Kapacak, Fatih Yiğit Şanlıtürk, Arda Güler, Arda Aksoy!

Yani her yer için ortalama 4-5 aday var! 

 

Peki siz oyuncuların yerinde olsanız,

“hoca herhalde bugün bana şans verir” diye büyük bir inançla maça hazırlanır mısınız?

 

Takım arkadaşlarınıza her zaman

anlayış, sevgi, saygı ve uyum içinde baktığınızı söyleseniz bile

“ben daha iyiyim, hak etmeme rağmen oynatılmıyorum”

düşüncesi içinizden geçmez mi?

 

Geçen sezon sonundan beri;
Fenerbahçe’nin en fazla 3-4 noktasal transfere ihtiyacı olduğunu

sürekli hatırlatanların başında geliyordum.

Zaten Başkan Ali Koç da aynı görüşteydi.

 

Ama sonra hangi gerekçelerle 10 civarı futbolcu transfer edildi bilmiyorum. 

Özil, Kahveci ve Pelkas gibi yıldızlarınızı oynatmamanız dışında,

zaten hiçbir zaman birbiriyle aynı takımda

uyum içinde yer almaya zaman bulamayacak olan ve

her maç ayrı bir dizilişle sahaya çıkacak olan oyuncular,

matematik olarak birbirlerine Fransız kalmaya mecburlar. 

Hatta ne yazık ki mahkumlar.

 

Bu 4 forma için rekabetin bedelinin,

bu kadar ağır olduğu pek çok kişinin dikkatini çekmemişti ve

problemden genel değinmelerle söz ediliyordu.

 

FBTV’de haftalardır bu konuyu anlatıyorum ve

Fenerbahçe’nin şu anda teknik kadrodan daha da önemli olarak;
bir psikolog ve mentora ihtiyacı olduğunu söylüyorum.

 

Kendinizi 4-5 yer için antrenmanlarda çarpışan 18 futbolcudan biri olarak görün ve

psikolojilerini anlamaya çalışın.

Lütfen empati kurun.

 

Üstelik bu 18 oyuncu arasında,

Fenerbahçe’nin şu anda netleşmiş bir oyun kurucusu ve santrforu yok!

Yani kadro inşası maalesef oturmamış.

 

Bu oyuncuları alırken de

yöneticilerin çok iyi bir iş yaptıklarına inandıklarına eminim,

ama; son 4 yılda da Josef, Stoch ve Valbuena’yı gereksiz görerek

kadroda bulundurmayan bazı yöneticilerle aynı futbol bakış açılarını taşımadığım kesin.

 

Uzun lafın kısası;

bugünkü kadroya baktığımızda, ortada bir matematik-mantık zaafı olduğu kesin.

 

İvedi bir çözüm de belki ancak ara transferde bulunabilir.

İki yeni isim almak ve en az 5-6 isimle vedalaşama yolu aramak gibi…

 

Yoksa bu Fener’in oyunu yarın-öbür gün kolay kolay oturmaz.

İşte yaşanan sorunun özü bu!

 

 

Bedri Baykam​







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI YUKARI