22.02.2018,17:38
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
İstanbul İstanbul olalı…
3082016-img-20160830-wa0003-142903.jpg
YELDA YALAMAN
İstanbul’daki Metro ve Marmaray inşaatlarına kadar bu büyülü şehrin tarihini ortalama MÖ 750’ler civarı ile başlatmak adettendi.

1800’lü yıllarda Anadolu ve Mezopotamya şehirlerine biçilen rol; olsa olsa bir Yunan şehri olarak doğmaktı. Peşine de afilli, mitolojik orjinli bir kuruluş hikayesi oluşturuldu mu işlem tamamlanıyordu.

 

Ancak gerçek hiç de böyle değildi.

 

Arkeoloji biliminin hızla ilerlemesi ve yaklaşık olarak 100 yıl içinde pek çok yeni ören yeri ile birlikte yazılı tabletler ortaya çıkmaya başlayınca sahnelenen bu oyun da yavaş yavaş gözden düşmeye başladı. Gerçek şuydu ki; Anadolu’nun tarihi “Batı’nın Resmi Tarihi”nin dediği gibi MÖ 1. binde değil, binlerce yıl önce başlamıştı. Paleolitik ve Neolitik buluntu alanları da bunun en önemli göstergeydi.

 

Tarihin en önemli kentlerinden olan İstanbul; Neolitik Dönemi ve hatta Paleolitik Dönemi muhakkak yaşamış olmalıydı.

 

Nitekim Marmaray-Yenikapı istasyon inşaatı sırasında İstanbul’un tarihi ilk defa 8500 yıl geriye gitti. Öncesinde ise Yarımburgaz Mağarası, Pendik, Fikirtepe ve Ağaçlı buluntuları İstanbul’un Neolitik dönemini biraz biraz ortaya çıkarmıştı. Şehrin birbirine uzak bu noktalarında Neolitik Dönem yaşandı ise muhakkak merkezinde de yaşanmış olmalıydı.

 

İşte bu yüzden Beşiktaş-Mecidiyeköy-Mahmut Bey metro inşaatının Beşiktaş ayağı kazıları sırasında ortaya çıkarılan buluntular büyük önem arz etmekteler. Çünkü burası Karadeniz ile Ege ve Akdeniz dünyasını birleştiren bir bölgedir. Hem merkezde, hem de İstanbul Boğazı gibi çok önemli bir su yolu etrafında kurulmuş Neolitik yerleşim alanlarının ilk buluntuları olması da ayrıca önemlidir. Aslında Marmaray kazılarının Üsküdar istasyon ayağında beklenen bu kalıntılar Beşiktaş’ta ortaya çıktı. Üsküdar kazılarındaki en erken buluntular ise MÖ 6. ve 5. YY’a yani Arkaik ve Klasik Yunan dönemlerine aittir.

 

İnsanoğlu her nerede ve ne zaman olursa olsun, hep su kenarlarında yaşam alanları oluşturduğu için su yolları ve kenarları bu manada çok dikkat çekicidir. Bu yüzden konumuz olan İstanbul Neolitiği için; Fikirtepe Höyüğü’nün Kurbağlıdere, Yenikapı buluntularının Bayrampaşa ve Beşiktaş buluntularının da İhlamur deresi yatağı civarında ortaya çıkmasına şaşırmamak gerekir.

 

Yenikapı kazıları ile İstanbul’un tarihi 8500 yıl geriye gitmişti. Ancak aradaki MÖ 6500 ile 3000’ler civarı için bir boşluk oluşmuştu. Beşiktaş bu yüzden aradaki boşluğu dolduran müthiş bir keşif oldu. Devam eden kazılar sonuçlandığında büyük bir ihtimalle Beşiktaş Neolitik alanı da tıpkı Yenikapı gibi 8500 yıl geriye gidecektir.

 

Beşiktaş metro kazılarında ilk önce 1910 yılı tramvay deposu kalıntılarına, devamında 19.YY’a ait mimari kalıntılara ulaşıldı. Biraz daha aşağıya inildiğinde ise Neolitik kalıntılar gün yüzüne çıktı. Kazı alanının çevresindeki yapı stoğu düşünüldüğünde muhakkak ki temel kazılarında bir şeyler çıkmış ancak ya bilinçsizlik, ya umursamazlık ya da maddi kaygılar neticesi ortadan kaldırılmış olmalıdır.

 

Alanda ortaya çıkarılan dairesel planlı yapı çok ilginçtir. Etrafı henüz açılamadığı için bir kutsal alanda yer alan tapınak mı, yoksa bir konut mu olduğu henüz belli değil. Etrafında bulunan Neolitik mezarlar da bir hayli ilginç. Bu mezarlar açılıp içlerinden çıkan küçük buluntular çalışıldığı zaman en net tarihlendirme yapılacaktır.

Bu yuvarlak yapı şimdilik Trakya Neolitiği dahilinde bulunan yapılara çok benziyor.

Ancak ben buluntuları biraz daha geriye götürüp Urfa/Göbeklitepe ile bağlıyorum.

Çünkü MÖ 10.000 ile MÖ 8000 aralığına tarihlenen Göbeklitepe Kültürü; elit bir sınıfın iradesi ve seçimleri ile oluşmuş farklı bir oluşum. Henüz paranın kullanılmadığı, tarımım başlamadığı ve değiş/tokuşun bile olmadığı bu erken dönemde oluşturulan Göbeklitepe tapınakları istisnasız yuvarlak planlıdır. Urfa ve çevresinde bu tipe benzer birkaç alan bulundu ve eminim ki yakın zamanda pek çok örnekleri de bulunacak.

 

20. YY boyunca Anadolu’da Göbeklitepe haricinde Nevaliçori, Körtiktepe, Çatalhöyük, Hacılar, Çayönü ve Fikirtepe Höyüğü gibi büyük ve önemli Neolitik yerleşim alanları ortaya çıkarıldı. Önemli diyorum çünkü Eriha ve Göbeklitepe Kültürlerinin yaşam dinamikleri tüm Anadolu’ya bu yerleşim alanları ile yayılmıştı.

 

Göbeklitepe Kültürü doğudan batıya adım adım ilerlerken; İstanbul doğudaki tüm bu yeni yaşam pratiklerinin Avrupa’ya ithal edildiği yolun tam da üzerindeydi. Demek ki İstanbul Neolitik Dönem’de de tıpkı bugün olduğu gibi “görkemli bir köprü” konumundaydı. Son yıllarda yapılan Metro ve Marmaray kazıları nedeniyle İstanbul’da ortaya çıkarılan Neolitik buluntu alanları da bu çok önemli gerçeği kanıtlamış oldu.

 

yalamanyelda@hotmail.com

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Türkiye reel sektör bazında konsantrasyonunu ihracata bağlamış durumda. Elbette bunun önemini yok sayacak değilim.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?