21.11.2017,17:09
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Kurban ve Kurbanlıklar…
3082016-img-20160830-wa0003-142903.jpg
YELDA YALAMAN
Kurban kelimesi Türk Dil Kurumu sözlüğünde “dinin bir buyruğunu ya da bir adağı yerine getirmek üzere kesilen hayvan” olarak tarif edilir.
Daha evrensel anlamıyla Tanrılara, Tanrı’ya yakınlık elde etmek için öldürülen  “can”dır. Antik toplumlarda ve günümüzde Tanrılara sunulan hediyeler de cansız kurban kapsamında bu gruba girer.  
Aslında kurban inancı İbrahimi dinlerden (1) çok daha öncesine dayanmaktadır.  
 
Paleolitik Dönem (2); uygarlık maceramızın yaklaşık %99’luk bölümünü kapsar. Bugünkü her türlü alışkanlığımızın da köken ipuçlarını barındırır. İnsanoğlu türünün devamlılığı için sadece bitkiler ile beslenmenin yeterli olamayacağını anladığı anda leşlerle beslenmeye başlar.  Ancak belli ki leş yiyicilik sağlık sorunlarını da beraberinde getirdiği için klanlardaki ölüm oranı arttığından bu beslenme türünden  vazgeçer ve taze et ihtiyacı için hayvanları öldürmeye karar verir. Uzun süren av dönemleri sonucu hayvanlarla arasında “öldürmek” ya da “ölmek” bağlamında bir iletişim şekli doğar. Böylelikle insanoğlu kullandığı aletlerin ve kendi gücünün farkına varır. Bu andan itibaren öldürebildiği  hayvanlar artık  ya “av” ya da “kurban” dırlar. 
 
Yine aynı zamanlarda insan bu av pratikleri sırasında en önemli hayati sıvı olan “kan” ın farkına varır.  
 
Kan önemlidir. Çünkü insanın en arkaik korkusu ölümdür. Türünün devamlılığı bu “kan” ve öldürdüğü hayvanlar ile beslenebilmesine bağlıdır. İlk inanç sistemleri de tam bu zamanlarda doğar. Artık insan ölen yakınlarını doğaya bırakmamakta ve ölü gömme ritüelleri düzenlemektedir. Paleolitik döneme ait tüm Avrupa, Asya ve Afrika mağara buluntuları bu törenleri kanıtlamıştır. Ölüler cenin pozisyonunda gömülmekte, üzerlerine de kırmızı aşı boyası dökülmektedir. Yani insan artık yeniden doğacağına inanmaktadır. Çünkü insanoğlunun o dönemlerdeki hayat süresi  çok kısadır. Hayatta kalıp türünü devam ettirebilmek en önemli amacıdır. İşte bu yüzden kırmızı aşı boyası da  kanı, yani  hayatı ve hayatta kalabilmeyi temsil etmektedir. 
 
İlk mitolojik yaklaşımlar da yine Paleolitik dönemin erken zamanlarında  ortaya çıkar. İnanç kavramı iyiden iyiye kök salmaktadır. Öyle ki; hemen tüm arkaik kozmogonilerde (3) dünya; kaosu simgeleyen bir ilk canavarın veya kozmik bir devin kurban edilişiyle varoluş kazanır. Kısacası insanlık tarihinin en erken dönemlerinden itibaren  oluşturulan tüm inanç sistemlerinde amaç, şekil ve içerik yönünden bazı farklılıklar olsa da “kurban ritüeli” illa ki yer almıştır. 
 
Genelde Tanrı ve Tanrılara sunulan canlı kurbanlar insan, hayvan ve balıklar olmuştur. Hayvan kurbanlarının başında sığır, koyun, keçi, ayı, domuz ve tavuk gelir. Farklı uygarlık mitolojilerine bağlı olarak örneğin Mısır kültünde kaz, Mezopotamya, Yunan ve Roma kültlerinde boğa, Türklerde ise at en kutsal kurban hayvanlarıdır. Bunların dışında köpek, eşek, geyik ve yılan gibi hayvanlar da kurban edilmiştir.  
 
Eski çağlarda insan kurbanı çok daha önemli istek ve olaylar için yapılırdı. Kıtlık, savaş kazanmak ya da salgın hastalıklar bu önemli nedenlerin başında gelmekteydi. Ayrıca  ailelerin ilk çocuklarının Tanrı’ya ait olduğu düşünülür ve bu yüzden  kurban edilirlerdi. Yani bu ilk çocuklar bir anlamda Tanrı’nın çocuklarıydı. Hz. İsa’nin çarmıhta insanlık için kurban edilmesinin altında da bu mantık yatar. Çünkü inanca göre İsa,  Tanrı’nın oğludur. 
 
Ayrıca Antik Mısırlılar, Yunanlılar, Frigyalılar ile tüm Avrupa,  Amerika, Çin, Hindistan ve Mezopotamya  halkları da insan kurban etmişlerdir. Genelde tarıma dayalı toplumların hasat zamanlarında bereket amaçlı insan kurbanı ve kafa kesme törenlerine  de sıkça rastlanmaktadır.
 
Elbette ki insanlık tarihinin en ünlü kurban miti Hz İbrahim’in oğlu İsmail’i kurban etme mitidir. Günümüz mantığı ile bakıldığında korkunç  gibi gözüken bu olay aslında Antik Akdeniz uygarlıklarında sıkça uygulanan ailenin ilk çocuğunun kurban edilişi inancından başka bir şey değildir. Ayrıca Tanrı;  bir daha insanlığı bu kadar zor ve büyük bir sınava tabi tutmayacaktır.
  
Antik Türk toplumlarında insan kurbanı bulunmadığını  Sosyal Antropolog ve Sinolog Wolfram Eberhard ile Türk Tarihi Profesörü Bahaddin Ögel pek çok yayınlarında dile getirmişlerdir. Türkler çoklukla at ve geyik kurban etmişlerdir.  
 
Antik Yunan’da tapınaklarda Tanrılara hayvan kurban etmek çok kutsaldır. Hele ki o kurbandan bir parça yemek yani o Tanrı ile aynı öğünü paylaşmak bir onur ve Tanrı’nın sahip olduğu güç ile enerjinin kurban sahibine de geçmesi  anlamına geliyordu. 
 

      

     İphigenia’nın Kurban edilişi- F. Perrier-1633              İsmail’in Kurban edilişi- Carravaggio- 1601

 
Yunan kültüründeki en önemli kurban mitlerinden biri Truva Savaşı sırasında yaşanır. Yunan şehir devletlerinin  eşitler arasındaki birinci komutanı Agamemnon;  1200 parçalık donanma ile Truva’ya doğru yola çıktığında Tanrıça Artemis’in  gemi yelkenlerini  rüzgar ile şişirmesi için güzeller güzeli kızı İphigenia’yı kurban eder. Hatta bu mitin diğer bir versiyonunda  Tanrıça Artemis’in genç kıza acıdığı, İphigenia kurban edileceği sırada bir geyik gönderdiği  ve rahibe olarak tapınağına aldığı yer alır. Tıpkı Tanrı Apollon’a ve Hz İbrahim’e gönderilen koçlar gibi… 
 
İslam dininde ise kesilen kurbanların, sahibine sırat köprüsünü geçerken bir binek hayvanı  olması umut edilmektedir. Ancak Kur’an-ı Kerim’de geçen “sırat” kelimesi cehennemin üzerindeki bir köprü değil, dünya ile ilgili bir kavramdır. Yani kurban ve ahiret ile ilgili değil, dünyevidir. Kurban ile sırat arasında kurulmuş olan bu bağ hadis kaynaklıdır.  
 
Görüldüğü gibi Kurban Ritüeli tüm mitolojik hikaye ve tek tanrılı dinlere ait inanç sistemlerinde geniş bir yer tutmuş, kan kutsanarak evrensel bir ibadet şeklini almıştır. Hali hazırda aktif ve yaygın bir şekilde uygulanmaktadır.  
 
Pratik yaşamda ise günümüzün kurbanlarını sorarsanız  illa da koyun, keçi  ya da boğa olmayabiliyor. Boşu boşuna yitip giden hayatlar, bozuk para gibi harcanan dostluklar, samimiyetsizlikler, bitirilen umutlar, hoyratça kırılan kalpler, söndürülen hayat ışıkları… 
Kurban mı diyorsunuz? Alın size çeşit çeşit kurban ve kurbanlıklar…  
 
yalamanyelda@hotmail.com 
 
(1) İbrahimi dinler: Yahudilik, Hristiyanlık, Müslümanlık. 
(2) Paleolitik dönem : Başlangıcı arkeolojik veriler doğrultusunda sürekli geriye giden ve MÖ 12.000’de son bulan dönem. 
(3) Tüm uygarlık mitolojilerinde evrenin yaradılışını anlatan arketip dediğimiz köken hikayeler. 
 

YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 2 | Onay Bekleyen Yorum 0

Ayfer Han

Ancak bu kadar guzel ve bılımsel anlatılabılınır tsk edeız
31.8.2017 12:12:42


rabia erdoğu

teşekkürler. çok derli toplu ve bir o kadar da gerçekleri gösteren bir çalışma olmuş. teşekkür ederim tekrar böylesine bir konuyu bu kadar çarpıcı anlattığınız için.
31.8.2017 13:30:25



YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay