21.11.2017,17:09
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Mavi gözlü dev…Şayak kalpaklı adam…Samsun’dan doğan güneş
3082016-img-20160830-wa0003-142903.jpg
YELDA YALAMAN
Mustafa Kemal Atatürk…

Atatürk ve Mihri Müşfik Hanım

Krallar, imparatorlar, padişahlar, askerler ve cümle liderler… Hepsi desanatçıların işledikleri en önemli  konular arasında yer almıştır. Tüm kahramanlıkları, ideal yönetici vasıfları, simgeledikleri pozitif değerler resimler ya da heykeller yolu ile anlatılmaya çalışılmıştır.

Bu standart ölçütler  günümüzde de az ya da çok devam etmekte…

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk sanatı; “güzelliğin ifadesi” olarak nitelerken, ulusların dünya devletleri içinde belirli bir yere gelebilmeleri için resim ve heykel yapmalarına, bilim ve tekniğin gerektirdiği tüm uygulamalara sahip olmalarına, ayrıca  bu yollardan vatandaşların geçmişte ve gelecekte aynı ortak bilinç ve kültür ile olgunlaşmalarına bağlar. Güzel sanatlardaki gelişmişliği, tüm Atatürk devrimlerin “başarılmış” olduğunun delili sayar.

Mustafa Kemal’in bilinen ilk portresi Anafartalar Savaşı sırasında cephede bulunan Avusturyalı ressam Vilhelm Victor Krausz tarafından yapılır. Atatürk’ün fiziki yapısını çok ilginç bulan Krausz cephede iken izin alarak önce bir fotoğrafını çeker ve tabloyu bu fotoğraf üzerinden yapar. Tabloda Atatürkmavi gözleri, açık yeşil serpuşu ile ileriye bakan ve düşünen bir komutan edası ile tasvir edilmiştir. Yüzündeki kalın fırça darbeleri ile aslında Atatürk’ün  kararlığı verilmeye çalışılmıştır.

Vilhelm Victor Krausz’un Atatürk Portresi (1916) Mihri Müşfik Hanım’ın Atatürk boy Portresi  (1922)

Atamızın yapılan ikinci tablosu ise bir Türk kadınına ait. Mihri Müşfik Hanım (1886-1954).

Bu resim aynı zamanda bir Müslüman/Türk tarafından yapılan ilk Atatürk portresi. Bu yüzden de benzerleri içinde çok ayrıcalıklı bir yeri var.

ilk Türk kadın ressamıünvanınıda  elinde bulunduran Mihri Müşfik,  seçkin bir ailenin çok iyi eğitim almış, yabancı dil bilen aydın kızlarından birisi. Hatta bohem bir hayatı var. Eşi ile akşam yemeklerinde misafirlerini  birlikteağırlamaktan tutun da modern giyim tarzına dek zamanının en sıra dışı kadınlarından biri Mihri Müşfik Hanım. Aldığı resim eğitimi ile daha çok portreler yaptı ve bu portreler ile tanınmış kişileri resimledi. İlk hocası 9-10 yaşlarında iken 2. Apdülhamid’in saray ressamı olan FaustoZonaro’dur. Mihri 17 yaşına geldiğinde Roma’dadır. Ardından Paris’e geçer. Paris’te Köprülü ailesinden olan Galip Bey’den dersler alır. Artık hayatını sanatı ile kazanmaktadır. 1914  yılında doğduğu şehre döndüğünde İnas Sanayi-i Nefise Mektebi’nin (Kızlar için Güzel Sanatlar Akademisi)  idarecisi ve hocasıdır.1923 yılında tekrar Roma’ya ve oradan da Paris’e gider. 1954 yılındaki ölümüne dek kaldığı Amerika’da ise New York, Washington ve Chicago Üniversitelerinde resim dersleri verir.

Resim anlayışı da özgündür. Çocukluğunda her yerde çiçekleri konu alan tabloları görmektedir. Aslında bu tablolar Osmanlı’nın minyatür sanatının ardından resim sanatını hangi boyutta görmek istediğinin temsilleridir. Varaklı, yaldızlı, büyük çerçeveler ile sınırlanmış alanlarda vazoda, saksıda, bahçede çiçekler, böcekler, ağaçlar, sonsuz manzara resimleri… Bu resimler ile büyüyen Mihri ; çiçek ve peyzaj (manzara) resmi yapmak istemediğini söyler. Nitekim birkaç natürmort dışında portreye büyük ağırlık verir. Çünkü yüzyıllardır sakınılan “insan sureti”  resmi Mihri Müşfik’e çok cazip gelmektedir.

Mihri Hanım’ın yaptığı Atatürk portresine gelince…

Boy portre; İzmir’e düşmanın arkasından çizmelerinin tozu ile giren, sırtında pelerini olan ve ayakta tüm zarafeti ile gösterilen bir Mustafa Kemal’i resimler. Tabloya soldan gelen ışıkla aydınlanan Atatürk;  sağ elinde bir kağıt rulosu tutmaktadır.Bu kağıt tomarı  Atatürk’ün devrimlerini,  ülkeyi taşıyacağı aydınlığın temeli olan “bilgi”yi ve kendisine yol tayin ettiği  “pozitif bilimler”i temsil etmekte.Sağ arka plandaki açık hava mekanı ise bir savaş meydanını göstermekte. Burada yer alan çadır; savaş meydanındaki bir padişah otağından ziyade İslam öncesi dönemine ait bir Türk yurdu olan çadırı sembolize etmektedir. Çadırın orta direğinin ucunda dalgalanan Türk bayrağı ise Türk Mitolojisine gönderme yapar. Çünkü kadim Türkler çadırlarının merkezini evrenin merkezi yani bir mikrokosmos olarak tanımlarlar. Bu merkezin bir Türk bayrağı ile sonuçlanması ise  gücü tanımlayan bir yaklaşımdır. Tablo 1922 tarihlidir. Henüz gerçekleşmemiş devrimler ve 1923’ten sonra Atatürk’ün kadim Türk tarihine verdiği önem dikkate alındığında; daha o erken dönemlerde Mihri Müşfik Hanım’ın Atatürk’ü ne kadar doğru tanıdığı ve sahip olduğu vizyonunu tahmin ediş şekli dikkate değerdir.

Atatürk’ün Mihri Müşfik Hanım’ın bu resmine modellik yapıp yapmadığı ise bilinmemektedir.

Mihri Müşfik Hanım’ın bir özelliği daha var. Kendisi dünyada papa portresi yapanilk kadındır. Zamanının Papası XV.Benedict'in portresini İtalya’da bulunduğu dönemde yapmıştır.

Yani Mihri Müşfik Hanım Vatikan’a giren ilk kadın ressamdır. Vatikan’ın tarihine bakıldığında kadının yeri malumdur. 17.yüzyıla dek kadınları cadı diye yakan bir kurumda Katolik cemaatinin liderinin bir kadına poz vermesi buradaki en can alıcı noktadır.

Ayrıca 1914 yılında açılan İnas Sanayi-i Nefise Mektebi’nin de tek kadın hocasıdır. Mihri Müşfik Hanım’ınsayesinde pek çok kız öğrenci çağdaş bir resim eğitimi alır. FahrelnissaZeid, Bülent Ecevit’in annesi Nazlı Ecevit ve Aliye Berger gibi pek çok kadın ressamı da  yetiştirdiği bilinmektedir. Ayrıca okulda kadın ve erkek modellerinin  temini ile kız öğrencilerin açık havada resim yapması gibi dönemine göre çok  hassas konuları aşar ve yenilikler getirir.

Mihri Hanım’ın bu başarılarına Atatürk de sessiz kalmayacak ve O’nu; “yüksek sanatkar”  dediği  İbrahim Çallı ile birlikte sofrasına davet ederek onurlandıracaktır.  Çünkü Mihri Müşfik modern Türkiye Cumhuriyeti’nin asil ve önder kadın tiplemesine bire bir uymaktadır. Çağdaşı kadınlar  gibi peçe takarak nü resimleri yapan ressamlardan da pek çok yönüyle ayrılmaktadır.

Atatürk’ün Mihri Müşfik Hanım’a yeteneği ve dünyaya  bakış tarzı nedeniyle çok değer verdiği ortadadır. Daha sonraları bu tablo için “benim en sevdiğim resmim”  diyerek Mihri Hanım’ı  bir kez daha onurlandıracaktır.

20. yüzyıl başından itibaren kadınların hayatın her alanında var olma çabaları resim alanında da yine Atatürk tarafından önemsenmiş ve  desteklenmiştir.

 

yalamanyelda@hotmail.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay