21.11.2017,17:09
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
Çanakkale hamaset değildir…
3082016-img-20160830-wa0003-142903.jpg
YELDA YALAMAN
Tarih boyunca Doğu ve Batı Uygarlıkları hem coğrafi manada, hem de sosyal ve siyasi manada karşı karşıya gelmiştir ve hep gelecektir.

Truva

Bilinen tarihte ilk Doğu ve Batı’nın savaşı  Anadolu’da, Truva’da olur. Anadolu’nun ilk halk ozanı Smyrnalı (İzmir) Homeros; Truva Savaşı’nı mitolojik bir örgü içinde tüm yönleriyle bize anlatır. Yaklaşık MÖ 1150 dolaylarında gerçekleşen savaşın görünen nedeni Truva Kralı Priamos’un oğlu Paris’in Sparta Kralı Menelaos’un karısı güzel  Helena’yı kaçırmasıdır.

 

Ancak gerçekte yaşananlar hiç de böyle değildir. Truva kendi çağının en güçlü, zengin ve uygar kentidir. Nitekim arkeolojik bulgular da bu görüşü kanıtlamıştır. Doğudan gelen ticaret yollarının batıya açılan kapısıdır. Limanı bir gümrük niteliğindedir. Döneminin emperyal gücü Hititlerin denize uzanan yönüdür. Hal böyle olunca sahip olduğu tüm zenginlikler  Yunan dünyasının iştahını kabartır. Batı güçleri adı altında hemen tüm Yunan şehir devletleri Truva’ya karşı birleşir. Truva da yalnız değildir. Tüm Batı Anadolu şehir devletleri, Trakya, Sinop’a kadar Phaflogonia,  Karia, Kilikia ve Bitinia birleşerek Truva’nın yanında yer alırlar. Hatta ünlü kahraman Hector Achileus tarafından öldürüldüğünde Amazonlar ve Habeşistan Kralı Memnon’da desteğe gelir. Ancak Yunan tarafı sayıca 1/10 gibi bir üstünlüğe sahiptir. Savaş 10 yıl sürer. Yenişemezler ve Batı bir “tahta at” hilesi ile savaşı kazanır.

 

Truva dünyanın gördüğü ilk Doğu/Batı savaşıdır.

 

İlk boğazlar savaşıdır.

 

İlk soykırım yapılan savaştır.  

Büyük İskender ve Haçlı Savaşları

Truva; Batı dünyası tarafından hiç unutulmadı. Tüm Avrupa imparatorlukları, krallıkları ve hanedanları soylarını bir şekilde hep Truva’ya bağladılar. Özellikle Yunan ve Roma döneminde en önemli ziyaret yerlerinden biri oldu.

 

Büyük İskender kendisini bir Yunanlı’dan çok bir Truvalı gibi gördü. Perslere karşı çıktığı ilk seferinde önce Truva’ya uğradı.  Savaşta ölen kahramanlar Hector ve Achileus’un mezarlarını ziyaret etti.  Kendi kalkanını Tanrıça Athena’nınki  ile değiştirip sefere buradan çıktı.

 

Tüm Anadolu, Mezopotamya ve  Mısır topraklarını ele geçirip Hindistan’a dek ulaştığında yaşanan aslında yine bir Doğu/Batı savaşı idi.

 

İskender’den yaklaşık 1300 yıl sonra bu kez Batı Kilisesi gözünü Doğu’dan hiç ayırmadı. Avrupalı Hristiyanlar Kutsal Kase ve Kral Arthur gibi efsanelerle motive edilip Kudüs’e giden uzun yoldaki her durak yağmalandı. İnsanlar katledildi. Ele geçen zenginlikler Batıya taşındı.

 

Görünen sebep bu kez “Din” idi. Ancak Vatikan din kisvesi altında yine bir batılı olarak doğuya göz dikmişti. Öyle ki; Hristiyan Ortodoks olan Doğu Roma’ya bile saldırdı. İstanbul 1204-1261 arası tarihinin gördüğü en büyük işgal ve yağmayı yaşadı. Katolikler Ortodoksları ve bu büyülü başkenti yok etmeye çalıştılar. İstanbul’un tüm dini, maddi ve kültür zenginlikleri Avrupa’ya ve  özellikle de İtalya’ya taşındı.

 

İstanbul artık bir Türk/İslam şehri…

Tarihler 1453’ü gösterdiğinde Fatih bir doğulu kimliği ile İstanbul’u aldığında çok ilginçtir ki, Truva Savaşı yine gündeme gelir. Fatih’in yanında Rum tarihçi Mihail Kritovulas vardır. Hem Doğu Roma,  hem de Osmanlı görgü tanıklarının anlattıkları ile 15.YY ortalarının en nesnel tarihini yazan Kritovulas Fatih’in 1462’de Truva’yı ziyaret ettiğini ve “Truvalıların öcünü aldığını” söylediğini yazar.

 

Ve 18 Mart-24 Nisan…

Yine yaşanan yeni bir Doğu/Batı savaşıdır. İşgal orduları 18 Mart’ta denizden, 24 Nisan’da da karadan püskürtülür. Emperyal ve Oryantalist Batı; tüm güçleri ile yine Doğu’nun peşindedir.  Ancak  isteklerine ulaşamazlar. Fatih’in ardından bu kez  Mustafa Kemal Atatürk komutandır . Ve 1913 yılında yani savaştan 2 yıl önce bölgeyi ziyaret etmiştir.

 

Akıllarda yine Truva vardır. 1918 yılında Mondros mütarekesi amiral gemi Queen Elizabeth dururken Agamemnon Zırhlısı’nda imzalanır. Agamemnon kim mi? Truva Savaşı’nda Doğu’ya saldıran tüm batı güçlerinin komutanı. Ve tarihin ilk soykırımını emreden kişi…

26 Ağustos 1922’de çok ilginç bir tarihtir. 26 Ağustos 1071’e gönderme yapar ve belli ki; Atatürk tarafından özellikle seçilmiş bir tarihtir.

 

Tüm mitolojik olaylar ve Tarih disiplini pek çok olay ya da kişiyi anlatır. Önemli olan mitoloji ve tarihsel olayları bir hikaye gibi teslim olmadan okumak, gerçekten okumak, anlamak ve sistematik tarih anlayışı ile değerlendirebilmektir. O zaman kimse kimseyi yönlendiremez. Tüm algı savaşları da sonuçsuz kalır. Bu coğrafyada yaşayan herkes tarihe bunu borçludur. Okumak, bilmek ve değerlendirebilmek zorundadır. Tarih bu yaklaşım içinde olmayanları hep cezalandırmıştır… Ve cezalandıracaktır…

 

yalamanyelda@hotmail.com


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

YazıYorum
Dolar / TL kuru 11 ayın zirvesini gördü. Esasen düz mantıkla baktığınızda dolardaki yükseliş eğiliminde şaşıracak bir şey yok. Fakat ısrarlı çıkış, herkesin yüreğini ağzına getiriyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Türk Siyasi hayatına yeni bir parti daha katılıyor…
Türk Silahlı Kuvvetlerine subay adayı yetiştiren toplam dört askeri liseden üçü Osmanlı Devleti döneminde, birisi de Cumhuriyet döneminde kuruldu.
Basında yer alan haberlere göre AKP İstanbul il teşkilatları, Atatürk’ün 79. ölüm yıldönümünde Anıtkabir’e ziyaret organizasyonu düzenliyorlarmış!
Evet, Fenerbahçe yönetimi bile bile lades dedi.
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
KOBİ’ler de en önemli sorun, işletmelerin iyi yönetilememesidir.
PESCO, Avrupa’daki dengeleri ve Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyecek?
İşlenen mühendislik sefaletlerinin sonuçlarını merak etmez misiniz?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay