22.02.2018,02:06
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
18’inci Ada’nın tescil belgeleri
30122013-1-084620.jpg
ÜMİT YALIM
18’inci Adanın Yunan işgali altında olduğu haberleri görsel ve yazılı basında yayımlandıktan sonra Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümeti yine sessizliğini korudu.

Konunun muhatapları, basında çıkan haberlere sessiz kalmak suretiyle kendilerine yapılan suçlamaları zımnen ve hukuken kabul ettiler.

 

AYDIN MARATHİ ADASI’NIN TARİHÇESİ

Lozan Barış Antlaşması imzalandıktan sonra, Türkiye ile İtalya arasında bazı ada, adacık ve kayalıkların egemenliği konusunda uyuşmazlık çıktı. Uyuşmazlık konusu olan adalar arasında Aydın Marathi Adası, Bodrum Karaada ve Meis Adası’nın etrafındaki adalar da vardı.Yapılan görüşmeler sonucunda taraflar, Uluslararası Sürekli Adalet Divanı’na bir Tahkimname ile müracaat ederek adaların kime ait olduğunun tespit edilmesini istedi. Uyuşmazlık, Divan’a sunulmasına rağmen taraflar görüşmelere devam etti ve 04 Ocak 1932’de Türk-İtalyan Sözleşmesi imzalandı. Sözleşmenin onay süreci devam ederken Türkiye, 18 Temmuz 1932’de Milletler Cemiyeti’ne üye oldu.

 

04 Ocak 1932 Türk-İtalyan Sözleşmesi, 2106 sayılı Kanun ile 14 Ocak 1933’de TBMM tarafından kabul edilmişve 25 Ocak 1933 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Resmi Gazete’de yayımlanan04 Ocak 1932 Türk-İtalyan Sözleşmesi’nin 1. Maddesinde,Marathi Adası’nın Türkiye’nin egemenliği altında olduğu belirtilmiştir.

04 Ocak 1932 Sözleşmesi, İtalyan Hükümeti tarafından da kendi iç hukukuna uygun olarak onaylanmış ve 25 Nisan 1933’te onay belgelerinin değişiminden sonra, 10 Mayıs 1933’te yürürlüğe girmiştir. Sözleşme, Milletler Cemiyeti Misakı Madde 18’de(1) öngörüldüğü gibi 24 Mayıs 1933’te Milletler Cemiyeti Sekreterliği’ne 3191 seri numarası ile tescil ettirilmiş ayrıca genel sekreterin imzasını taşıyan tescil belgesi düzenlenmiştir. Anılan belgelerle,Marathi Adası’nın Türkiye’nin egemenliği altında olduğu tescil edilmiştir. Tescil belgeleri, Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi’ndekiarşivde muhafaza edilmektedir.

Lozan Antlaşması’nın taraflarından biri olanİngiltere’nin 1939 yılında bastığı haritada, 1912 Lozan (Uşi) ve 1932 Sözleşmesi esas alınarak, 12 ada deniz sınırları ile Meis Adası’nın sınırları kesik çizgi ile gösterilmiştir. Anılan haritanın notlar bölümünde, çizgi dışında kalan bölgelerin Türk bölgesi olduğu belirtilmiştir. Haritada, Marathi Adası’nın, 12 Ada deniz sınırının dışında ve Türkiye’ye ait olduğu açıkça gösterilmiştir.

1943 Tarihli İngiliz haritası ile 1951 ve 1957tarihli Amerikan haritasında da, Marathi Adası’nın, 12 Ada deniz sınırının dışında ve Türkiye’ye ait olduğu açıkça gösterilmiştir.

CHP’nin Milletler Cemiyeti’ne, Türk Adası olarak ve ismentescil ettirdiği Marathi Adası 2004 yılından beri Yunan işgali altındadır.

Marathi Adası ile birlikte toplam 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığı Yunan işgali altındadır. Marathi Adası’nın işgalinden dönemin Başbakanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Gül, Bakan Danışmanı Davutoğlu, İçişleri Bakanı Aksu ve Ulaştırma Bakanı Yıldırım sorumludur.

ERDOĞAN VE AKP HÜKÜMETLERİ SEVR ANTLAŞMASINI UYGULUYOR

Yunan Savunma Bakanı Kammenos sık sık işgal edilen Türk adalarına giderek egemenlik ve bayrak gösterisi yapıyor. Türk Dışişleri Bakanlığı, Atina Büyükelçisi Yaşar Halit Çevik’i 23 Kasım 2016’da Kammenos’a gönderdi. Ancak Kammenos yine rahat durmadı ve Yunanistan’ın Epir bölgesinde,01 Aralık 2016’da yaptığı açıklamada, "Erdoğan, Lozan Antlaşmasını feshetmek istiyorsa, Sevr Antlaşması’na geri döneceğiz" dedi.

Osmanlı Devleti, Sevr Antlaşması’nın 132’inci Maddesi ile Ege adaları üzerindeki tüm haklarından vazgeçmişti. Mevcut durum itibarı ile Ege Denizi’nde Sevr Antlaşması uygulanıyor. Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümetleri, Lozan’da verilmeyen adaları Yunanistan’a alenen teslim ederek zaten Sevr Antlaşması’nı uyguluyor. Erdoğan ve AKP Hükümetleri, Ege Denizi’ni Yunanistan’a terk etti. Türkiye, Erdoğan ve AKP Hükümetlerinin teslimiyetçi politikaları ile 1923 Lozan Antlaşmasından, 1920 Sevr Antlaşmasına keskin bir dönüş yapmıştır.

 

Ümit YALIM

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri

 

NOT :

(1)MİLLETLER CEMİYETİ MİSAKI, MADDE 18. Cemiyet üyelerinin bundan böyle yapacağı bütün antlaşmalar veya gireceği milletlerarası angajmanlar derhal Sekreterliğe tescil edilecektir ve mümkün olan en kısa sürede Sekreterlikçe yayınlanacaktır. Tescil edilinceye kadar, bu gibi hiçbir antlaşma veya uluslararası angajman bağlayıcı olmayacaktır.

 

THE COVENANT OF THE LEAGUE OF NATIONS, ARTICLE 18.EverytreatyorinternationalengagemententeredintohereafterbyanyMember of theLeagueshall be forthwithregisteredwiththeSecretariatandshall as soon as possible be publishedby it. No suchtreatyorinternationalengagementshall be bindinguntilsoregistered.


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
Türkiye reel sektör bazında konsantrasyonunu ihracata bağlamış durumda. Elbette bunun önemini yok sayacak değilim.
Diğer Yazarlar
Türkiye ekonomisinin temeli % 99.8 KOBİ’lerimize bağlı.
Truva’nın Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girişinin 20. yılı olan 2018; ülkemizde “Truva Yılı” ilan edildi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 13 Şubat 2018’de yaptığı konuşmada, “Bizim için Afrin neyse Ege’deki, Kıbrıs’taki haklarımız da odur. Savaş gemilerimiz, Hava Kuvvetlerimiz, gerektiğinde her türlü müdahaleyi yapmak için yakın takipteler” dedi.
Haber programında Zeytindalı Harekâtı için Afrin’e giden Mehmetçikleri izliyorum.
Ne yapmalıyız, yapabiliriz? Aydınlara düşen görevler ne olur?
Sezon başından bu yana ön görülen ve tahmin edildiği gibi, büyük takımların zor – kolay maç periyotları sonucunda 3 büyüklerin puanlarının eşitleneceği öngörüsü sonunda gerçekleşti.
Dünyanın bir bütün olduğu günümüzde, bilimsel verilerden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ndeki siyasetçiler başta olmak üzere Türk karşıtı olarak yorumlanabilecek söylem yükselişe geçti.
Kaçak su bedellerini kim ödüyor?
Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek)." diyor Pessoa..
Bir meslek sahibi olmak mı yoksa dünyayı keşfetmek mi?