24.08.2017,00:16
İstanbul
Dolar
Euro
Altın
İmkb
“Haksızlık yapanlara gönül vermeyin”
2712016-12552972_10153921535774589_156661117630312356_n-010317.jpg
TÜLAY HERGÜNLÜ
Yazının başlığını Prof. Hüseyin Atay’ın “İslam’da İşçi- İşveren İlişkileri” adlı kitabından aldım. Bu cümle beni çok etkiledi;

“Haksızlık yapanlara gönül vermeyin”

 

Cümleyi okurken aklıma şöyle bir soru takıldı; Bu cümleyi, sayısız anlam ifade eden başka kalıplara sokabilir miyiz?  

Deneyelim bakalım neler çıkacak:

 

“Haksızlık yapanlara gönül vermeyin!”

“Oylarınızı çalanlara gönül vermeyin!”

“Verdikleri sözlerde durmayanlara gönül vermeyin!”

“Yalan söyleyenlere gönül vermeyin!”

 

“Mahkemeleri yandaş hâkim ve savcıların eline teslim ederek hak, hukuk ve adalet sistemini işlemez hale getirenlere gönül vermeyin!”

“Haksız kazanç sağlayanlara gönül vermeyin!”

“Emeklerinizi çalanlara, bordrolarınızı eksik beyan edenlere gönül vermeyin!”

“Zengine-fakire aynı oranda vergi salan zalimlere gönül vermeyin!”

 

 “İnsanları ‘kişi başı millî gelir 21 bin dolar oldu’ sözleriyle aldatanlara gönül vermeyin!”

“İşsizlik sorununu çözemeyenlere, istihdam yaratamayanlara gönül vermeyin!”

 “Emekli maaşlarında “intibak” adaletsizliği meydana getirenlere gönül vermeyin!”

“Sosyal Güvenlik Sistemi’ni ‘İşçi’, ‘Memur’, Bağ-Kur’ ayrımına tabi tutarak, adaletsiz bir yapıya dönüştürenlere gönül vermeyin!”

“İnsanları açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edenlere gönül vermeyin!”

 

“İnsanları kredi kartlarına, bankalara muhtaç ederek, hayatları boyunca borçlu yaşatarak ‘ekonomik köleliğe’ mahkûm edenlere gönül vermeyin!”

“Parası olanlara sağlık hizmeti sağlayanlara gönül vermeyin!”

“Ekmeğe KDV koyup, mücevherleri, trilyonluk yatları vergi dışı tutanlara gönül vermeyin!”

“Vatandaşı GDO’lu besinlere mecbur edenlere, tarımı, hayvancılığı bitirenlere, Türkiye’yi saman ve et ithal eder hale getirenlere gönül vermeyin!”

“Vatandaşı et yemekten mahrum edenlere gönül vermeyin!”

 

“Yandaş- yoldaş kayıranlara; ‘Alo Fatihçiler’e’, ‘paraları sıfırlayanlara’ gönül vermeyin!”

“Dinlerini ‘hakara-makara’ haline getirenlere, Kur’ân’ı ve Kâbe’yi pasta yapıp yiyenlere,  umre ziyaretlerini turistik geziye çevirenlere gönül vermeyin!”

“Muhalefet adına tek bir cümle sarf edenleri bile hapse atan düşünce yoksunlarına gönül vermeyin!”

 

“Vatandaşları, nefret tohumlarıyla karpuz gibi ikiye bölenlere gönül vermeyin!”

“Gaziler, şehitler arasında ayrımcılık yapanlara gönül vermeyin!”

“Adalet için yürüyenlere, ağaçlara sahip çıkanlara, ‘yaşamıma karışma’ diyenlere; ‘çapulcu, Vandal, terörist, ayyaş, alkolik, Fetöcü, edepsiz ‘v.b. diye hakaret edenlere gönül vermeyin!”

“ ‘Gözlerin görmediği halde, sana iş vermişiz’ diyerek insanı aşağılayanlara gönül vermeyin!”

“ ‘Madencinin ölmek fıtratında var’ sözleriyle maden kazalarına ‘ilahi kılıf’ bulmaya çalışanlara gönül vermeyin!

 

“ ‘Ananı da al git!’ diyerek vatandaşı kovanlara gönül vermeyin!”

“Soma’da madenciye tekme atan danışmanı işten atmayanlara gönül vermeyin!”

“Tecavüze uğrayan çocuklar için‘ bir kere olmuş’ diyerek tecavüzcü vakfı koruyan vicdanı kararmışlara gönül vermeyin!”

“Genç kızlara giyimleri nedeniyle tekme-yumruk atarak şiddet uygulayan magandaları serbest bırakan zihniyete gönül vermeyin!”

 

“Kızlarımızın yurtlarda cayır cayır yanmalarına sebep olan yobazlığa gönül vermeyin!”

’Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer. Perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralıktır’  sözleriyle kadını aşağılayan gerici zihniyete gönül vermeyin!”

“Sen, bir çuval kömüre, bir torba erzaka minnet duyarken, ülkenin bütün saraylarında saltanat sürenlere, çocukları gemi(cik)lerden inmeyenlere, gönül vermeyin!”

“ ‘Danışmanlık’ adı altında yandaş kadrolaşan ve binlerce lirayı ceplerine maaş olarak koyanlara gönül vermeyin!”

 

“ ’Çalıyorsa benden çalıyor’, ‘Çalıyor ama hizmet getiriyor’ düşüncesiyle çaldıklarını bile bile zulüm sahiplerine gönül vermeyin!”

 “Yol, köprü yapıyoruz diyerek, ‘geçiş garantisi’ adı altında vatandaşın parasını sermayeye hibe edenlere gönül vermeyin!”

“Dünyanın en pahalı benzinini satarak, ülkeyi alay konusu ettirenlere gönül vermeyin!”

 

“Okyanus ötesine; ‘Gel artık, bitsin bu hasret’ diyerek salya-sümük ağlayanlara, ‘Hoca efendi bu ülkenin yetiştirdiği değerli bir kıymettir’, ‘1000 yılın en büyük Türk büyüklerinden birisidir’ sözleriyle övgüler düzenlere, teşekkür edenlere ve ‘Ne istediniz de vermedik’ sitemlerini gönderenlere; tüm bunlara rağmen kendilerini sütten çıkmış ak kaşık yerine koyup, ‘aldatıldık’ mağduriyetine yatanlara gönül vermeyin!”

 

“Habur’da PKK için çadır mahkemesi kuranlara, Türkiye’yi, Kobani’ye geçiş yolu haline getirenlere, Oslo’da, Dolmabahçe’ de PKK ile masaya oturanlara; İmralı canisinin yol haritalarını meydanlarda Kürtçe okutanlara; hendek kazanları ve Nevruz kutlamalarında şehre inen eli silahlı teröristleri görmezden gelenlere gönül vermeyin!”

 

“Ergenekon, Balyoz ve benzeri kumpaslarda TSK’yı güçsüz düşürenlere, mensuplarını hapislerde çürütenlere, ölmelerine sebep olanlara, şerefli komutanların intihar etmelerine seyirci kalanlara; ‘Türkiye bağırsaklarını temizliyor’  diyenlere gönül vermeyin!”

 

“TSK’ nın subaylarını sanık, PKK yöneticisini tanık yapan kumpasçılara gönül vermeyin!”

“Devletin en mahrem bilgilerini kumpas sonucunda birilerine peşkeş çekenlere; bu bilgileri sorgusuz sualsiz teslim edenlere gönül vermeyin!”

 

“Darbe girişimi sonrasında,  silah tutmayı bile bilmeyen üç günlük ana kuzusu askerleri hapse atanlara; hiçbir şeyden haberi olmayan askeri okul öğrencilerini okuldan atıp, okullarını kapatanlara; ağaca selam veren acemi askerleri darbe yapıyor şuursuzluğuyla vahşice dövenlere, soyanlara, boğazlayarak ya da boğarak öldürenlere ve bu fiilleri örtbas edenlere gönül vermeyin!”

 

“15 Temmuz kurbanlarını oy malzemesi yapanlara gönül vermeyin!”

 “Ülkenin yönetim kadrolarını bir cemaatten alıp başka bir cemaat mensuplarına teslim eden zihniyete gönül vermeyin!”

 

“Eli silah tutacak 400 bin Suriyeli genç Türkiye’de keyif çatarken, Mehmetçiği Suriye bataklığında ölüme gönderenlere gönül vermeyin!”

“Türkiye’nin 18 adasını Yunanistan’ın işgal etmesine sessiz kalanlara gönül vermeyin!”

“Başında dondurma külahı ile dolaşan, şarlatan ve sahte tarihçileri; Atatürk’ün annesinin, manevi kızının namuslarına dil uzatan edep yoksunu hocaları baş tacı edenlere gönül vermeyin!”

 

“Anıtkabir’de dâhil olmak üzere Türkiye’nin dağını, taşını, ormanlarını, zeytinliklerini imara açanlara; yakanlara; SİT alanlarını ‘sittir’ alanlarına çevirenlere gönül vermeyin!”

“Türk Kurtuluş Savaşı Destanı’nı yok sayarak kendilerine sahte destan yaratmaya çalışanlara gönül vermeyin!”

 

“Atatürk’ü tarihin sayfalarından silmeye, Cumhuriyet’i yıkmaya çalışanlara gönül vermeyin!”

 “Vatandaşın değil, kendi istediklerini hayata geçirmek için hak, hukuk ve adaleti çiğneyenlere gönül vermeyin!”

 

*

 

Benden bu kadar… Sizler de kendi cümlelerinizi oluşturabilirsiniz. Ya da benim eksik bıraktıklarımı tamamlayabilirsiniz. Başka bir şey daha yapabilirsiniz; “gönül vermeyin” yerine “oy vermeyin”, “itibar etmeyin”, “minnet etmeyin”, “göz yummayın” “affetmeyin” gibi kelimeleri ekleyerek başka cümleler türetebilirsiniz.

 

Yazıyı yine kitaptan bir cümle ile bitirmek istiyorum.

“İnsan, seçtiği kimsenin yanlışlarına, adaletsizliklerine ve suçlarına ortaktır.”

 

Gönül verdiklerimizi bir kez daha gözden geçirmenin zamanı gelmedi mi?


hergunlu@ttmail.com

 

 


YORUMLAR
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Toplam Yorum 0 | Onay Bekleyen Yorum 0

Yazarın Diğer Yazıları
YazıYorum
FED Başkanı Yellen ve AMB (ECB) Başkanı Draghi ABD’de Jackson Hole toplantısında biraraya geliyor.
Diğer Yazarlar
2018’de vatandaş, belki de evim yok diye sevinecek.
Dünya Sinema Tarihi’nin en önemli yapıtlarından olan bu film 1962 yılında Ken Kesey tarafından yazılan bir romandan 1975’te beyazperdeye aktarıldı.
Türkiye’de demokrasinin askıya alındığı dönemlerde, milli irade ve Türkiye Büyük Millet Meclisi yok sayılarak kararlar alınıyor.
Yazının başlığını Prof. Hüseyin Atay’ın “İslam’da İşçi- İşveren İlişkileri” adlı kitabından aldım. Bu cümle beni çok etkiledi;
Bu ülkenin borçları neden devamlı artıyor? Çoruh Enerji Planı bize ne hediye (!) ediyor?
“Her ölüm, sana olan küçük bir ölümdür. ‘Çanların kimin için çaldığını sorması için birini gönderme, onlar senin için çalıyor’. Her ölüm, senin ölümündür. Ağaçtan kuru bir yaprak düştüğünde bile, o senin ölümündür.” Osho
Modern toplumlar, örgütlü toplumlardır ve her örgütün yönetilmesi gerekir.
Yaşanmakta olan kriz ne sadece Almanya seçimlerine dairdir ne de yeni başlamıştır.
Şirketlerin kurumsal Check-Upları ve ihtiyaç analizlerini bilimsel temelli yapmak artık çok kolay